![]() |
|
|
#1 |
|
|
Türkiye'de barış zemininin güçlü olmadığı doğrudur. Tutuklananlardan geri kalanlarının Mahmur'a geri dönen Barış Grubu'nun, geri dönüşlerine gerekçe olarak belirttikleri 'hükümetin demokratik çalışma koşullarını ortadan kaldırdığı' görüşü de yerindedir.
Hükümet, 'KCK operasyonu' kapsamına almakta tereddüt etmediği grup üyelerinin bir kısmının tutuklanması geri kalanlarının da her an 'tutuklanma tehdidi' altında bulunması bu sonucu yarattı... Bunlara önceki yazılarımda değindim, yer verdim. Hatta AKP'nin 'dağa git' siyaseti yürüttüğünü söyledim... Buradan bakıldığında 'grup üyelerinin geri gidişleri yanlıştı' demek, 'haklı' bulmamak mümkün değil. Elbette barış gibi önemli bir faaliyet için, çalışma güvenliği kadar 'can güvenliği' de önemsenmesi gereken bir konudur. Ancak soruna salt 'güvenlik' açısından bakmak da, dar ve yanılgılı bir yaklaşım olur. Barış mücadelesinin tarihsel siyasal önemi ve güncel gerekliliği açısından baktığımızda 'geri gidişleri doğruydu, doğru olanı yaptılar' diyemeyiz. * * * Soruna Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in durduğu yerden de bakmıyorum. Bakanın 'Keşke kalıp bu ülkede bu sürece katkı verselerdi bu arkadaşlarımız' sözleri de samimi bulmuyorum. Samimi olsaydı; çözüme katkı sunmak amacıyla gelenler, tutuklanmadan, geri kalanları ise geri gitmeden önce, söylediğinin gereğini yapar, barış çalışmalarına alan açardı... Bakan'ın tutumu biraz da, misafir kalkmış gitmek üzere, hatta kapıdan çıkmışken, 'kalsaydınız, daha çok erken' demeye benziyor ve gülünç duruyor... * * * Soruna farklı bir noktadan, barış girişiminin/barış mücadelesinin amacı ve güncel ihtiyaçları açısından bakıyorum. Buradan baktığımda ise 'Geri gidişleri' yanlış buluyor, nedenlerini de şöyle sıralıyorum. Birincisi; Barış savaşı arifane ve dervişane bir mücadeleyi, duruş ve davranış bütününü gerektirir. Dirençli olmak kadar sabırlı olmayı, tahammül göstermeyi zorunlu kılar. Karşı tarafın durumu, tutumu ne olursa olsun barış ısrarını korur. Sonunda acı da olsa, zindan da olsa vazgeçmez. İkincisi; Aynı koşullarda olan ancak her şeye rağmen barış mücadelesini yürüten 1. ve 2. Barış Grupları üyeleri var. Her şeye, her türlü baskıya, tehdide, tutuklanmaya, zorluğa rağmen geri gitmemiş, gelişlerini anlamlı kılmış, Kürt hareketinin demokratik barışçıl özünü daha bir görünür, anlaşılır kılmışlardır. Üçüncüsü; geliş gerekçeleri ortadan kalkmadığı gibi kendini daha bir yoğun hissettirmiştir. Bu durumda 'geri gitmek' yerine olanakları zorlayarak barışta ısrar etmeleri, 'toplumsal kabul görmeleri' ne de etkide bulunacak, siyasal tasfiye ve komplo planını boşa çıkarmış olacaktı... * * * Barış, bir taktik değil; temel insani ve stratejik bir tercihtir. Hatta zorunluluktur. 'Geri gitmiş' olmak, bu zorunluluğu ortadan kaldırmıyor. Bunu 'geri gidenler' de görmüş olmalı ki 'Tutuklanmamız barışa hizmet etmeyeceği için, bize pişmanlık dayatıldığı için barış mücadelemize Mahmur'da sürdürme kararı aldık. İmkanlar yaratılırsa yeniden Türkiye'ye dönüp barış mücadelemizi orada sürdürmek isteriz.' Diyorlar. Burada akla Adalet Bakını Ergin'in, 'keşke kalsalardı...', 'sürece katkı verselerdi...' sözleri geliyor. Bakan, dolayısıyla hükümet eğer samimi ise-ki olmadığını düşünüyorum; yanılmayı da çok istiyorum- , geri dönüşün, hatta daha kapsamlı daha etkin dönüşlerin imkanlarını yaratır. 'Keşke'lerle kalmaz. Sözü zamanında söyler, gereğini de zamanında yapar. Böylece belli bir mutabakat sağlanır. Türkiye' de çözüm için güçlü kolektif bir iradeye kavuşmuş olur. Delil Karakoçan Günlük Gazetesi |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| baris, geri, gitmemeliydi, grubu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
