<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Enternasyonal Forum - En Yeni Anketler</title>
		<link>http://www.enternasyonalforum.org/</link>
		<description>Enternasyonal Forum</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 08:57:37 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.enternasyonalforum.org/images/Burak/misc/rss.jpg</url>
			<title>Enternasyonal Forum - En Yeni Anketler</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/</link>
		</image>
		<item>
			<title>son görüşme notları</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5250&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 08:21:50 GMT</pubDate>
			<description>Öcalan: Görüşmeler...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Öcalan: Görüşmeler devam ederse rol alabilirim<br />
<br />
<br />
İSTANBUL - İmralı'da kendisiyle gerçekleştirilen görüşmeleri açıklayan Öcalan, 'Görüşmeler devam ederse ben burada aklımı, mantığımı kullanarak rol alabilirim. Kamuoyuyla da yaptığım bu görüşmeleri açıkça paylaşırım, bütün gelişmelerden de kamuoyunu bilgilendiririm.' dedi.<br />
<br />
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede sağlık sorunlarına değinen Öcalan, 'Sağlığımla ilgili bilinen şeyler devam ediyor, değişen bir şey yok, durum aynı. Yukarıdan, yüksek olan pencereden gelen hava akımı aşağıya doğru basınç uyguluyor, nefessiz bırakıyor, baskı var, boğuyor. Nefes almakta zorlanıyorum, ancak dayanıyoruz. Ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Bu nefessizlik durumundan öteye, üzerime yüklenen siyasi sorumluluk, baskı beni daha çok zorluyor. İki taraf da hem PKK hem devlet burada bana yükleniyor. Ben iki hafta daha bu sorumluluğu taşıyabilirim, tabi gelişmelere bağlı. Gelişme olursa rolümü oynarım ama Başbakan Erdoğan'ın son dönemdeki çıkışlarına baktığımda hayrete düşüyorum, Kılıçdaroğlu'ndan bile geri konuşuyor.Bir taraftan görüşüyorlar, diğer taraftan niye böyle yapıyorlar, milliyetçi söylemler geliştiriyorlar, milliyetçiliği körüklüyorlar? Tamam milliyetçi oyları hedeflediğinden yapıyor olabilir ancak böyle yapmamaları gerekiyor, bu yaklaşım herkese kaybettiriyor. Böyle kısa vadeli hesaplarla sorunu nasıl çözecek! Bu son konulara ilişkin açıklamalarına bakıyorum, oldukça hayrete düşüyorum. Böyle ucuz yaklaşımlarla çözüm gelişmez, milliyetçi söylemlerle olmaz.' dedi.<br />
<br />
<b>BOYKOT DERİNLEŞTİRİLMELİ</b><br />
<br />
'Boykot fikrini sadece benimsemek ve buna destek yetmez, boykot daha aktifleştirilmeli ve derinleştirilmelidir  ' diyen Öcalan, şöyle devam etti: 'Demokratik özerklik tartışılırken Batıdaki Kürtleri de elbette hesaba katıyoruz. Biz zaten Türkiye'nin batısındaki Kürtleri düşünüyoruz, onları da hesaba katıyoruz. Tabi bu demokratik özerklik tartışmaları yanlış tartışılıyor. Çok yanlış boyutlarda ele alınıyor. Bizim ortaya koyduğumuz demokratik özerklik projesi, etnisiteye ve coğrafi sınırlara dayanmıyor. Bizim demokratik özerklik anlayışımızda tek etnisite anlayışı, tek coğrafya anlayışı yok. Bu konulara Özgürlük Sosyolojisi adlı savunmamda oldukça ayrıntılı olarak değinmiştim. Alıp okunabilir, incelenebilir. Bizim anlayışımız Kürtlük anlayışı değildir, bizde tek başına Kürtlük anlayışı yoktur. Sadece bu anlayışla hareket etmiyoruz. Bizim ortaya koyduğumuz demokratik özerklik modeli tek başına Kürtlüğe, Türklüğe, Araplığa dayanmıyor. Demokrasiye dayanıyor. Örneğin Hatay'da da, Adana'da da bir demokratik özerklik kurulabilir. Orada Araplar kendilerini ağırlıklı ifade ederler. Bizim demokratik özerklik anlayışımız tek bir inanca da dayanmıyor. Halklara dayanıyor hatta tek başına halklar diye ifade etmem de eksik kalır, değişik toplumsal tabakalara, toplumsal sınıflara, toplumsal kesimlere dayanır. Bahsettiğimiz demokratik özerklik sadece Kürdistan'a ilişkin değil, Ege, Karadeniz, Orta Anadolu'ya da ilişkindir. Burada önemli olan kapitalist moderniteyle ortaya çıkan ulus-devlet anlayışının sorgulanması ve aşılmasıdır. Tartışmalar bunun üzerinden gelişmelidir.'<br />
<br />
<b>ULUS-DEVLETİ SORGULUYORUZ</b><br />
<br />
'Biz kapitalist moderniteyle ortaya çıkan dört yüz yıllık ulus-devlet deneyimini sorguluyoruz. Ulus-devlet modelinin halklara, toplumsal sınıflara, toplumsal tabakalara, toplumsal kesimlere dar geldiğini, yetmediğini görmek zorundayız. Nitekim Avrupa bile bu konuları tartışmaya ve aşmaya başladı. Ulus-devlet merkezli kapitalist anlayış aşılmak zorundadır. Sosyolog Weber'in benim de katıldığım 'Demir Kafes Teorisi' var. Bu teoriye göre ulus-devlet, toplumu boynundan demir kafese alıyor ve kendine tutsak ediyor. Toplum bu demir kafesin içinde esir ediliyor. Ulus-devletin toplum üzerindeki tahribatı bu teoriyle izah edilebilir. Ulus-devletin kurduğu bu kafes topluma dar geliyor. Bizim de yapmaya çalıştığımız ulus-devletin bu tahribatlarını gidermektir. Türkiye'de de mevcut ulus-devlet anlayışı sorunları çözmekten ziyade sorunun kaynağını teşkil etmektedir. Bu sistem Ortadoğu ve Türkiye toplum gerçekliğine aykırıdır, aşılmak zorundadır. Türkiye mevcut haliyle hiçbir kesime cevap olamamaktadır, Hiçbir kesimi tatmin edememektedir. Türkiye'de varolan bu ulus-devlet anlayışı, her taraftan yontulmaya başlanmıştır. Böyle bir süreç başladı Türkiye'de. Her kesim bir köşeden bu ulus-devleti yontmaya çalışıyor. Burada biz Kürtlere düşen görev belki de bu konularda öncülük etmektir. Biz demokratik özerklik projesini kendimizle sınırlandırmıyoruz. Salt Kürtlük etnisitesine dayandırmıyoruz. Kürtler bugün bunun öncülüğünü yapabilir ancak bu demokratik özerklik anlayışı bütün Türkiye'yi kapsayan bir projedir. Burada görülmesi gereken ulus-devlet anlayışıyla Türkiye'nin yönetilemeyeceğidir. Demokratik özerklik, ulus-devlet karşısında en doğru, uygulanabilir bir seçenektir. Sadece Kürtler için değil her yerde, Türkiye'de, Ortadoğu'da uygulanabilir bir seçenektir.'<br />
<br />
<b>ÖZERKLİKTE ÖNELİ OLAN TOPLUMUN İRADİSİDİR</b><br />
<br />
'Demokratik özerklik yönetiminde önemli olan toplumun yönetim iradesidir. Toplum devletin belli yetkilerini ele geçirip kendi yönetim anlayışını geliştirir. Devletin elinde kalan yetkiler sınırlı bazı yetkiler olacaktır. Toplum, merkezi devleti sınırlayarak kendi yetkileriyle kendini yönetecektir. Önemli olan devletin sınırlandırılmasıdır  . Ben buna merkezin yetkilerini topluma devretmek diyorum. Burada sadece halk da demiyorum, toplum diyorum. Bahsettiğim gibi Kürtler sadece Türkiye'de bunun öncülüğünü yapıyorlar. Bu proje Türkiye ile de sınırlı değildir. Irak için de Ortadoğu için de geçerlidir. Burada da uygulanır, gelişir. Bu gelişmeler birbirlerini besler, birbirlerinden haberdar bir şekilde gelişir. Ben ulus-devleti hemen ortadan kaldıracağız demiyorum fakat ulus-devleti olduğu gibi de kabul edemeyiz. Ulus-devlet belki hemen aşılamaz, bunun farkındayız ancak ulus-devletle yetinmeyeceğiz. Ulus-devleti idare etmeye de niyetimiz yok. Türkiye'de de yaratılmaya çalışılan 'tek ulus inşaası'dır. Cumhuriyet tarihinde yaratılmak istenen ulus kimliği Türklük kimliğidir. Hatta ben buna daha önce &#8216;Türk olmayan Türkçü ideoloji' demiştim, böyle tanımlamıştım. Burada yanlış anlaşılmasın daha önce de dile getirmiştim, Yahudi düşmanlığı, anti-semitistlik yapmıyorum ancak tarihsel bir gerçeklik olarak &#8216;Türk olmayan Türkçü ideoloji' de Yahudilerin rol aldığını söylemek zorundayım. Ben daha önceleri buna 'Anadolu Siyonizmi' de demiştim. Yahudiler bu Türkçü ideolojiyi geliştirerek Türkiye'de ulus-devleti inşa ettiler. Türkiye'deki ulus-devletin temelinde bu ideoloji vardır. Bu faşist-Türkçü anlayış biliniyor, İttihat ve Terakki'de de ifadesini bulur. Bir ulus inşa etme adına bütün farklı dil ve kültürler, kimlikler ve inançlar tek tipleştirilmeye çalışılmıştır. Bu İttihat ve Terakki faşizmi Hitler faşizmine bile fikir babalığı yapmış, Hitler faşizmini cesaretlendirmiştir. Biz demokratik özerklik derken bu tarihsel haksızlığa vurgu yapıyoruz: &#8216;Cumhuriyetin kuruluşunda varsınız ama içinde yoksunuz' haksızlığıdır bu.'<br />
<br />
<b>ÖZERKLİKTE DEVLET KARŞITLIĞI YOKTUR</b><br />
<br />
'KCK'nin bu ateşkes sürecinden sonra demokratik özerkliği ilan etme olasılığı var. İlan edilecek demokratik özerklik Türkiye'nin cumhuriyet tarihine de bir eleştiri olacaktır. Demokratik özerklik ilanı 1919-1922'nin güncellenmesi olacaktır. Biliniyor ki o yıllarda Erzurum'daki Kongre'ye, delegeliği düşen düşen Bitlis delegesinin yerine Mustafa Kemal, Bitlis delegesi olarak yani Kürt delegesi olarak Erzurum Kongresi'ne katılıyor. İşte biz bu tarihin güncellenmesini istiyoruz. Niye güncellenmesi gerektiğini söylüyorum, bu yıllar arasında demokratik özerkliğin tarihsel kökleri var. Bir de 1925'teki kırılmanın-provokasyonun-komplonun, ilişkilerdeki bozulmanın iyi anlaşılması gerekir. Demokratik özerklikte devlet karşıtlığı yoktur. Kürtler, güvenliğinden spora kadar tüm alanlarında devlete ihtiyaç duymadan kendi toplumsal örgütlülüklerini geliştirmeliler. Sosyal, ekonomik, kültürel örgütlenmelerini gerçekleştirmelidirl  er. Kendi iç güvenliklerini sağlamalılar. Bunun için devletin bunları kabul etmesini beklememelidirler. BDP de siyasi mücadelesini geliştirebilir. Burada demokratik siyasi seferberlikten bahsediyorum. Demokratik özerklik ile birlikte Kürtler ulus olma hakkını, tarihsel haklarını, diğer kimlikler de kendi demokratik haklarını, azınlık haklarını elde ederler. Kürtler sosyal, siyasal, kültürel konumları gereği demokratik özerkliğe en yatkın toplumsal kesimdir. Kürtler bu özelliğiyle demokratik özerkliğin ve Türkiye demokrasisinin öncülüğünü yapabilirler. Kürtlerin demokratik özerkliği, kademe kademe Türkiye'nin her tarafına yayılabilir. Sadece Kürtlere ait bir proje değil. Aslında İlker Başbuğ'un korktuğu, tehlike olarak gördüğü husus budur.'<br />
<br />
<b>GÖRÜŞMELER DEVAM EDERSE ROL ALABİLİRİM</b><br />
<br />
'Önümüzdeki bu son iki hafta oldukça önemli. 15-20 Eylül'de birçok şey netleşir. Referandum sonrası 12-20 Eylül arası bazı şeyler daha çok netleşir. Ben de halkımıza bu tarihe kadar bekleyin diyeceğim. Eğer bu tarihe kadar bir gelişme olmazsa ben sorumluluk almayacağım. Ve KCK alacağı kararlara göre kendi sorumluluğunu üstlenmelidir. Eğer belirli adımlar Hükümet tarafından atılırsa o zaman rolümü oynamaya çalışacağım. Benimle yapılan görüşmeleri, biraz da ilk buraya getirildiğim dönemdeki gelişmelere benzetiyorum. Buraya ilk getirildiğim dönemler askeri heyet, bir süre benimle diyaloga geçti, bir süre görüştüler ardından görüşmeler aniden kesildi. Ve bir daha uzun süre görüşme olmadı, buna bir anlam veremedim. Şimdi de benzer bir durum yaşanabilir. Ve bunun ardından topyekün bir saldırı olabilir, bunlar ihtimal dahilinde olabilecek şeylerdir. Son genelkurmay başkanının 17 Ekim süresinin uzatılmasını istemesi de bunun işareti olabilir. Diyalog ve görüşme olmazsa kapsamlı bir yönelim olursa benim burada yapabilecek bir şeyim kalmaz. Görüşmeler devam ederse ben burada aklımı, mantığımı kullanarak rol alabilirim. Kamuoyuyla da yaptığım bu görüşmeleri açıkça paylaşırım, bütün gelişmelerden de kamuoyunu bilgilendiririm.'<br />
<br />
<b>PARTİLER UCUZ YAKLAŞIYOR</b><br />
<br />
'Bütün bunların yanında siyasi partilerin polemiklerine, ağız dalaşlarına baktığımda oldukça ucuz, dar, çıkarcı yaklaşımlar görüyorum. Türkiye'deki bu partiler devleti içinden çürütmüşler, yozlaştırmışlardır. Belki devlet değiller ancak devlete zararları büyüktür. Burada ilan ediyorum, bu partiler devletin içini oymuşlar, devletin devletliği de kalmamış. Ben bunlara 'politik parti oligarşisi' diyorum. Türkiye'deki bu siyasi partiler ülkeyi bir kaosa sürüklüyorlar. İktidar olamazsa bile oligarşik egemenlikleri her zaman mevcuttur. Bu siyasi parti oligarşisi gerçeğini iyi görmek gerekir. AKP de bu oligarşinin bir parçası durumundadır. AKP öyle dile getirildiği gibi, söylendiği gibi çetelerin, statükoculuğun üzerine gitmiyor. Tam tersi AKP, Ergenekon gibi oluşumlarla pazarlık yaparak, tavizler koparıp, tavizler vererek kendi varlığını sürdürüyor. Teslim olmuşlardır. Varlığını bu teslimiyete dayandırarak sorunların köklü çözümünü gerçekleştirme şansını yitiriyor. Erdoğan'ın kullandığı dile bakıyorsunuz, çok ucuz. Ancak Kürt sorunun çözümü için Sayın Başbakan'ın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın daha aktif rol almaları gerekiyor. Bu konuda bütün tarafları üzerlerine düşen sorumluluğu gerçekleştirmeye çağırıyorum. Devlet de Hükümet de Başbakan da kendi sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Son olarak tekrar ediyorum. Cumhurbaşkanı 'insiyatifimi kullanacam' diyor. Cumhurbaşkanı'na buradan sesleniyorum. İnsiyatifini kullansın. Sorumluluk alabilir, devreye girebilir.'<br />
<br />
<b>AKP DİKTATÖRLÜĞE GİDİYOR</b><br />
<br />
'Bütün bu gelişmeler gösteriyor ki AKP, diktatörlüğe doğru gidiyor. Türkiye'de İttihat ve Terakki'den bu yana yüz yıllık bir çete kültürü var. İktidarda olmasalar da iktidar adına cinayetler, katliamlar işliyorlar. Ben bunlara 'örtülü-gizli soykırım çeteleri' diyorum. İttihat ve Terakki'den bugüne kadar gelen gelenek 'örtülü-gizli soykırım rejimi'dir. Gelirken de emin olmak için tekrar bir göz attım. Enver Paşa'nın amcası Halil Paşa anlatır; 'İttihat Terakki adı geçmesin, ittihat terakki adına olmasın diye biz yöntem olarak şunu geliştirmiştik', 'Yunanlı askerlerin kılığına girip cinayetler işlerdik. Bu cinayetleri Yunanlılara mal ederek, Yunanlılar adına işlenmiş gibi gösterirdik, üzerlerine Yunan isimleri yazılı mektuplar bırakırdık' demektedir. Günümüzde de bu tür örtülü-gizli cinayetler işlenmektedir: Siirt-Pervari'deki tecavüzler, Şırnak'taki tecavüzler, yine hatırlanırsa Maraş'ta dört kızkardeşin el ele tutuşarak suya atladığı -bu intihar olarak basına yansıtılmıştı ancak intihar değil- söylenen olay, yine bu son Konya-Kulu'daki dört kardeşin ölümü. Bu son olayda dört çocuğun oyun amacıyla oraya girdiği çok inandırıcı gelmiyor.'<br />
<br />
<b>BATI KÜRTLERİNİ GÖÇERTMEK İSTİYORLAR</b><br />
<br />
'Bu tür olaylarla ne amaçlanabilir? Birincisi Batıdaki Kürtleri korkutmak ve göçertmek olabilir. İkincisi Örtülü soykırım çetelerinin faşist, tekçi Türkçü zihniyetinden kaynaklı olabilir. Bu katiamları KCK de BDP de anlayamıyor, anlamaya da çalışmıyor. Bu konular üzerinde kafa yorulmalıdır. İşte bütün bu olayların hepsi planlı, programlı bir soykırımdır, cinayetlerdir. Devletin direkt içinde olmasalar bile Türkiye toplumunda yaratılan Kürtlere karşı 'soykırım çeteleri'nin işidir. Bu olayların çok yönlü araştırılarak ortaya çıkarılması gerekir. Bu olaylar öyle kendiliğinden gelişen olaylar değildir. Cumhuriyet tarihinde bu tarz cinayetler, soykırım uygulamaları sadece Kürtlere karşı uygulanmadı. İşte Maraş'ta, Sivas'ta -insanlar yakıldı-, Çorum katliamları, 1938'de yaşanan Dersim katliamı - Dersim'de çocukların çok vahşice öldürüldükleri anlatılır-, bütün bunlar birer örnektir. Yine Ermenilere yapılan katliamlar, uygulamalar ortadadır. Son olarak Hrant Dink kalmıştı, onu da katlettiler. Hrant Dink, ayakta kalan son Ermeni'ydi. Türkiye'de yaşayan diğer Ermeniler zaten korkularıyla yaşıyorlar. Hrant Dink tek Ermeni'ydi. Bu özelliğinden dolayı hedef alındı, katledildi. Bu da son Ermeni katliamıdır. Sonra ne oldu? Hrant Dink'in katili Ogün Samast emniyette polis tarafından omuzlara alındı, kahraman ilan edildi! Yine Malatya'da Zirve Yayınevi'ne yapılan baskın, vahşice boğaz kesme, işte rahip Santori cinayeti. Bunların hepsi 'Türklük' adına yapılan soykırım uygulamalarıdır. Bu çeteler, tarihten bugüne örgütlüdürler ve her dönem Türkiye'yi esir aldılar ya da almaya çalıştılar. İşte 'Hizb-i kontra', Türk İntikam Tugayı, TİT deniyordu. İşte Akın Birdal'in vurulması vardı. Bu ölümleri bile anlamıyorlar. AKP'nin bugün temsil ettiği birinci kimlik 'Türklük', ikincisi ise 'İslam', yani 'Türk-İslam'dır. AKP bugün bu iki kimliği yani Türk-İslam kimliğini temsil etmektedir. AKP ile bu çeteler arasındaki savaş da bir iktidar savaşıdır. Yoksa sanıldığı gibi statükoya karşı, yeni, değişimci bir mücadele değildir. Bu bir iktidar savaşıdır, ben buna 'çeteler savaşı' diyorum hatta bu tanım da karşılamaz, 'iki hegemonik gücün savaşı' diyorum. AKP bu hegemonik savaşı kazanırsa iktidarını sağlamlaştırır, diktatörlüğünü ilan edecektir. Bu hegemonik savaşı kaybederse işte bahsedilen Yüce Divan yolu gözükür, yargılanır. AKP de bütün bunların bilincindedir. AKP diktatörlüğe doğru gidiyor. Bütün gelişmeler bunu gösteriyor.'<br />
<br />
<b>KÜRTLER SOYKIRIMI İYİ GÖRMELİ</b><br />
<br />
'Kürtler kendilerine yıllardır uygulanan bu soykırım rejimini iyi görmelidir. İşte son olarak Konya'daki dört kardeşin ölümü dikkat çekicidir. BDP bu olayları aydınlatmaya çalışabilir. Toplumun her tarafında, her yerinde ağ ağ örgütlenebilir, hakim olabilir, böylesi olaylar olduğunda hemen müdahale edebilir. Hukukçular da olayların mantığını anlayabilir. Bu tür olayların peşini bırakmamalıdırlar. Bu tür olaylar öyle kolay açıklanamaz! Bunların hepsi planlı, belli güçler tarafından organize edilen cinayetlerdir. Örneğin Şırnak'taki yatılı bölge okulundaki tecavüzler, bunlar tek başına yatılı bölge okulu gerçekliğiyle açıklanamaz. Bu tür olaylarda çok değişik etmenler, etkenler de vardır, cinsel sapıklık, sadistlik, vahşilik gibi nedenler de var. Avukatlar da bu tür olayların üzerine gidebilir. Örneğin akıllı, çalışkan bir avukat tek başına bu olaylardan sadece birinin üzerine gidip, aydınlatsa, açığa çıkartsa İtalya'daki temiz eller operasyonu gibi diğer bütün kirli işlerin hepsi çorap söküğü gibi aydınlatılabilir. Ama doğru düzgün bir ilgilenme bile yok. Bu da örgütlülüğün zayıf olmasıyla alakalıdır. Toplumun içinde ağ gibi örgütlenilirse bütün bu olaylar hemen aydınlatılabilir ve halkımıza sahip çıkılabilir.'<br />
<br />
<b>İKİ HAFTA BEKLEYECEĞİM</b><br />
<br />
'Bu son iki hafta çok önemli. İki hafta daha bekleyeceğim. Buradaki çabalarım; yasal, anayasal bir zemin yaratıp bu zeminde sorunun çözülmesi yönündedir. Tercih ettiğim yol, yasal-anayasal yoldur. Önümüzdeki günlerde olumlu gelişmeler olmazsa benim burada yapabileceğim bir şey kalmayacak. Eğer bazı gelişmeler olursa ben de rolümü oynamaya çalışırım. Süreç tıkanırsa o zaman devlet de KCK de kendi yaptıklarının sorumluluğunu almak zorundadırlar. AKP'nin önünde tarihi fırsatlar var, bunları değerlendirebilir. KCK de bundan sonra attığı adımların sorumluluğunu almalıdır. Çözümün gelişmemesi durumunda Kürdistan'da ikili iktidar durumu ortaya çıkar. Bir taraftan KCK iktidarı diğer taraftan devlet iktidarı olur, bu şekliyle yürür. İşte Kosova, Kuzey Kıbrıs örnekleri var, devletten bir beklenti içine girmezler. Gelişmeler gösteriyor ki yeni bir çatışma süreci ihtimal dahilindedir. KCK de bundan sonra bir karar alırsa bu devrimci bir karar olmalıdır. Geçmişteki gibi kontra, jitemvari eylemlere bulaşılmamalıdır. Ben yine buradan belirtiyorum, böylesi bir durumda da sorumluluk kendilerinindir. Ben böyle yapın demiyorum. Benim geliştirmek istediğim tarz, yasal-anayasal düzlemde sorunu çözmektir.'<br />
<br />
<b>HALKI ZOR DURUMA SOKACAK EYLEMLERDEN KAÇINILMALI</b><br />
<br />
'Halkı zor duruma sokacak eylemlerden kaçınmalıdırlar. Ben geçmişte de bahsettim, bizim gerillacılık, savaş anlayışımızı kendi içimizden çıkan çeteler yıprattı. Ben doğru-devrimci savaş tarzında eğitip gönderdiğim bazı tipler benden ayrılır ayrılmaz benim adımı da kullanarak söylediklerimin tam tersini yaptılar. Bir köydeki korucuları cezalandıracağım diye içimizde türeyen çeteler yapıyordu bunları. Hogir, Kör Cemal, Şahin Baliç, Şemdin Sakık... Bunlardan daha önce bahsetmiştim. Bunların Jitemle kol kola bu tarz kontravari eylemleri yaptıkları daha sonra açığa çıktı. Bazıları da iktidar hırsıyla yaptı. PKK Ana Karargahı olarak bunlara hakim olamıyorduk. Biz böylesi eylem emirleri vermiyorduk, bize rağmen böylesi eylemler yapıldı ve savaş yozlaştı.'<br />
<br />
<b>KENTİ YAĞMALAYIP ŞEYH SAİT'E MAL ETTİLER</b><br />
<br />
'Tarihten bir örnek verecek olursam, Şeyh Sait daha Diyarbakır'a girmeden Diyarbakır şehir merkezinde bugünkü jitemvari tarzda hırsızlık ve talan yaparak onlara malettiler. Şimdiki KCK de kendi içindeki sızmaları, jitemvari kontra oluşumları önleyebilmelidir. Üzerinde hiçbir şaibe bırakmamalıdır. Salih Özdemirlerin olayları gibi olaylar yaşanmamalıdır. Batman'daki bu olayda iki yönden araştırılmalıdır. Birincisi şudur: Evet eylemi PKK yapmış olabilir, eylemi yapanlar bilmeyerek de yapmış olabilirler. Ancak içlerinde sızma olabilir ya da yönlendirilmiş olabilirler, bu araştırılmalıdır. İkinci araştırılması gereken husus ise Salih Özdemirleri akşam vakti öyle apar topar eylem yerine gönderten etkenler, sebepler açığa çıkarılmalıdır. Akşam vakti öyle apar topar onları oraya kim gönderdi? Ne oldu da hemen eylem yerine koştular. Bunlar araştırılmalı, açığa kavuşturulmalıdır.'<br />
<br />
<b>ROJ TV DAVASI AFGANİSTAN İLE İLGİLİ</b><br />
<br />
'Roj tv hakkında açılan davaya ilişkin de şunu belirtebilirim: Afganistan'la ilgilidir. Afganistan'da Türkiye'nin askerine ihtiyaçları var. Rasmussen de oradan sorumlu. Bu gelişmeler onunla alakalıdır. Çok tarihi günlerden geçiyoruz. Kürtler kararlarını kendileri vermelidirler, kendilerini bekleyen tehlikeleri görmek zorundadırlar. Dörtyol, İnegöl benzeri olaylarla amaçlanan, Kürtleri erken isyana teşvik edip, erkenden isyan ettirip, boğuntuya getirmektir. Dörtyol ve İnegöl'de üçyüz-dörtyüz kişinin öldürülmesi planlanmıştı. Biz de burada kendimize göre aldığımız bazı önlemlerle bunları engellemeye çalıştık. KCK, BDP bunları yeterince anlayamıyor. Bunlarla Kürtlerin katliamı hesaplanıyor. Katliam dışında kalan Kürtleri de Güney'deki Federe devlete sürerek oraya hapsetme planları var. Kürtlere de bu şekilde Ermeniler gibi yapmak istiyorlar. Böylesi tehlikeler vardır.'<br />
<br />
<b>URFA'DA PARA DAĞITILIYOR</b><br />
<br />
'Urfa'da birçok yerde boykotun kırılması için paralar dağıtılıyor. Urfa'da bunun için 8 trilyon para harcandığı söyleniyor. Bazı kesimleri de kendilerine bağlayarak Kürtlerin boykot tavrını yumuşatmaya çalışıyorlar. İşte o esnaf-tüccarlar da açıklama yaptılar. Buradan onlara sesleniyorum, kendilerini kullandırtmamaları gerekir. Yine Kürtler adına, alakası olmayan isimleri kullanarak, gazetelerde, tv'lerde konuşturarak bu birliği bozmaya çalışıyorlar. Kürtlerin siyasal tavrını parçalamaya çalışıyorlar. İşte 2003, 2004'lerde de PKK'yi ikiye böldüler. Kürtler içindeki islami duyguları kullanarak, AKP'ye taban yaratılmaya çalışılıyor. Yine imamları kendi yanlarına çekmek istiyorlar. İmamlar da kendi üzerlerinde oynanan bu tehlikeli oyunların farkında olmalılar, kendilerini korumalılar. Hakkari'de bir imam öldürüldü. Bunu PKK'nin üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Bu tür oyunlara karşı uyanık olunmalıdır. BDP sadece boykotla yetinmemelidir, bu tür oyunları teşhir etmek için de mücadele edebilir, bunlar teşhir edilmelidir. Bursa'da mevsimlik işçiler ahırlarda yaşatılıyormuş. Yerleşim yerlerinin dışında yaşıyorlar ve sırf Kürt oldukları için minübüslere alınmıyormuş. BDP bu sorunlara el atmalıdır, gidip yerinde incelemelidir. Halkımızın yaşadığı bu sıkıntılara duyarlı olmalı ve onlara sahip çıkmalıdır. Öyle sadece boykotla yetinmemeli, Kürtlerin tüm sorunlarıyla ilgilenmeli, örgütlemeli, birbirinden haberdar olmalıdır. Tüm cezaevindeki arkadaşlara, dostlara, Dersim, Hatay ve Kars'taki halkımıza selamlarımı iletiyorum.'<br />
<br />
ANF</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>düşünsel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5250</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["masumiyetin".., şeytani yüzü..!!]]></title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5249&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 23:13:32 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA["taraf" gazetesinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>&quot;taraf&quot; gazetesinin yayın karakteri artık bir ekol oldu..<br />
 <br />
yalan haber.. &quot;servis&quot; lerden &quot;servis&quot; edilen haberler.., demagojik anlatımlar.. ve &quot;çaktırmadan&quot;!!! akp reklamları... vs. vs..<br />
her şekle giren bukelemun misali bir gazete..<br />
 <br />
siyamlı ikizi olarak bu işe &quot;birigün&quot; soyunmuş.., &quot;taraf&quot; karakterine öykünüyor..<br />
 <br />
son zamanlarda ambalajlanmış şöven yazıları ve t.şkp aktarma şöven yazarları ile arzı endam ederken.., sürekli chp reklamları da yapıyordu...<br />
 <br />
şimdi de &quot;taraf&quot; gibi bir tarza soyunmuş...<br />
ece temelkuran ın bir yazısını aktarmış..,<br />
 <br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
 <br />
fotosu da bu..., yazımın başlığının resmi.., <br />
<b> &quot;masumiyetin&quot; şeytani yüzü</b>...<br />
ece.. çocuk yüzü ile masum görünür.. ve bir çok yazısıyla da sanki bunu ispatlar ama içi başkadır.. <br />
değil ise bile bu sunacağım yazısı bunun tersini.., ne yazıkki ispatlıyor..<br />
 <br />
aptal değildir.. çok zekidir.. bunu özellikle vurguladım..<br />
çünkü.., birileriyle yaptığı tv proğramında.., birisinin yaklaşımına göre.., boykot'dan hayıra geçtim diyor ise..,  ve bunu da boykotu savunanları karalama temelinde yapıyor ise..,<br />
 ya apolitikdir.. ya salaktır.., yada şeytan...<br />
 <br />
yazısına çok acı ve talihsiz bir kaza ile başlamış..<br />
<font color="magenta">Halis Atış, çarşamba gecesi 23.00&#8217;te referandumla ilgili afiş asıyordu. Afiş 30 metre yüksekliğe asılabilsin diye vinç bekliyordu. Günde 16 saat çalıştığı için yorgundu ve İstanbul&#8217;da önceki gece kış gibi geçiyordu. Pankart bezine sarınıp yere kıvrıldı. Vinç geldi. Pankartın üzerinden geçti&#8230; Çaresizlikten referandum pankartına sarılmış yoksul bir adam ezilerek öldü. İki çocuğu vardı ve 8 kişiye bakıyordu. </font><br />
<font color="magenta">Bir yoksul, başka bir yoksulun üzerinden geçti önceki gece, ezerek öldürdü. Muhtemelen biri bir taşeron, öteki başka bir taşeron için çalışıyordu. Muhtemelen ezen de yorgundu en az ezilen kadar. Muhtemelen o da açtı öteki kadar. &#8220;Kimse bakmıyor onlara, yoksullar sessizce birbirlerinin hikâyelerini izliyor şehirde&#8221; diye yazmıştım önceki günkü gazetede. Yetmezmiş meğer&#8230; Meğer &#8220;Yoksullar birbirinin katili yapılıyor sessizce&#8221; demek de gerekiyormuş, &#8220;Yorgun argın birbirlerinin üzerinden geçiyorlar&#8221;&#8230; <br />
</font><br />
 <br />
olay çok açık.. birgarip kaza.. buradan açıklı bir ironi çıkartmış.. <br />
çıkartsın buna itirazım yok.. <br />
ama buradan sonra geldiği yer çok demagojik olunca.. bu acıdan ekmek çıkartmak isteyen <b>timsahın gözyaşı</b> gibi olmuş.. tıpkı ağlayan timsah<b> rte</b> gibi.. <br />
 <br />
<font color="magenta">Pankartın üzerinde &#8220;Evet&#8221; yazıyormuş, malum, AKP&#8217;nin referandum reklamları. &#8220;Hayır&#8221; da yazabilirdi. Yani, &#8220;&#8216;Evet&#8217; adam öldürüyor&#8221; makamını başkalarına bırakıyorum. </font><br />
<font color="black">madem bahsettin bırakma sen devam et o zaman.. </font><br />
<font color="black">madem bunu kullanmak etik değil hiç buraya dokunma.. değil mi!!</font><br />
 <br />
aslında konu bu da değil...<br />
arkasından anlattığı ile ne ilgisi var diyeceksiniz..<br />
<font color="magenta">Ve işte bu yüzden sevgili kardeşim, ben referandumda &#8220;HAYIR&#8221; demeye karar verdim. Ben &#8220;HAYIR&#8221;diyorum, size de naçizane tavsiye ediyorum. </font><br />
<font color="black">buradan ne anlarsınız.. anlattığı o olay etkilemiş bu yüzden hayır diyor anlaşılmaz mı??</font><br />
 <br />
<font color="black">sonrada </font><br />
<font color="magenta">Çünkü&#8230; <font color="black">diye devam ediyor.. oysa neden dediğini yukarıda anlatmasına karşın.., tekrar..,  çünkü demenin anlamı nedir.. !!!????</font></font><br />
 <br />
<font color="magenta"><font color="black">burasına çok dikkat edin.. &quot;<font color="magenta">çünkü</font>&quot;!! daha önce boykot diyormuş.. ve neden boykot diyormuşa da dikkat edin..</font></font><br />
<font color="magenta"><font color="black"><font color="magenta">Boykot edecektim, <b><font color="blue">bu pis kavgaya girmeyeyim</font></b> dedim. <font color="blue">Böyle oluşan bir siyasal zemine &#8220;Lanet olsun</font>&#8221;dedim. <b><font color="blue">İktidar ve iktidar karşıtları dışında hiçbir kesimin dahil edilmediği bu &#8220;darlanmaya&#8221; dahil olmayayım</font> </b>dedim. <font color="blue">Sadece siyasal olarak değil ahlaken de reddettim bu saçmalığı</font>. Genel <font color="blue">seçim havasına sokulan Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli buldum.</font> Nitekim birkaç kanalda ve yazılarda anlattım bu durumu. Bakınız &#8220;Bıktık!&#8221; başlıklı yazı. </font></font></font><br />
 <br />
<font color="black"><b>bir kişi bir siyasal olguda tavır alırken.. politik nedenlerle tavır alır.. duygusal yada kişisel nedenlerle değil</b>..</font><br />
şimdi boykot gerekçelerini alt alta sıralayacağım..<br />
 <br />
1- <b><font color="#0000ff">bu pis kavgaya girmeyeyim</font></b><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">2-</font> </font><font color="#0000ff">Böyle oluşan bir siyasal zemine &#8220;Lanet olsun</font><br />
<font color="#0000ff"><font color="black">3-</font>  <b>İktidar ve iktidar karşıtları dışında hiçbir kesimin dahil edilmediği bu &#8220;darlanmaya&#8221; dahil olmayayım</b></font><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">4-</font></font><font color="#0000ff">Sadece siyasal olarak değil ahlaken <font color="black">(burası çok önemli.. siyasal olarak bırak ahlaken ters buluyor) </font> de reddettim bu saçmalığı</font><br />
<font color="#0000ff"><font color="black">5-</font> <font color="#ff00ff">Genel </font><font color="blue">seçim havasına sokulan Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli buldum.</font></font><br />
<font color="black">şimdi bu gerekçeleri bir daha okuyun ve söyleyin...</font><br />
 <br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">referandum oylamasına katılmayı...,</font></font><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">1-</font>  <font color="#0000ff"><b>bu pis kavgaya girme<font color="black">-k olarak görmüyor mu??</font></b></font></font><br />
<font color="#0000ff"><font color="black">2-</font><b> İktidar ve iktidar karşıtları dışında hiçbir kesimin dahil edilmediği bu &#8220;darlanma </b></font><font color="black"><b>.. olarak görmüyor mu??</b></font><br />
<b>3- </b><font color="#0000ff">Sadece siyasal olarak değil ahlaken </font><font color="black"> de.., aptalca saçma ve de kirli bulmuyor mu???</font><br />
 <br />
bu saydıkları sadece evet için geçerli değildir.. hayır içinde geçerlidir.. aslında evet-hayır sorun değil.. katılmak sorundur demektedir..<br />
yanlış ise itirazlarınızı belirtin ve ispatlayın..<br />
 <br />
bu kadar laftan sonra.. bu &quot;masumiyetin&quot; şeytanlığını.., timsahın gözyaşları içinde anlatımı pozlarında neden ..?? evet neden..,<font color="black"> <b>tükürdüğünü yalıyor</b></font>.....?????<br />
 <br />
ilk girişte anlattığı kaza işin timsah gözyaşlarıdır.. kendisi de belirtmiş..,<br />
 ve <font color="magenta">çünkü</font> diye devam etmiş.. boykot derken birden vazgeçip.., hayır demek gerektiğini kavramış-mış...!!<br />
 <br />
bu şu anlama gelir..<br />
 <br />
daha öncesinde saydığım gerekçelerimin tümünü .. <font color="#0000ff">siyasal olarak <font color="black">... ve...</font> ahlaken </font><font color="black">  <font color="#0000ff">aptalca, saçma ve kirli buldum.</font> </font><br />
 <br />
<font color="magenta">çünkü..;</font><br />
<font color="magenta">Gel gör ki geçtiğimiz günlerde AKP&#8217;nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler ile bir canlı yayına katıldık Habertürk&#8217;te<b>.Ayşe dedi ki mealen, &#8220;Boykotçuların kendilerine göre nedenleri var tabii&#8221;</b>. <font color="blue">Sonrasında &#8220;hayır&#8221; oyu verenlere karşı konuştu. </font>Tartışmasına tartıştık. Referandumun 12 Eylül&#8217;le hesaplaşma olduğunu savunan biriyle kafa kafaya gelmemiz kaçınılmaz. Hatta bu değişiklikle daha sivil, daha demokratik bir Anayasa&#8217;ya kavuşacağımız söylendiğinde&#8230; Biz de bir yerde hukukçuyuz, okuma-yazmamız var vesaire, sinirleniyoruz elbette. Fakat tuhaf da bir hava vardı. <b>Sanki boykotçuya &#8220;fasulyeden&#8221; muamelesi çekiliyor gibi geldi. Fazladan bir şefkat söz konusu. Hani düşman olarak bile adam yerine koymama durumu. Ayşe için söylemiyorum, genel olarak böyle bu. </b></font><br />
 <br />
<font color="magenta"><font color="black">bu kadarı da olur mu demeyin.. oluyormuş demekki.., bu toplum daha önce de ahmet altanları kürt dostu olarak görmedimi.. </font></font><br />
<font color="magenta"><font color="#000000">bunlardaki ağanın marabasına &quot;şevkati&quot;dir.. dikilen  dik duranı sevmezler.. bu yüzden iki çeşit kürt vardır.. bunlara göre.. bunlar.., ikincisini sevmezler.. </font></font><br />
 <br />
<font color="magenta"><font color="#000000">ve bu yüzden.., bir an gelir.. takke düşer kel görünür...</font></font><br />
 <br />
<font color="magenta"><font color="#000000">bu kadarı da olur mu demeyin.. oluyormuş demekki.., </font></font><br />
<font color="magenta"> <br />
AKP&#8217;nin MKYK üyesi Ayşe Böhürler ..<b>Boykotçuların kendilerine göre nedenleri var tabii&#8221;</b>. <font color="black">böyle demediği belli.. çünkü</font> <b>Ayşe dedi ki <font color="blue">mealen</font></b><font color="black">diyor.. yani böyle demedi ama ben böyle anladım demek istiyor.. <br />
</font><br />
</font> <br />
<font color="black">sen ne bok anladıysan anladın.. ne dediğini alıntıla ki bizde &quot;<font color="magenta">mealen</font>&quot; anlayalım.. </font><br />
<font color="black">akp bas bas bağırıyor.. hayır da deseniz sandıklara gidin diyor.. sandıklara gidenlere baskı yapılıyor diyor.. bu pislik<font color="darkgreen">(hakaret ediyorum .. çünkü fazlasını hakediyor.. yaptığı alenen ahlaksızlıktır</font>) ne anlatıyor..</font><br />
yediği &quot;halt&quot; yetmemiş..;<br />
<font color="#0000ff">Sonrasında &#8220;hayır&#8221; oyu verenlere karşı konuştu. diyor.. yani boykotçulara bir sözü yokmuş da.., işi gücü hayırcılarla imiş.., ve yine bu &quot;halt&quot; da yetmemiş..,</font><br />
 <br />
<b><font color="#ff00ff">Sanki boykotçuya &#8220;fasulyeden&#8221; muamelesi çekiliyor gibi geldi. Fazladan bir şefkat söz konusu. Hani düşman olarak bile adam yerine koymama durumu. </font></b><br />
<b><font color="black">yoruma gerek var mı????</font></b><br />
 <br />
<b><font color="#ff00ff">Ayşe için söylemiyorum, genel olarak böyle bu. </font></b><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black"><b>yapma be... demekki herkes boykotçuları fasulyadan sayıyor..</b></font> <font color="black">dikkate bile almıyor.. hatta</font> <b>rte <font color="black">amed mitinginde.., sevgili</font> fasulyalarım</b> <font color="black">diye hitap etmiş..</font> </font><br />
<font color="black"><font color="magenta">hayırcılar </font>için de.., soldan sağa türkün bayrağı tosuncuklarım  demiş...,:D</font><br />
 <br />
gördüğünüz gibi..<br />
siyaseten ve de aklaken.. boykot diyen ve bir tomar gerekçe sunan bu timsah.., <br />
bir akp yöneticisinin &quot;söz&quot;!!lerine ve de boykotçuları dikkate almamasına!!!! kızıp.., &quot;delikanlı&quot; olmaya karar vermiş..,<br />
 yazıyı okuyun.. bir tek politik neden var mı.. bu tükürdüğünü yalama olayında...<br />
 <br />
ben bu sefil gibi değilim.. alıntı ile yaklaşırım.. &quot;<font color="magenta">mealen</font>&quot; yazmam.. <br />
<font color="magenta"><b>Sonradan düşündüm. Bu referandum seçim havasına sokuldu mu? Sokuldu.</b> Boykot yaparak eteğimizden silkip kurtulabileceğimiz noktayı geçtik. Görüntü netleşti. İstediğin kadar lanetle, istediğin kadar silk eteğini, <b>zemin bu, ya girersin kavgaya ya tribünden izlersin</b>. Sonradan, &#8220;Ay ben tarafsızdım&#8221; deyip kurtulunamayacak bir<b> ahlaki sorumluluk</b> da var içinde. Çünkü görüyorsun: </font><br />
<font color="magenta"><br />
<font color="blue">Genel</font> <font color="blue">seçim havasına sokulan Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli buldum.</font><br />
<font color="black">bu cümle .., yani gerekçe bu sefile ait.. sonradan.., seçim havasına sokulmamış.. zaten bu havada olsuğu için.., </font><font color="#0000ff">Anayasa değişikliğini aptalca, saçma ve kirli  </font><font color="black">buluyor...</font><br />
Boykot yaparak eteğimizden silkip kurtulabileceğimiz noktayı geçtik. <br />
<font color="black">siz hiç boykot gibi bir politik tavrın.. işi tirübünlerden izlemek yada işe karışmamak olduğunu duydunuz mu..??</font><br />
<font color="black">yada.., boykot diyenler.. tirübünde mi? oturuyor ..?? yoksa karşı önermeleri yok mu?? </font><br />
<font color="black">var.. </font><br />
<font color="black">ve bu gizli elit şövenin derdi..!  yani bunları geren de bu zaten..</font><br />
<font color="black"><font color="red">demokratik özerklik</font>...</font><br />
 <br />
 <br />
<font color="#0000ff"><font color="black">ben yazacaklarımı yazdım.. söyleyeceklerimi tam söyleyemedim.. ahlaken burası uygun zemin değil..</font> </font><br />
<font color="black">ama sürekli anlatmaya çalışıyorum.. ben mhp-bahçeli gibilerinden korkmam.. tiksinmem.. asıl bunlar gibi gizli şöven elitlerden korkar ve tiksinirim..</font><br />
 <br />
<font color="#000000">abd de siyah hakları kampanyaları(1955-68) sırasında.. bir dizi beyaz liberaller destek verirdi.. ama kızları siyahları öptüğünde.., tiksinirler tepki verirlerdi.. </font><br />
<font color="#000000">bunların ezilenlere yaklaşımı da aynıdır..</font><br />
 <br />
<font color="#000000"><b>tanıyın bunları</b>..</font><br />
 <br />
 <br />
</font><font color="magenta"><font color="black"><font color="magenta"><br />
<br />
</font><br />
<br />
</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5249</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Özgürlük sosyolojisi(Abdullah öcalan)PDF indir</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5248&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 20:48:30 GMT</pubDate>
			<description>aşağıda verdiğim...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>aşağıda verdiğim linkten kitabı indirebilirisiniz.ke  ndi uploadımdır.<br />
<br />
saygılarımla.<br />
<br />
<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
<br />
<b>not:Ayrıca istek olursa isterseniz KCK dosyasınıda (yaklaşık 1.84 gb)upload ederek siz değerli enternasyonal forum katılımcılarıyla paylaşmaktan şeref duyarız.</b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=62"><![CDATA[Dergi & Kitap Tanıtımı]]></category>
			<dc:creator>Ciwan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5248</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Elit Teori</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5247&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 17:40:06 GMT</pubDate>
			<description>Sosyal bilimciler,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sosyal bilimciler, toplumların iktidar yapısını ve toplumdaki güç ilişkilerini anlayıp açıklamaya yönelik çalışmalarında, ağırlıklı olarak &#8220;eşitsizlik&#8221; kavramı üzerinde yoğunlaşırlar. Bu konudaki yaklaşımlardan en popüler olanı sınıf teorisidir.   Aynı amaç doğrultusunda geliştirilmiş ve konuyu ayrıntılı bir şekilde inceleyen bir başka teorik yaklaşım ise &#8220;Elit Teorisi&#8221;dir. Kendi içinde 4 ayrı kola ayrılan elit teorisi, toplumdaki elit-halk farklılaşmasını analiz ederken &#8220;iktidar&#8221; ve &#8220;etki&#8221; olgularından hareket eder.<br />
<br />
Eşitsizlik, kapitalist toplumların başta gelen ortak özelliklerindendir. Toplumların sosyo politik yapılarını anlayıp açıklamayı hedefleyen sosyal bilimciler öncelikle,temelini &#8220;eşitsizlik&#8221; kriterinden alan &#8220;iktidar yapısı&#8221; ve &#8220;güç ilişkilerini&#8221;inceler  .Hemen her toplumda var ola gelen bu eşitsizlikler uzmanlık bilgisi gerektirmeksizin,her  kes tarafından kolaylıkla gözlemlenebilir. Örneğin bazı kişilerin ya da toplumsal grupların, toplumdaki öteki kişi ya da gruplara oranla çok daha fazla paraya ve prestije sahip olduğu herkesçe bilinir. Yine bu ayrıcalıklı kişi ya da grupların,toplumdaki karar verme mekanizmaları ve karar alma süreci üzerinde çok daha etkin ve yetkin olduğu ortada bir gerçektir. Sosyal bilimlerin bir çok disiplini, uzun yıllardan beridir, bu toplumsal realiteyle ilgilenmiş ve bir çok bilim adamı bu olgu ve arkasında yatan etkenleri ortaya koymaya çalışmıştır.<br />
<br />
Bütün bu çalışmaların sonucunda da bir çok teori geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi de elit teorisidir. <br />
<br />
Toplumların &#8220;iktidar yapısı&#8221; ve toplumdaki &#8220;güç ilişkilerini&#8221; anlayıp açıklamayı hedefleyen &#8220;Elit Teorisi&#8221;, toplumdaki elit-halk farklılaşmasını analiz ederken &#8220;iktidar&#8221; ve &#8220;etki&#8221; olgularından hareket eder. Kendi içinde 4 alt kola ayrılır: Çoğulcu (Pluralist) Elit Anlayışı, Elitist (Seçkinci) Elit Anlayışı, Demokratik Elit Teorileri ve Demo-Elit Yaklaşım (Demokratik elit teorisinin bir açılımı olarak da kabul edilebilir)<br />
<br />
<b><i>Pluralist (Çoğulcu) Elit Teorisi</i></b><br />
<br />
1950 ve 1960&#8217;lı yıllarda oldukça büyük üne sahip olan plüralist teori, kökenini liberal düşünceden alır.Bu teoriye göre toplumsal ve siyasi güç, bu çok sayıdaki grup arasında dağılmış, paylaşılmıştır. Bütün bu grupların, karar verme süreci üzerinde az ya da çok bir etkisi vardır. Karar verici konumdaki hükümetin gücü, öteki elit grupları tarafında(ekonomik elitler, bürokratik elitler, beyaz yakalı elitler, sendika elitleri, muhalefetteki siyasi elitler) sınırlandırılmıştır. Plüralistler, elitistlerin &#8220;halkın fikirleri, yönetici grup tarafından kontrol edilip, yönlendirilebilir&#8221; tezinin tersine, &#8220;yöneticilerin gücü, öteki elit grupları ve halk tarafından sınırlandırılıp, kontrol edilebilir&#8221; görüşünü savunurlar.<br />
<br />
Plüralist teori, gücün başka güçlerce kontrol edilip karşı dengelemede tutulmasını özenle vurgular fakat, elitler ve anahtar elitleri (key elites) birbirinden ayırmaz. Oysa, iktidar yapısı içinde, bazı elit grupları öteki elit gruplarına göre daha güçlüdür. Elitlerin eliti olarak görülen bu elit grupları &#8220;iktidar seçkinleri&#8221; olarak da adlandırılır. Anahtar elitler, niteliksel ve niceliksel açıdan zaman ve mekan boyutuna göre değişiklik gösterebilir. Belli bir zamanda, belli bir toplumda, belirli elit grupları anahtar elit konumunda bulunurken; bir başka zamanda, bir başka toplumda, daha farklı elit grupları anahtar elit konumunda olabilir. Hatta aynı toplumda, farklı zaman süreçlerinde, farklı elit grupları anahtar elit konumunda da olabilir.<br />
<br />
<b><i>Elitist (Seçkinci) Elit Teorisi</i></b><br />
<br />
Genel olarak bakıldığında eltist teori, pluralist teorinin karşıtı fikirleri ön planda  tutar. Bu yaklaşımın özünü &#8220;güç, toplumun iktidar yapısı içindeki sayıca az fakat en güçlü insanların oluşturduğu elit grubunda yoğunlaşmış ve merkezileşmiştir&#8221; tezi oluşturur.Bu elit grubu, öteki gruplar üzerinde baskın ve etkindir. Bu baskın grup, ötekilerin bilmediklerini bilecek, ötekilerin yapamadıklarını yapabilecek konumda ve güçtedir.böylesi elitler büyük şehirlerde yaşar ve büyük holdinglerin içinde yer alırlar.<br />
<br />
iktidar yapısı içinde en etkili ve en kuvvetli 3 elit grub vardır. Bunlar siyasi elitler, askeri elitler ve ekonomik elitlerdir. Aralarında karşılıklı sosyal etkileşim, işbirliği ve dayanışma, ortak ilgi ve hedefler bulunan bu 3 elit grubunun üyesi elitler, benzer özgeçmişlere sahiptirler. Bu üç elit grubunun birlikteliği &#8220;iktidar seçkinlerini&#8221; (the power elite) oluşturur. Toplumun geneline yönelik en kritik sosyal politikaları bu iktidar seçkinleri belirler. En önemli makro düzey sosyal ekonomik ve siyasi kararlar da yine bunlarca şekillendirilir.<br />
<br />
Elitist yaklaşım elitlerin işbirliği, siyasi istikrar ve temsili demokrasi konularına ayrı bir önem atfeder. Elitistlere göre, bu 3 olgu birbirleriyle sebep-sonuç ilişkisine sahiptir. Siyasi istikrar, temsilci demokratik hükümeti ve elitler arasında birlikte hareket etmeyi gerektirir. Bu konsensusa dayalı birliktelik elitleri karar verme sürecinde daha da güçlü kılar.Elitist yaklaşım, plüralistlerin tersine iktidarın, karar verme sürecinde en etkili konumda bulunan az sayıdaki elit gruplarının elinde yoğunlaştığını savunur.Bu dominant grup, ötekilerin bilmediğini bilir, ötekilerin yapamadıklarını yapabilirler.Elitist  ler, göreceli olarak birleşik ve konsensusa dayalı işbirliği içindeki yönetici bir gruptan (ruling group) bahsetmekle birlikte, bu grubu adlandıracak ortak bir kavramda uzlaşamamışlardır. Bazıları bu grubu, sosyal sınıf olarak kabul ederken bazıları ekonomik sınıf , bazıları ise örgütsel elit olarak adlandırır.<br />
<br />
<br />
<b><i>Demokratik Elit Teorisi</i></b><br />
<br />
<br />
Demokratik elit teorisinin öncüleri arasında başta Gaetano Mosca olmak üzere, Max Weber, Joseph Schumpeter ve Raymond Aron&#8217;un isimleri sayılabilir. Eva Etzioni  de, ortaya koyduğu &#8220;demo-elit yaklaşımı&#8221; ile demokratik elit teorisine önemli açılımlar sağlamıştır. Bu yaklaşım, elitlerin hükümetten ve öteki elit gruplarından bağımsızlığı konusunu özellikle vurgular. Fakat bu bağımsızlık katı ve kesin olmaktan öte, rölatif-göreceli bir bağımsızlıktır. Elit bağımsızlığı ifade ve örgütlenme özgürlüğü, özgür seçimler gibi temel demokratik prensiplerle de yakından ilişkilidir. Özgür seçim ortamı, örgütlenme ve ifade özgürlüğü, yalnızca demokrasinin en vazgeçilmez unsurları değil, aynı zamanda elit bağımsızlığının yaratılmasında ve yaşatılmasında hayati roller oynayan en temel etkenlerdendir.<br />
<br />
Göreli elit özgürlüğünü, demokrasinin vazgeçilmez prensiplerinden biri olarak    gören Demokratik elit teorisine göre, gücün elit grupları arasında dağılması ve bu elitlerin bağımsız olmaları yalnızca demokrasiyi koruyup yaşatmak için değil, despotik rejimlerin ortaya çıkmasını önlemek için de zorunludur. Bu düşünce kökenini liberal düşüncenin, &#8220;bireysel hak ve özgürlükler için devlet gücünün sınırlandırılması&#8221; ilkesinden alır.<br />
<br />
Köken olarak demokratik elit teorisi, liberal düşünceyle özdeştir.Liberal düşüncenin önde gelen düşünürleri John Locke, David Hume ve James Madison&#8217;dur. Fakat bu anlayışın gerçek temelleri, 18. yüzyılda Charles Montesquieu tarafından atılmıştır. Montesquieu özellikle yargı, yasama ve yürütme güçlerinin birbirlerinden bağımsızlaştırılması düşüncesine büyük önem vermiştir. O&#8217;na göre belli ve az sayıda odak elinde toplanmış güç, baskı, zorbalık, despotizm ve tiranlık gibi büyük tehlikelere açık bir davetiyedir. Bu tür tehlikeler, ancak ve ancak, iktidarın gücün başka güçler tarafından kontrol edilmesi ile bertaraf edilebilir.<br />
<br />
Demokratik elit teorisi &#8220;eşitlik&#8221; olgusu üzerinde de durur. Fakat bu eşitlik anlayışı,demokrasi teorisinin &#8220;gücün toplum kesimleri arasında eşit dağılımı&#8221; ilkesindendaha farklı ve gerçekçidir. Bu teoriye göre, önemli olan gücün eşit dağılımı değil, &#8220;güçlü bir konuma ulaşabilmede fırsat eşitliğidir&#8221;.Demokra  sinin sağlığı ve devamı bakımından elitler için, öteki elit grupları ve geniş halk büyük önem taşır. Halk desteği olmadan hak ve özgürlükler ile demokrasiyi, totaliter tehlikelere karşı korumak olanaksızdır. Daha demokratik bir sistem yaratmak ancak etkin halk desteği ve sosyal güçlerin, öteki güçlü elit gruplarınca dengede tutulması ile gerçekleştirilebilir  .<br />
<br />
<br />
Demokrasinin sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için, elitler hem birbirlerinden, hem de devletten özerk olmalıdırlar. Bunun yanı sıra, iktidardaki siyasi elitler, güç pastasından pay almış öteki elit grupları tarafından denetlenmeli ve karşı dengelemede tutulmalıdır. Ancak iktidarın gücünün diğer elitlerce dengelenmesi de tek başına yeterli değildir. Parti temeline dayalı veya bireysel kaynaklı siyasi kirlenmeyi önlemek veya ortadan kaldırmak, baskıcı ve zorbacı tutumların önüne geçmek, seçimle işbaşına gelmiş olası dikta heveslilerinin diktatörlüklerinden korunabilmek için ve daha demokratik bir demokrasi ortamı yaratabilmek için karar verme sürecine halk katılımı da gereklidir. Bu ise sivil toplum bilincinin toplumda yaygınlaşması ve kitlelerin böylesi yapılanmalara etkin katılımı sayesinde sivil toplum örgütlerinin, karar verme sürecini etkileyebilecek güce ulaşması ile büyük ölçüde başarılabilir.<br />
<br />
<b><i>Elitist Demokratik Elit Teorisi</i></b><br />
<br />
Berelson (1954) ve Kornhauser (1959)&#8217;in çalışmaları, elitist demokratik elit teorisi adı altında anılır.Berelson ve arkadaşları çalışmalarında, bireylerin oy verme davranışlarını incelerler. Oy vermeyenler ve marjinal oy vericiler, toplumda siyasete en az ilgi duyan kesimi oluştururlar. Bu kesim, sistemin esnek oluşunun ve düzenli işliyor olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkarlar.<br />
<br />
Bu kategori içinde anılan ikinci isim Kornhauser ise, göreceli olarak bağımsız güç grupları üzerinde yoğunlaşır. O&#8217;na göre, göreceli olarak bağımsız durumdaki güç grupları, elitlerin gücünü elde etme potansiyeline sahip olmakla kalmaz, aynı  zamanda kitleler içindeki demokratik olmayan eğilimleri de kontrol altında tutarlar.<br />
<br />
Kısacası bu güç grupları, elitler ile halk arasında dengeleyici bir köprü görevi yaparlar. Çok öz olarak vurgulamak gerekirse, elitist demokratik elit teorisyenleri, siyasete geniş ölçekli halk katılımını hem gereksiz, hem de tehlikeli olarak kabul ederler. Apati halindeki siyasete karşı duyarsız ve ilgisiz bir halkı, katılımcı bir halka tercih ederler.<br />
<br />
-alıntı-<br />
<br />
saygı ve dostlukla</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=149">Enternasyonal Terimler Sözlüğü</category>
			<dc:creator>düşünsel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5247</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["dönekler" anatomisi!!!]]></title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5246&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 10:46:35 GMT</pubDate>
			<description>birgün.. chp...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>birgün.. chp reklamlarına devam ediyor......!!!!!!<br />
 <br />
<font color="magenta"><b>GÜNAY KUMAŞ BİLE DEĞİL, NE TARLADA PAMUK, NE KOYUNDAN YÜN OLABİLMİŞTİR</b></font><br />
<font color="magenta">&quot;CHP&#8217;den Milletvekili seçilmiş, Genel Sekreterlik yapmış, iki kez Genel Başkan adayı olmuş bir siyasetçi olan Ertuğrul Günay&#8217;ın, CHP ile ilgili hala değerlendirmeler yapıyor olması, içinde kalan ukdenin sonucudur&quot; diyen İnce Bakan Günay'ı şu sözlerle eleştirdi:</font><br />
<font color="magenta">&quot;Ertuğrul Günay, kumaş bile değildir. Ne tarlada pamuk, ne koyunda yün olabilmiştir. Bugün demokrasiden söz eden, demokratikleşmeden söz eden Sayın Ertuğrul Günay, Çok değil, 8 yıl önce, 03.10.2002 tarihinde, &#8216;Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmayan biri (Tayyip Erdoğan) kendi partisinin 550 milletvekilinin belirlenmesinde etkili oldu. Böyle demokrasi olabilir mi?&#8217; demişti. 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde, listeye alınmayınca dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer&#8217;e mektup yazan Ertuğrul Günay; bugün kurulan ve Anayasa değişikliği ile taçlandırılmak istenen sivil faşizmin savunuculuğuna soyunmuştur.&#8221;</font><br />
<font color="magenta">Bakan Günay&#8217;ın açıklamalarını, &#8220;Bu hazin bir tablodur&#8221; sözleriyle değerlendiren İnce, &#8220;Bu bir siyaset adamının görüşlerini neler için değiştirdiğini gösteren ibretlik bir olaydır&#8221; dedi. Günay&#8217;a bir de çağrıda bulunan İnce şu sözlerle yüklendi:</font><br />
<font color="magenta">&#8220;Sayın Ertuğrul Günay&#8217;a çağrımız nettir, CHP ve CHP&#8217;nin Genel Başkanı ile ilgili söz söylerken, önce geçmişte söylediklerini, geçmişte yaptıklarını düşün, sonra konuş. Konuşmaya devam edeceğim diyorsan çık karşıma, istediğin televizyon kanalında istediğin gazetecileri al yanına, tartışalım, <b>geçmişini hatırlatayım sana. Geçmişte söylediklerini yazdıklarını, altına imza attığın bildirilerde</b> bugün savunduğun AKP&#8217;yi nasıl yerden yere vurduğunu anlatalım sana. Sayın Ertuğrul Günay, liderlik kumaşını bırak, birazcık erdem kumaşı almaya bak, kendi geçmişinle yüzleşemiyorsan döneklik kumaşına bak. Ertuğrul Günay&#8217;ın iddia ettiği gibi bu Anayasa değişikliğine hayır diyenlerin aklı tatilde değil, aksine Sayın Ertuğrul Günay gibilerinin duyguları devrede, akılları ve insani erdemleri devre dışındadır.&#8221;</font><br />
<font color="magenta">(ANKA)</font> <br />
 <b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
 <br />
<font color="#ff00ff"><b>geçmişini hatırlatayım sana. Geçmişte söylediklerini yazdıklarını, altına imza attığın bildirilerde</b> </font><br />
<font color="black">güzel bir cümle ..de..,devamındaki akp vurgusu çok önemli değildir..</font><br />
<br />
<font color="black">dinime küfreden müslüman olsa..</font><br />
<font color="black">tencere dibin kara seninki benden kara..</font><br />
<br />
<font color="blue">CHP&#8217;nin en solundaki milletvekillerinden biri olarak kabul edilen Günay, 12 Eylül Askeri darbesinden sonra da,<b> Dev Yol ile ilişkisi olduğu iddiasıyla tutuklandı</b> ve 1 yıl kadar hapis yattı.</font><br />
<font color="black">bende çok iyi anımsıyorum bunu ve öyle bilirdik.. sanırım dev-yol ve chp kankilikleri o zamandan kalmış.., </font><br />
 <br />
gerçi ertugrul günay sıkı virajlarla buraya kadar dönmüş..<br />
ya...., eski kankileri.., <br />
<font color="#ff00ff"><b>geçmişini hatırlatayım sana. Geçmişte söylediklerini yazdıklarını, altına imza attığın bildirilerde</b> </font><br />
<font color="black">yani.., 1977 bildirge ve sonrası yani 1980 e kadar olanı demek istedim.. </font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5246</guid>
		</item>
		<item>
			<title>entel geyik fazıl say..</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5245&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 10:18:12 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Facebook'ta kaleme...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="magenta">Facebook'ta kaleme aldığı yazılarında sivri dilli bir üslup kullanan piyanist Fazıl Say, son yazısında yine köşe yazarlarına çattı. Bu kez alaycı, mizahi bir dil kullanan Fazıl Say'ın yeni tarzı, okuyanları güldürdü.<br />
<br />
Say yazısında, &quot;Uzayda hayat var mıdır?&quot; diye sorup, Neptün'ün uydusundaki su uygarlığı olabileceğini sorguluyor ve &quot;Oy verecek kadar gelişmişler midir ki?&quot; diye devam ediyor. Ünlü piyanist, yazısında siyasete ve isim vererek bazı köşe yazarlarına da göndermelerde bulunuyor.<br />
<br />
İşte o yazı: &quot;Tom diye bir arkadaşım var, İngiliz. Ben yaşlarda. Astrofizikçi. Nobel ödüllü. Tel Aviv Üniversitesi'nde ders verir. Hobble uzay teleskobunu yaratan ekipten. 20 milyar ışık yılı uzağını seyredebiliyoruz artık. Asıl 'baba astrofizikçi' Tokyo'da yaşayan yaşlı Fukuhita'dır.<br />
<br />
Neptün'ün bir uydusu var, Triton. Neptün uzak. Neptün soğuk. Neptün'de hayat yok. Fukuhita dermiş ki; Triton'da hayat var. Neden var? Çünkü bu uydunun içinde bir okyanus varmış. Okyanus demek su demek. Su demek hayat demek. Çok gelişmiş bir uygarlık mı? Ne derece gelişmiş olur ki su uygarlığı? Oy verecek kadar gelişmişler midir ki? AKP? CHP? BBP? Fethullah? Var mıdır böyle şeyler orada da? Emre Aköz, Ahmet Hakan falan gibilerin suda yaşayanları. Yoksa, Triton'a da mı kaçamayacağız?<br />
<br />
Triton'a kaçmışsın, mutlusun, huzurlusun; bi bakıyosun Fethullah oraya da okul açmış. Aaa! Gelmişler. Mehmet Altan da oradan geçen balığa 'sen darbecisin ulan&quot; diye bağırıyor. NASA oraya 20-30 yıl içinde uzay mekiği yollayacakmış. Bu okyanusta ne var ne yok keşfedecek. Hadi hayırlısı.&quot;</font><br />
<br />
<br />
input.styled { display: none; } select.styled { position: relative; width: 83px; opacity: 0; filter: alpha(opacity=0); z-index: 5; }<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<font color="magenta">Piyanist ve Besteci Fazıl Say, 'Yedi Tepeli Şehir' İstanbul ile <b>4 Anadolu Kentinin Güzelliklerini <font color="blue">Türk Ezgileriyle</font> Anlatacak. </b>İstanbul 2010 Kültür Başkenti Projesi Kapsamında Senfoni Besteleyen Say, Sivas, Malatya, Diyarbakır ile Artvin'in Hopa İlçesini de Sonatla işleyecek.</font><br />
 <br />
<font color="magenta">Arabesk müzik, arabesk yaşam tarzının betimlemesidir. Aydınlığın, çağdaşlığın ve öncülüğün, sanatçılığın sırtına külfettir. Emek karşıtıdır, duyarsızlıktır ve yaratamamaktır! Etik dışı &#8220;yalan dolanla&#8221; doludur.<b> <font color="blue">Ortadoğu işi, </font>3. sınıf, acındırmaca, tembellik, yeteneksizlik,</b> rant, çamur, muallaklıklar üzerinden yaşar. Arabesk müziği yapan yapsın! Bu sayfaya tek gık diyeni yukarıdaki sebeplerden hemen atacağım! <b><font color="blue">Türk halkının</font> arabesk yavşaklığından utanıyorum</b>, utanıyorum, utanıyorum&#8221;</font><br />
 <br />
<font color="magenta">Sezen Aksu durumu budur.Samimidir.Bir kaç köşe yazarı arkadaşı da (Taraf, Radikal vs) yakınlarda &quot;Tayyip Erdoğan'a destek vermeyen kürt düşmanı -- ırkçı Fazıl Say&quot; diye yazılar yazacaklardır... kahin olmaya gerek yok..(Sezen'in Türkan Saylan vukuatından ne kadar rahatsız olduğunu biliyorum ben, <b>zaten Türkan Saylan'a &quot;samimi&quot; destek veren Tayyip'i arar mı? <br />
Arar... Samimiyetten.. <br />
</b>En yakın arkadaşlarının attıkları çamurları anca kitabımda temizlemiştim... <br />
<br />
Çok samimidir Sezen. Çok.</font> <br />
<br />
<font color="magenta">Atatürkçü Fazıl Say...<br />
<br />
Benim Atatürk'ten anladığım şudur; &quot;<b>Özünden ve toprağından hiç bir şey kaybetmeden dünya yarışında varolmak&quot;<br />
</b><br />
Söyleyin, Bunun neresi yanlış? Neresi rahatsızlık verici?<br />
</font><br />
 <br />
<font color="black"><font color="blue">ortadoğu ve balkanların ..en....!!</font> diye başlayan konuşmaları çok duyardık.. o zamanlar.., büyüklük karşılaştırma ölçülerimiz..., yani.., &quot;ayranımız&quot; ortadoğu ve balkanları aşacak kadar kabarmamıştı..</font><br />
 <br />
şimdi dünya hatta uzay karşılaştırmaları yapabiliyoruz.. eh.. 10. yıl marşından sonra epeği ilerlemişiz.. <br />
 <br />
 <br />
dünyaca tanınan sanatçılarımız noktasında.., bilindiği gibi nazım hikmet ve yaşar kemal nıktasında uzun zaman suskunluk yaşanmıştı.. şimdi &quot;açıldık&quot;.. <br />
 <br />
ajda pekkan tarkan gibi.., &quot;uluslararası&quot;!!  ! menşurlarımız!!da olmadı değil.. <br />
 <br />
şimdi bir fazıl say!a tutunmuş koşuyoruz..!!!<br />
 <br />
bu genç sanatçı iyidir hoşe dir bilemem ama bildiğim net bir şey varki.., kendileri.., entel-dantel beyaz elit olmaktadır.. <br />
kendini de türk &quot;say&quot;- maktadır.. <br />
 <br />
ortadoğu kültürünü de 3. sınıf say-maktadır.. <br />
 <br />
aslında kendini bi... ....ok sanmaktadır..<br />
 <br />
<font color="magenta"> <br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=31">Mizah</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5245</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Xoybun; Özgürlük Mücadelesi</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5244&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 22:37:07 GMT</pubDate>
			<description>Xoybun, kendi...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Xoybun, kendi dönemine ışık tutan bir hareket&#8230; Belki Şartlar ve koşullar zor olsa dahi asla yerinde saymadan nasıl bir Mücadele verileceğini gösteren mücadele mirasını halkına bırakmış olan Bir kuruluş&#8230; <br />
<br />
Xoybun örgütlenmesi, başlı başına Kürt tarihinin en önemli çalışmalarından biridir. Ayakta kalma mücadelesi, bağımsızlık ve özgürlük özlemlerinin gerçekleşmesi için ortaya konulan hassasiyetler, Fedakârlıklar, yiğitlik ve kahramanlık<br />
manzaralarıyla doludur adeta&#8230; Xoybun hareketi 1907'de Lübnan'da başlatılır. Bunun için dönemin önde Gelen Kürt liderleri, özel görüşmeler sonucu yine dönemin siyasi, Ekonomik ve sosyal şartlarına göre bir mücadele verilmesi gerektiğinin Altını çizerler.<br />
<br />
Hareketin yöneticiliğini de Bedirxan ailesiyle Beraber Kürdistan'ın dört bir yanından gelen Kürt liderler üstlenmişlerdir. Sürgün yaşamı içerisinde hapsolan Süreyya Bedirxan ve Ailesi, tıpkı babası ve dedesi gibi vatan hasretiyle yanıp Tutuşmuşlardı. Vatan hasretinin ne olduğunu en iyi onlar anlayabilirdi&#8230; <br />
<br />
<b>Bedirxan Ailesi:</b> <br />
<br />
Süreyya Bedirxan'ın büyük babası Mir Bedirxan (1851-1926), Cizre Botan Emirliği'nin son emiriydi. Tarihçiler, 1846'da Osmanlı İmparatorluğu'na karşı, Kürt tarihindeki ilk ulusal ayaklanmanın Mir Bedirxan önderliğinde gerçekleştirildiğini belirtirler. Bu Ayaklanma ve ardından gelen yenilgi, hem Kürdistan ve hem de Mir Bedirxan'ın temsil ettiği Aziziyan ailesi için bir dönüm noktası Olmuştur. Şöyle ki; Kürtlerin emirlik şeklindeki yönetimleri son bulur, Yerine 'Kürdistan Eyalet Yönetimi' adlı doğrudan Osmanlı'nın merkez Yönetimi idaresine bağlı yeni bir sistem getirilir. Aynı zamanda bu Olay, bahsi geçen köklü ailenin sonsuz sürgün yaşantısının başlangıcı Demekti. Mir Bedirxan ve ailesi Cizre'den alınarak İstanbul'a, ardından Girit Adası'na sürgüne gönderilirler.  Mir Bedirxan 1868'de sürgün Olduğu Şam'da vefat eder. Onun gibi dört karısı, çocukları ve torunları Da kendi ana memleketlerinden uzakta yaşarlar. Ailenin büyük bir bölümü Sürgün olarak İstanbul'a ve Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer bölgelerine Yerleşmek zorunda bırakılırlar. Süreyya Bedirxan'ın babası Emin Ali Bedirxan, ailenin en önde gelen üyesidir ve özellikle 1900-1920 yılları Arasında Osmanlı imparatorluğu'nda yüksek mevkilerde bulunmuştur.<br />
<br />
<br />
Bilindiği Gibi Emin Ali Bedirxan, pek çok Kürtçe yayının editörü ve Kürt Teali Cemiyeti'nin de genel sekreteriydi.  Kürt Teali Cemiyeti; 1910 yılında  önemli Kürt aileleri ve aydınları tarafından İstanbul'da kurulan en Büyük Kürt organizasyonudur. Emin Ali Bedirxan, derin bilgisi ve aydın Kimliğinin ortaya çıkardığı otoriteyle hem kendi ailesinin ve hem de Dönemindeki Kürtlerin lideri oldu. Sürgün sırasında Bedirxanlar, Birleşip pek çok toplantılar yaparlar. Bu yolla kendi ana memleketlerine Dönebilmenin yollarını arayıp, şartlarını buna göre hazırlarlardır.<br />
<br />
<br />
Süreyya Bedirxan ise Emin Ali Bedirxan'ın en büyük oğludur. Çerkez olan annesi, Doğumunun hemen ardından ölünce, babası bir kez daha evlenir. Emin Ali Bedirxan'ın yeni eşi Semiha hanımdan beş oğlu ve bir kızı olur; Celadet, Kamuran, Tevfik, Hikmet, Safter ve Meziyet Bedirxan'ın, Süreyya Bedirxan'ın kardeşleriyle arası daima çok iyiydi. Erkek kardeşlerinden İkisi Celadet ve Kamuran, Kürt kültürel hayatında çok önemli bir rol üstlenir. Celadet Ali Bedirxan, Latin alfabeleriyle Kürtçe alfabenin ve Bugün bile kullanılan Kürtçe gramerin kurucusudur. Şam'da yayınladığı; Hawar (1932-1943) ve Ronahi (1942-1943) adlı Kürtçe dergiler, modern Kürt edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahiptir. Celadet Bedirxan, bu Yayınlarla Kürt kültürü adına yeni bir yaklaşıma öncülük etmiştir. Bugün Dahi Kürt dili çalışmalarında, kendisinin engin bilgilerinden Faydalanılmaktadır. Aynı zamanda yurtseverlik noktasında saygı duyulacak Bir kişiliğe sahip idi.<br />
<br />
<br />
Kamuran Bedirxan da erkek kardeşi Celadet gibi aktif bir yayıncı ve yazardı. Oldukça önemli ve nitelikli Bir gazete olan Roja Nû'yu (1943-1946) ve Stêr (1946) adlı ilavesini Yayınlamıştır. 1947'de yılında vefat eder ancak kadar Paris'teki Sorborne Üniversitesi'nde Kürdoloji eğitimi verir. Kürtçe, Türkçe, Fransızca ve Almanca olmak üzere 30 kadar edebi çalışması yayınlanır.<br />
<br />
<br />
En Büyük kardeşi Süreyya Bedirxan da diğer kardeşleri kadar editörlük Yeteneğine sahiptir.  Babası ve kardeşleri gibi hem yazarlık ve hem de Gazetecilik yapar. Kürtler hakkında, pek çok edebi kitap yazar. Modern çağın en büyük Kürt organizasyonu olan Xoybun'un kurulmasında ve Yönetilmesinde de kardeşlerine yardım eder. 1906 yılında, büyük Sıkıntılar onları beklemekte idi. Çetin koşullarda, uzun vadeli sürgün Hayatı, tüm ailenin önünde bir karabasan gibi beklemekteydi. O yıllarda, Yaklaşık 3.000 kişi sürgüne gönderilmişti.  Bu; küçümsenemeyecek, ciddi Bir rakamdı. Dünyanın dört bir parçasına sürgün edilen Bedirxan'lar, Diğer Kürtlerdeki gibi birçok çileden, dertten ve eziyetten paylarını Almışlardı. Fakat Kürt halkının direnişçi ruhu, asla yenilgiyi kabul Etmezdi. Tekrar bir araya gelme çabalarına girişildi. Silahlı mücadele Ve sözlü, yazılı mücadeleye dönüşen yaşamları bu platformda da kısıtlı İmkânlarla düşmanlarına, Kürtlerin ne kadar güçlü bir halk olduğunu Göstermiştir. Bir süre sonra Süreyya Bedirxan, Kürt hareketine katılarak Kürtçe gazeteler yayınlamaya başlar. <br />
<br />
<br />
19. yüzyıl, genellikle Ulusçuluğun ve ulusal devletlerin ortaya çıktığı bir çağ olarak Tanımlanır. Lozan Antlaşması'yla Türkiye'deki yeni cumhuriyet yönetimi, Uluslararası alanda yasallık kazanır. Böylece Kürt bağımsızlık sorunu Gündemden kalkar. Bundan sonra Kemalistler, Kürdistan'da serbestlik Hakkı kazanırlar. 1924-1925'te Kürdistan'da Piranlı lider Şêx Said önderliğinde bir kıyam başlar. II. Ayaklanma ise 1928-1932'de, Ağrı'da Xoybun tarafından organize edilir. Prens Süreyya'nın yönetimsel bir Pozisyonunun olduğu Xoybun, bağımsız bir Kürt devleti ilan eder ve Kürt Hükümeti kurulur. <br />
<br />
<br />
Şêx Said kıyamından sonra, bir kısım Kürt Savaşçısı Irak, İran ve Suriye'ye sığınır. Orada eskiden beri bulunan Kürt aydınları &quot;Kürt Milli Liga&quot;sını oluşturmuştu. Fakat örgütlenme Zayıftı. Kürdistan'daki katliamlar, bu aydınları harekete geçirmişti. Artık ulusal çapta bir örgütlenmenin gerekli olduğu fikrine varıldı. Bu Sıralarda birbirinden kopuk da olsa direnişler devam ediyordu. Bu Direnişlerin tek merkezden yönetilmesi önem kazandı. Ama Kürtlerin kendi Aralarındaki aşiretsel çelişkiler, kan davaları, düşmanlıklar, toprak Vs. sorunlar, birliğin önündeki en büyük engeldi. Bu aydınlar 1925 Yılından itibaren dağınık bir şekilde savaşan Kürtleri bir program Altında toplayıp milli sorunun çözümü için bir araya getirmek isterler.  Bir Başka kaynakta ise Xoybun'un kuruluş dönemi şöyle anlatılır:<br />
<br />
<br />
&quot;Şêx Said kıyamında teslim olmayanlar sağa-sola kaçışmıştır. Bazıları kimi Bölgelerde devam eden yerel ve küçük çaplı direnişlere katılmıştır. İşte, Şêx Said Kıyamı'ndan kaçanların bir kısmı çıkan affa rağmen teslim Olmaz. 1926 yılında Celali aşiretinden Bro Heski Telli, Ağrı Dağı'nda Ayaklanmayı başlatıp dağa çıkar. 1927 yılında İhsan Nuri Ağrı'ya<br />
Yetişir. Xoybun Komitesi tarafından Ağrı'ya gönderilen üç renkli bayrak &quot;Ala Serxwebuna Kurdistan&quot; aynı yılda Ağrı Dağı'nda dalgalanmaya başlar. Zaten Ağrı direnişi, bir yerde Şêx Said Kıyamı'nın devamı biçiminde de Değerlendirilir.&quot;<br />
<br />
Birlik yönündeki çabalar 1926-1927 yılları Arasında devam eder. Özellikle de 1927 yılında seri halde birçok Toplantı yapılır. Sonuçta 1927'nin sonbaharında &quot;Kürt Milli Kurultayı&quot; Yapılır. Toplantıya; mülteciler, ülke dışındaki Kürt gruplarının Temsilcileri ile direniş halindeki bölgelerin temsilcileri katılır. Böylece Xoybun'un temelleri atılır. Kürt Milli Genel Kurultayı amaç Olarak Kuzey Kürdistan'ın bağımsızlığını önüne koyar.  5 Ekim 1927 Yılında Kürdistan Teali Cemiyeti, Teşkilat-ı İçtimaiye, Kürt Millet Fırkası ve Kürt Ulusal Birliği veya (Kürt İstiklal Komitesi) adlı Kürt örgütleri birleşerek Xoybun Cemiyeti'ni kurar. Xoybun, işte bu Koşullarda ortaya çıkar. Çeşitli bölgelerde örgütlü gruplar oluşturmaya çalışılır. Ayrıca birliği sağlamak için, bir kardeşlik andını kabul eder Ve yayımlar.<br />
<br />
<br />
Yeni organizasyonda Kürt liderlerinden; Memduh   Selim, Mehmet Şükrü Segban, Mevlanazade Rıfat, İhsan Nuri ve Diğerlerinin yanı sıra Bedirxanlardan; Süreyya Bedirxan, amcası Halil, Rami, Celadet ve Kamuran Bedirxan da yer alırlar.   Organizasyonun Programı, ilişkileri ve planları modern Kürt tarihinin analizi açısından Kendi içinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Organizasyonun bütün Dünya ile bağlantıları vardı. Bu çalışma, Kürdistan'ın bütün Parçalarından katılımlarla gerçekleştirilmiş,  görkemli bir tarih Olacaktı&#8230;<br />
<br />
<br />
<b>Ağrı Direnişi Ve Lideri İhsan Nuri Paşa</b><br />
<br />
<br />
İhsan Nuri Paşa, 1893 yılında Bitlis vilayetinde Eli Qulî sokağında dünyaya Gelir. İlköğrenimini burada tamamladıktan sonra İstanbul'daki Harp Okulu'nda yüksek öğrenim görür. Teğmen rütbesiyle Osmanlı ordusunun Saflarına katılır. Birçok görevde aktif rol alır.  Yaralanır, ölüm Tehlikeleriyle karşı karşıya gelir. Ağrı'da bu savaş sürerken, uzak Bir yerde de Kürt Ulusal Kongresi toplanmıştı. Bu kongre (Xoybun:  İstiklal) Xoybun ismiyle yeni bir komite oluşturulur. Xoybun Komitesi,   İhsan Nuri'yi olağanüstü-askeri komiser seçerek savaşın yönetimini Kendisine teslim eder. Her yönden Kürt kahramanları Ağrı'ya gelmeye Başlarlar. Kürdistan'ın diğer bölgelerindeki savaşçılar, Ağrı Savaşçılarından ilhamalıyorlardı. Çünkü Ağrı, Kürt ulusunun bağımsızlık Savaşının merkezi haline gelmişti. Amaçları; örgütlü bir gerilla Savaşını adım adım tüm ülkeye yayıp, sömürgedeki halkı toplu ayaklanmaya Götürmekti.<br />
<br />
<br />
Ağrı'daki askeri örgütlenme daha da geliştirilir.  Ağrı'nın genç peşmergeleri üniforma giyerler. Erlerin &quot;kûm&quot; denilen Kenarsız şapkalarının önünde küçük ve büyük Ağrı'nın sembolü olan metal Bir arma vardır. Subaylarda ise divit uçlu kalem vardır. Üçü, birbirine Yapışık bir halde, hançerin kabzasından çıkan güneşin ışınları altına Giriyorlardı. İhtilalin modern bir tarzda planlanması ve belli bir Programa sahip oluşu, ayaklanmanın önemini daha da arttırmaktadır. 28 Ekim 1927'de Kürdistan'ın bağımsızlığı ilan edilir. Kürdistan'ın geçici Başkenti Ağrı kabul edilir. <br />
<br />
<br />
<b>Direniş Önderlerine Gönderilen Mektuplar</b><br />
<br />
1927 sürgün yasasından sonra birçok  Kürt, Batı Anadolu'ya sürgün edilince doğal olarak Ağrı direnişine olan İlgi arttı. Af kanunları çıkarıldı, fakat tüm direnişçiler afla Kandırılacak kişiler değillerdi. Devletin amacı direniş merkezini  Tasfiye etmekti. Af da direnişin kırılmasında ciddi bir rol Oynayabilirdi. Daha önce heyetler, askerler yollayan devlet yetkilileri Mektup da yolladı. Birçok kıyam da, direnişte olduğu gibi taktiksel Yaklaşımlarla zaman kazanılıp, Kürtler yumuşatılmak isteniyordu. Mektuplarda makam mevki sözleri veriliyordu. Maddi olanaklar sıralanıp, Verilen bu büyük mücadele bu şekilde bitirilmek isteniyordu. <br />
<br />
<br />
Yükselerek İlerleyen Kürt hareketi; öyle büyük olanaklarla değil, kısıtlı     İmkânlarla yürütülmeye çalışılıyordu. Xoybun'un merkezinin Güneybatı Kürdistan&#8217;da (yani şuan) Suriye'de olması, istenilen sevk ve idarenin Yapılmasında bir olumsuzluk olarak ortaya çıkıyordu. Sadece kuryeler Aracılığıyla mücadeleye önderlik etmek zordu. Xoybun Örgütü'nün başarılı Olması, ancak bazı etkenlere bağlıydı. Bu etkenler bir araya getirilmek İçin uğraşılar verildi. Fakat kanın gövdeyi götürdüğü bir dönemde 5 yıl Boyunca verilen Ağrı Direnişi, büyük baskılara maruz bırakıldı. Kıyamın Bastırılmasından sonra, kıyama katılmayanlar dahi suçlanarak Katlediliyordu.  <br />
<br />
<br />
  <b>Sonuç olarak;</b><br />
<br />
<br />
Xoybun Cemiyeti, Ağrı bölgesinde kurtarılan topraklarla birlikte yarı devlet Konumuna geldi. O dönem şartlarında bir devlet için temel olabilecek Adımlar atıldı. Düzenli Kürt peşmerge ordusunun ilk temelleri atıldı. Kurtarılan tüm topraklarda, Kürt bayrağı dalgalandırıldı. Esir alınan Askerler, savaş kurallarına göre insani muamele gördü. Yapılan her Eylemin raporu tutuldu. Her şey bir tüzük ve program çerçevesinde Yapıldı. Xoybun mühürü, bir devlet mühürü gibi işlevselleştirildi&#8230;<br />
<br />
<br />
Basında İse bu haberler çarpıtılarak veriliyordu. Türklerin Ağrı'ya son Saldırısına The Times gazetesine göre Van ve Beyazıd bölgesine Türk Savaş erkânlığı; 60 bin asker, onlarca uçaktan oluşan bir kuvvet Göndermiş ve bunların en az yarısı harekâta katılmış. Yine bu gazeteye Göre binlerce Kürt silahlı savaşçısı, Ağrı'ya yerleşmiş ve burayı Tutmuşlar. Fakat değil bin, yalnızca 500 Kürt savaşçısı bulunmuş Olsaydı, savaşın neticesi başka olurdu.<br />
<br />
<br />
Zamanın bize gösterdiği Şu ki, Kürtler ancak birlik halindeyken zafer ve özgürlüğü yaşayacaktır. Sıkıntılı ve zor şartlar altında verilen bu müthiş mücadeleler, aynı Zamanda birlik-beraberlik duyguları içerisinde zaferlerle karşılık Verecektir inşallah&#8230;<br />
<br />
Sonuç her ne olursa olsun Xoybun, kendi İmkânları doğrultusunda Kürdistan'da güzel çalışmalar yapmıştır. Bunlar, Tarihe gurur duyulacak pratikler olarak geçmiştir.<br />
<br />
<br />
 <b><i>İsmail YILDIZ</i></b><br />
<br />
saygı ve dostlukla</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=119">Kürt Tarihi</category>
			<dc:creator>düşünsel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5244</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Acronis True Image Home 2010 v13 build 5055 Katılımsız FULL</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5243&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 22:12:15 GMT</pubDate>
			<description>Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Comic Sans MS"><b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
<b>Format derdine son veren bu basit ve kullanışlı programı Enternasyonal Forum katılımcılarına şiddetle öneriyorum.</b> Almış olduğunuz temiz bir yedek format sorununu ortadan kaldıracağı gibi  Acronis True Image ile sisteminizdeki diskleri yedekleyebilir, yedeklemelerinizi geri alabilir ve tam disk kopyalaması yapabilirsiniz.<br />
Acronis True Image sezgisel bir arayüze sahiptir. Barındırdığı sihirbazları sayesinde kolay bir kullanıma sahiptir. <br />
<br />
Sistem çökmeleri vahimleştiğinde partitionları tek tek, tam koruyup, yedeklemek ve geri dönüşü sağlar. Sabit diskin imajı (Yedeği ) windows üzerinden aldığı gibi geri döner. Yedek almak için yeniden açmak gereği yoktur.<br />
<br />
Acronis True Image bilgilerinizin gerçek sigorta poliçesidir! Sabit diskinizin, ayrık partitionaların dahi bütünleşik yedeklenmesi, sadece içeriklerinin kısmi geri dönülmesi -İşletim sistemi, Programlar, Özel bilgi ve ayarlar- . Vahim yazılım sorunları vuku bulduğunda, donanım hatalarında True Image bilgilerini korur ki konvensiyonel yedekleme sistemleri bu konumda etkisiz kalır. <br />
<br />
<b>Temel Özellikler:</b><br />
<br />
Yedeklemeyi tamamlamak için doğru disk imajlarını anlaşılabilir biçimde yaratır <br />
İçindekilerle birlikte tüm sabit diski yeniden yükler ve/veya zarar görmüş veya kaybolmuş dosyaları eski yerlerine koyar. <br />
Alınmış sabit disk imajını başka bir PC ye dahi yerleştirebilme, geri yükleyebilir. <br />
Acronis e Özel Özellikler;<br />
<br />
Windows tan sabit disk imajını alabilme.(Imaj alabilmek için DOS tan açılış yapılması gerekmemektedir.) <br />
Siz çalışmanıza devam ederken sabit diskinizin imajını almanızı sağlayan ilk ve tek teknoloji. <br />
Windows XP tarzı kullanıcı arayüzü ile kolay kullanım. <br />
Zamanlanmış imaj alma işlemi <br />
Incremental imaj alma yetisi (Sadece değişen bölümlerin imajlanması)<br />
<br />
<b>Ek Özellikler :</b> <br />
<br />
Sadece disk bölümü içinde gerekli olanları saklar. <br />
Kullanıcıya özet seviyelerin tanımlamasını sunar <br />
Belirli miktardaki arşivlerin bölünmesine izin verir. <br />
Şifre ile arşivleri korur. <br />
Her boyuttaki diskleri destekler. <br />
Yeniden yükleme esnasında bölüm tipleri, dosya sistemi, boyut ve disk lokasyonlarını değiştirir<br />
<br />
<b>Acronis True Image&#8217;ın özellikleri;</b><br />
<br />
# Çevrimiçi disk yedekleme oluşturabilme<br />
# Yedekleme kayıtlarına bakma<br />
# Otomatik yedekleme planlama<br />
# Disk yedeği doğrulama aracı<br />
# Disk sürücüsü kopyalama ve yükseltme<br />
# Çoğalan disk yedeklemeleri oluşturma<br />
# Kişisel dosya ve klasörler ya da sistem girişlerini geri alma<br />
# Güvenlik bölgesi(Diskinde yedeklenen dosyaları saklayamayacak kullanıcılar için)<br />
# Başlangıç kurtarma yöneticisi<br />
# Tüm boyutlardaki sabit diskler için destek<br />
# Geri almadan sonra sistem dosyalarını denetleme<br />
# Şifre koruması<br />
# Kullanıcı tanımlı sıkıştırma düzeyleri<br />
# Tüm düzeylerdeki IDE ve SCSI RAID denetim desteği<br />
# Bölüm tipini, dosya sistemini değiştirme<br />
# Vista ile uyumlu<br />
<b><br />
Programı İndirme Linki</b><br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
<b>Rar Şifresi: <font color="Red"> <b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b> </font></b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=168">Sistem Araçları</category>
			<dc:creator>Che Guevara</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5243</guid>
		</item>
		<item>
			<title>bir sosyal-faşistin övündüğü karakter!!!!</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5238&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 12:54:09 GMT</pubDate>
			<description>*jakoben...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="5"><font color="magenta"><b>jakoben gereksinim</b>..</font></font><br />
<font size="3"><font color="magenta">03/09/2010 yurdakul er</font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><font color="black">kendine &quot;sol&quot;haber portali diyen bir sosyal-şöven sitede yazan bu yurduna hem kul hem de asker olan faşist..</font> çok <font color="black">ilginç bir yazı yazmış..,</font></font></font><br />
<font size="3"> jakobenizmi övmekle kalmıyor .., herkezi jakoben olmaya çağırıyor..</font><br />
 <br />
<font size="3">jakobenizm..; küçük burjuvanın radikalkanadının sistem içindeki iktidar duruşudur.. </font><br />
 <br />
<font size="3">sermaye sistemine dokunmaz .., sadece devletin ve kurumsal yapılarının elinde olmasını ve bu yol ile toplumun kendi gibi elitler tarafından idare edilmesini isterler.. </font><br />
<font size="3">sermaye sadece ekonomik alanda var olmalıdır.. ama devlet ve toplumun idaresini bu küçük burjuva kentsoylu elitler idare etmelidir derler.. bu anlamda devleti yüceltirler.. sınıflar üstünde ayrı bir kutsal mekan sayarlar.. </font><br />
 <br />
<font size="3">1800 lerin sosyalistleri tarafından bu kesim asla olumlanmamış ve onaylanmamıştır.. </font><br />
<font size="3">kapitalizmi yaratan burjuvaziye ilerici demelerine karşın bu kesim olumlanmamıştır.. </font><br />
<font size="3">tarihsel materyalizm tezi temelinde zaten tarihsel ve nesnel olarak var olacak olan kapitalizmin siyasi iktidarı alma sürecindeki yaşanan bazı ara işlevler olarak bakarlar.. jakobenizmin iktidar dönemi bilinir adı da terör dönemidir.. ve bunu büyük bir övünçle kabul ederler..</font><br />
 <br />
<font size="3">asıl olarak.., bu jakobenizmin daha sonraki süreçlere nasıl aktarıldığı ve ne olduğunun atlanmış olmasını açmak isterim..</font><br />
 <br />
<font size="3">italya-ispanya ve almanya faşizminin gelişimine ve toplumsal tabanına ve de argümanlarına bir bakın.. jakobenizmi ve robespiyeri göreceksiniz.. ve de onun terör dönemini..</font><br />
 <br />
<font size="3">onlarda aynı temellerdedir..</font><br />
<font size="3">küçük burjuva devletçi radikalleridir.. devlette sermayenin iktidarına karşı olurlarken.. ekonomideki varlıklarına karşı değillerdir.. </font><br />
<font size="3">siz bakmayın.. lenin bir polemiğe radikalizm anlamında yanıt verirken jakobenizmi olumlamıştır.. bu bir hatadır..</font><br />
 <br />
<font size="3">yada.., dimitrovun anlamsız faşizm tarifine..</font><br />
<font size="3">burjuvazinin en gerici ve bağnaz kesimi imiş..!!! </font><br />
<font size="3">demokratik burjuvayı sevsinler..</font><br />
 <br />
<font size="3">burada aslolan devlettir.. ve küçük burjuva denilen(ben aslında buna katılmıyorum) ve de aslında orta burjuva denilen tabalakarı da içeren bu devletçi anlayış.., </font><br />
<font size="3">devleti bir kutsal yönetsel organ olarak görürler ve kendilerini buraya laik görürler..  genelde sol argümanlarla yürürler.. temellerine aldıkları bir toplumsal etnik yapı temelinde yada din temelinde yada sadece vatan-devlet temelinde &quot;diğerlerini&quot;(et  nik-sosyal-kültürel-ideolojik-vs) dışlar ve ezerler.. </font><br />
<font size="3"><b>tıpkı atalarının 1700 lerin sonunda yaptığı gibi</b>..</font><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta"><b>Toplumu yönetilebilir kılmak için <u>dinselleştirmek </u>gerekiyordu,</b> bu amaçla <b>son 30 yılda yoğun bir şiddet kullanıldı. Sadece plebyen şiddet değil tabii, onunla baş edebilirdik,</b> ama bizi <b>asıl eksik yanımızdan vurdular ve entelektüel şiddetimizin eksikliği bugünleri, şu büyük yenilgimizi hazırladı</b>. Daha <b>yeni yeni bu kaderi tersine çevirmeye başladık. Neyse.</b>.. </font></font><br />
<font size="3"><font color="black">bu faşistin yazısındaki giriş bölümünden yaptığım alıntıyı inceleyelim..</font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff">Toplumu yönetilebilir kılmak için <u><b>dinselleştirmek</b> </u>gerekiyordu,</font></font><br />
<font size="3"><font color="black">buradaki dinselleştirmek bu faşiste göre islam olarak ifade edilmiş olabilir ama litaratüre göre sadece bir dini açıklamaz.. bir anlayışın-&quot;ideolojinin&quot;-kültürün-vs. din gibi katınve tartışılmaz değişmez topluma zorla giydirilmesi olarak da ele almak gerekir..</font></font><br />
 <br />
<font size="3">yani..; &quot;laik-modern &quot;türkçü&quot;kemalist cumhuriyet&quot; din gibi işlenmedi de nasıl işlendi..!!!</font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff">bu amaçla <b>son 30 yılda yoğun bir şiddet kullanıldı. Sadece plebyen şiddet değil </b></font></font><br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><font color="black">buradaki 30 yıl.., 1980 i başlangıç saymaktadır..</font> <font color="black">demagoji yapacağım diye realiteyi parçalamış..</font></font></font><br />
<font size="3">plapyen şiddet dediğinde ne anlaşılır..?? pleb..; özgür köylü demektir.. antik çağdaki tanımı ve içeriği budur.. </font><br />
<font size="3">çağımızda ise.., bunu..; taşra ve kırsal kesim ve kültürü olarak kullanırlar.. </font><br />
 <br />
<font size="3">anlaşılan.., 1980 darbesi köylü-taşra darbesidir..:D ve bu faşistin yer aldığı.., kentsoylu!!lara ve küçük burjuva jakobenlere karşı yapılmıştır..</font><br />
 <br />
<font size="3">yazının ilersinde göreceksiniz kürtleri de bu işe sokuyorlar.. yani bu darbenin bir yan gücüde kürtler oluyor.. </font><br />
 <br />
<font size="3">bu mantığa göre..;</font><br />
<font size="3">1970 darbesi nedir..? plebyen mi? yoksa jakoben mi?</font><br />
<font size="3">1960 nedir? bilindiği gibi 1960 da doğan avcıoğlu madanoğlu ilhan-turan selçuklar &quot;ezildi&quot;..  ezip püre yapmadılar ama.., turşularını kurup kullanmak amaçlı kenara koydular.. <font size="3">1970 de ise püre yaptılar..:D</font></font><br />
 <br />
<font size="3">bu cumhuriyet tarihindeki şiddet sadece 1980 ile mi? anılıyor..? sanırım öyle..</font><br />
<font size="3">zaten bu faşist şiddete karşın değil.. plebyenlerin yaptığına karşı.., jakobenlerin yaptıklarına ise.., eyvallah diyor.. <br />
</font> <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><b>tabii, onunla baş edebilirdik,</b> ama bizi <b>asıl eksik yanımızdan vurdular ve entelektüel şiddetimizin eksikliği bugünleri, şu büyük yenilgimizi hazırladı</b>.</font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><font color="magenta">bu kuyruğunu darbelerin çiğnediği aslan faşist bunu da halledebilirdik diyor..</font> ama en eksik yanlarından &quot;vurmuşlar&quot;</font></font><br />
<font size="3"><font color="#ff00ff">nereden acaba..:D</font></font><br />
 <br />
<font color="#ff00ff"><font size="3">ve <b>entelektüel şiddetimizin eksikliği</b> bugünleri, şu büyük yenilgimizi hazırladı</font>.</font><br />
<font size="3"><font color="black">bu sözlere dikkat edin.., entellektüel şiddet ve jakobenizmi yanyana düşünün..</font></font><br />
 <br />
<font size="3">bilindiği gibi.., 1921-23- ve 25 ile biten iç tasfiyeler sonrasında.., hızlı bir &quot;türk&quot; ulusculuğu temelinde laik-cumhuriyet adı altında &quot;kemalizm devreye girdi.. </font><br />
<font size="3">köy enstitüleri-halkevleri-tdk-ttk vs. ile topluma entellektüel bir bombardıman başladı.. elbette bunu aynı zamanda.. bir şiddet ile yürüttüler.. </font><br />
 <br />
<font size="3">bakmayın bu faşistin entellektüel kelimesini kullandığına.. buradaki şiddet önemlidir.. entellektüel şiddet nasıl olur..?</font><br />
 <br />
<font size="3">ya uyar-dönüşür ve seversin.. yada terk eder ya da yok edilirsin..</font><br />
 <br />
<font size="3">bu faşist bu noktada yeterince şiddetin uygulanmadığını söylüyor.. bir toplumu ikna edebilmenin yolu topluma uygun ve yararına işler ve felsefe yaratmakla ilişkilidir..</font> yada zor <font size="3"><font color="black">geçerlidir.. ki.. burada ise.., toplum neden itiraz ediyor sorusu devreye girer..</font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="black">bu toplum hep gerici aptal da bir tek bu faşist jakobenler mi? ilerici-akıllı..</font></font><br />
 <br />
<font size="3">sen herkezi zorla türk yapmaya kalkarsan.. herkesi henefi liberal müslüman yapmaya kalkarsan.. kemalizm diye ne olduğu belirsiz bir ideoloji gömleği uydurup herkese giydirmeye kalkarsan.., </font><br />
<font size="3">itiraz edenleri de değil.., sana goygoyculuk yapanları(tkp-jakoben &quot;aydınlar&quot;) bile sürekli ezersen..</font><br />
 <br />
<font size="3">plebler de isyan eder.., şeriatçılar da.., kürtler de.., ve komünistler de..</font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta">entellektüel şiddet eksik kalmış</font>..:D</font><br />
<font size="3">doğru.. bu toprakların entellektüel birikimleri ve dinamikleri..., sürekli.., ya içerdeydi ya sürgün ya kaçak ya da ölü..</font><br />
<font size="3">ama bu faşist benim örnekleme gereği duymadıklarımı kasdetmiyor haliyle..</font><br />
<font size="3">yani m.suphileri nazımları-kıvilcımlı ve 68-70 leri kasdetmiyor.. zaten 1980 e kadar da bir sıkıntısı yok.. </font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta"><b>Türk kapitalizmi</b> bir sonun eşiğinde yani. Oligarşi de kendi içinde kanlı koalisyon pazarlıkları yaparken, bu mutlak bitiş kaderini kabullenmiş gibidir. <b>Yöneteyim derken, ülke ve toplum ellerinden kaçmış oldu</b></font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta">türk kapitalizmi</font> diyor.. bunu diyorsan bu kapitalizme itiraz edecek başka etnik yapılar da olmaz mı? olur ise haksız mı?.. sen türkçümüsün..</font><br />
<font size="3">birde hayıflanıyor.. üzülüyor.. ve de kızıyor..</font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><b>Yöneteyim derken, ülke ve toplum ellerinden kaçmış oldu</b></font></font><br />
:D:D<font size="3"><font color="#ff00ff"><font color="black">ne kaçtı? kimden kaçtı yada kaçsa sana ne..</font> </font></font><br />
<font size="3"><font color="black">kimin derdi seni gerdi..</font></font><br />
<font size="3">türk kapitalizmi senin kadar ağlamıyor.. bu ne sadakat yarabbi diyeceğim ama değil haliyle.. bu faşist ne de olsa bir &quot;sol&quot; partide ve dergisinde yazıyor.. üstelik adı komünist!! olan bir parti..</font><br />
 <br />
<font size="3">yani.., bu faşist.., devlete ve vatana ağlıyor..</font><br />
<font size="3">bu vatanı kendinin sanıyor ya.. yada beyaz elit kahya olarak iyi işler yapabileceğine.. </font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta">Gerçekten de, <b>iki 12 Eylül, yani 1980 ile 2010 arasındaki zaman,</b> plebyen ve entelektüel şiddetin, mülk sahibi sınıflar elinde sola ve emekçi sınıflara karşı yoğun bir biçimde kullanıldığı zamandır</font></font><br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><font color="black">yukarıda belirtmiştim.. bu faşist sistemi sadece 1980 sonrası ile eleştiriyor..</font> </font></font><br />
<font size="3"><font color="black">faşistliği net olduğu için sormayacağım.. 12 eylül öncesi sistem kime saldırıyordu??</font></font><br />
<font size="3">plebyen olarak ayırdığın bu zaman dilimi öncesi güçler ne oluyordu..? sosyalist mi? modern burjuva mı kentsoylu mu??</font><br />
<font size="3">sola ve emekçilere saldırmıyordu da kimlere saldırıyordu ve haklımı idi??</font><br />
 <br />
<font size="3">bu soruları kendine sosyalist diyen tkp şöven çizginin sempatizanlarına.., ve bu şövenlerle yanyana duran diğer &quot;sol&quot; lara söylüyorum.. itle yatan pire ile kalkar.. </font><br />
 <br />
<font size="3">soyal-emperyalizm ve üç dünyaya kapılıp arkasından perinçeğin kucağına düşen.. halkın birliği ve halkın gücü adlı devrimci hareketlerin lider kadroları biliniyor..</font><br />
<font size="3">hadi onların kitleleri dik durdu da hasar az oldu..</font><br />
 <br />
<font size="3">ya siz ne durumdasınız.. kitleleriniz sizden daha heveslimi yoksa siz bu kitleleri sinsice.., dönüştürüyormusunuz.  . </font><br />
<font size="3">bu sözlerim de.., kendini sosyalist olarak gören ama bu şövenleri görmeyenleredir.. </font><br />
 <br />
<font size="3">hala göremediyseniz gözünüze sokayım bari.. </font><br />
<font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="magenta"><b>1917&#8217;nin gölgesinde kurulmuş bir burjuva cumhuriyetinin, ortaçağı kapattığı için bir ilerlemeye karşılık geldiği kuşkusuzdur.</b> Ama bu cumhuriyetin, <b>sözünü ettiğimiz zaman aralığında,</b> tüm kuruluş ilkelerini soyunduğu ve toplumu aşağılara çekerek yıkıma koştuğu da kuşkusuzdur.</font></font></font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff"><b>sözünü </b><font color="black">ettiği</font><b> zaman</b></font> aralığı.., <font color="#ff00ff"><b>iki 12 Eylül, yani 1980 ile 2010 arasındaki zaman,</b>  </font><font color="black">aralığıdır.. </font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="#ff00ff">tüm kuruluş ilkelerini soyunduğu ve toplumu aşağılara çekerek yıkıma koştuğu da kuşkusuzdur</font></font><br />
<font size="3"><font color="black">anlayacağınız gibi.. bu faşist.. 12 eylüle kadar olan amanı olumlamaktadır ve toplumsal ilerleme olarak görmektedir.. </font></font><br />
<font size="3"><font color="black">sorsam.. yaşatılanları..</font></font><br />
<font size="3"><font color="black">yani m.suphilerle başlayıp, sansaryanlardan girip sabahattin aliden çıkıp 1968-70 e gelsem.. </font></font><br />
<font size="3">ne diyecek..???!!!</font><br />
<font size="3">burjuva ilerlemesi diyoruz.. normaldir.. jakobenler de terör yaptı ama kapitalizm ve toplum gelişti diyecek ve bana hindistan örneğini verecektir..</font><br />
 <br />
<font size="3">kürtleri sormuyorum bile.. ne ağrıyı ne dersimi ne yok sayılmaları ne zalimlikleri sormuyorum.. </font><br />
<font size="3">niye sorayım.., ki..,</font><br />
 <br />
<font size="3">bu faşist zaten.., <font color="#ff00ff"><b>Türk kapitalizmi</b> bir sonun eşiğinde diye </font><font color="black">ağlaşıp duruyorken.. kürtler de kim oluyor.. gundi plebler ne olacaktı.., ilerlemenin önünde engel idiler &quot;hal&quot; ediliyorlardı.. </font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font color="magenta"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">Bir, şu var: Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunda dinsel yapılara, geleneklere <b><font size="5">vs</font></b> sığınanlar, emperyalizmle açık bir işbirliği içindeydiler ve kolay ezildiler</font></font>.</font></font></font><br />
<font size="3"><font color="#ff00ff">vs <font color="black">yi özellikle vurguladım.., dinsel yapıları anladık.., hadi gelenek derken gericilik dedi diyelim de.. bu vs. ne oluyor ki..,</font></font></font><br />
<font size="3">yani teferruat nedir..??</font><br />
<font size="3">sanırım .., öncelikle kürtler.., lazlar-adigeler-boşnaklar yani tüm diğer halklar..</font><br />
<font size="3">arada da.., sosyalistler.. </font><br />
<font size="3">yazının hemen devamında sosyalistler destekledi &quot;vs&quot;. dememiş de..,</font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font size="3"><font face="Verdana"><font color="magenta">Kemalistler sola saldırılarıyla bu noktada doğrusu iyi hizmet verdiler. Çözdüler. Şimdi kendileri çözülüyor. Ne kadar kaldılarsa...<br />
</font>demiş..:D </font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">ama destek falan diye değil de.. buna fırsat vermediniz sitemi yapmış. </font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">sanırım son referandum ile oluşan ortaklaşmalar bunu düzeltir &quot;inşallah&quot; </font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">hoş tkp bu işlere çoktan başladı da..</font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">ben yanına yaklaşanları izliyorum..</font></font></font></font><br />
 <br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">şimdi sıra.., bu faşistin ırkçı mantığını deşifre etmeye geldi.</font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Verdana"><font size="3"><font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="magenta">Bir de, şu: <b>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin çöküşünü</b>, vaktiyle kemalist kuruluşa direnen dinsel geleneğin bugünkü sözcüleri, her türden liberal uşakları veya akıl hocaları eşliğinde hazırlıyor. <b>Emperyalizmin şiddet kullanan bu bekçileri başarılı olarak, dinsel, hatta dinci bir toplum yaratmayı başarmış görünüyor</b></font>.</font></font> </font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">önce.., bu faşistin 1980 öncesini türk kapitalizmi ve ilericilik olarak olumladığını tekrar.. anımsatayım.. </font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Calibri"><font color="#ff00ff"><font face="Verdana"><font size="3"><b>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin çöküşünü</b>, .... <b>iki 12 Eylül, yani 1980 ile 2010 arasındaki zaman,</b>  .... <b>Emperyalizmin şiddet kullanan bu bekçileri başarılı olarak, dinsel, hatta dinci bir toplum yaratmayı başarmış görünüyor</b></font><font color="#000000"><font size="3">.</font></font></font></font></font></font></font><br />
<font size="3"><font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">hadi bu hatayı  yaptı..bunu yapan sol zaten bir hayli çok.. hatta daha eskiye kadar da gidilebilinir..</font></font> <font face="Verdana"><font size="3">buna teorik zemin bozukluğu diyebilirim.. de..,</font></font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="magenta">Demokrasi de bir dindir, malum. Dinselliğin yetersiz kaldığı yerde etnik delilik imdada yetiştirilmiştir. Bir başka ifadeyle, yoğun bir dinselliğin eşlik ettiği Türkçü şiddet, 12 Eylül sonrasında etnik parçalanma dinamiklerini harekete geçirmiş ve Türkiye&#8217;nin Kürt illerinde bugün artık bir yeni Barzanistan veya Şeyh Sait Cumhuriyeti gerçeklik kazanmıştır. Bu, bizim değil, Türkiye kapitalizminin bir ürünüdür.</font> </font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">&quot;sol&quot; sanılan şöven bir zemin kendine yer açmış ya bu ırkçı faşist haliyle demagojik yazmak zorundadır..</font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="#ff00ff">Dinselliğin yetersiz kaldığı yerde etnik delilik imdada yetiştirilmiştir. <b>Bir başka ifadeyle, yoğun bir dinselliğin eşlik ettiği Türkçü şiddet</b>, <b><font color="blue">12 Eylül sonrasında </font>etnik parçalanma dinamiklerini harekete geçirmiş </b></font></font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="black">sanırsın ki.., bu cumhuriyetin kuruluş temellerinde.. türkçülük yok.. ve türk-islamcılık yok.. hiç işletilmedi.. </font></font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">de.., <font color="#ff00ff"><b>yoğun bir dinselliğin eşlik ettiği Türkçü şiddet</b>, </font><font color="blue"><b>12 Eylül sonrasında</b>  </font><font color="black">başladı...</font></font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">trabzonda katledilenler.. türkçü-islamcı mantalite ile katledilmedi.., 6-7 eylül olayları da öyle.., dersim öyle.., maraş çorum vs. öyle..</font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">küfür edebilmeyi ve becerebilmeyi isterdim demeyeceğim.. sadece gırtlağı elime yakın bir yerde olsa yeter..</font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">asıl sinirlendiğim cümle sonrasındakidir..</font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><b><font face="Verdana"><font size="3"><font color="#0000ff">12 Eylül sonrasında </font><font color="#ff00ff">etnik parçalanma dinamiklerini harekete geçirmiş </font></font></font></b><br />
 <br />
<font face="Verdana"><font size="3">bir tekil ulus-devletin ırkçı türk-islamcılığının sonucu ortaya çıkan etnik yani ulusal ve sosyal temelli sorunlara ve buna direnmelere taktığı yaftaya bak..</font></font><br />
</font></font><font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="#ff00ff"><b>etnik parçalanma</b><font color="black"> .....</font><b>:mad:</b> <font color="black">yani bölücülük</font><b>..</b> </font></font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="black">aynı mantık.. devrimcilere ne diyor acaba.., <font color="magenta">terörist</font> olsa gerek..</font></font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">ırkçının söylem biçimine göre..,   etnik dinamik diye bir şey yok.. bunlar zaten başından beri bir virüs yani .., bir devletin vatanın parçalanması için hazır bekleyen virüsleri.. </font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">12 eylüle kadar ilerleyen bu cumhuriyet.. sonra emperyalist işbirlikçilerinin eline geçti ve beraber parçalıyorlar..</font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3"><font color="magenta">Yeni Türkiye kapitalizminin Kürtler ve demokrat Türklerden yoğun bir destek alması bizi şaşırtmıyor. Biz <b>halklara tapmayız. <font color="black">doğru..., tapmazlar keser doğrarlar.. katlederler.. <br />
</font></b></font></font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">şimdi sıkı durun..</font></font></font></font><br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">aşağıya alacağım alıntıyı dikkatlice okuyun ve mutlaka yanıtlayın..</font></font></font></font><br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Calibri"><font size="3"><font face="Verdana"><font color="magenta">Demek ki... </font></font><br />
<font face="Verdana"><font color="magenta">Demek ki, toplum kendiliğinden ve hızlanarak geriye düşüyor. Demek ki, toplum kendiliğinden değil ve başlatıldıktan sonra da görece yavaş ileriye taşınabiliyor. Bu nedenle, Kemal Okuyan'ın vurgusuyla, &quot;paranın özgürlüğü kısıtlanmadan, bu kısıtlamalar doğrultusunda </font></font><br />
<font face="Verdana"><font color="magenta"><b><u><font color="blue">otoriter, jakoben müdahaleler yapılmadan</font> hiçbir toplumun özgürleşemeyeceğini anlatmak&quot; zorunda kalıyoruz. </u></b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font color="magenta"><b>Gereksinimlerimizi biliyoruz. </b></font></font><br />
<font face="Verdana"><font color="magenta"><b><font color="blue">Jakoben geçmişimizle övünüyoruz</font>. Onu da ileri taşıyacağımızın farkındayız</b></font></font><br />
<br />
<font face="Verdana"><br />
burasını size bıraktım......</font><br />
<br />
</font></font></font> <br />
 <br />
 <br />
<font face="Calibri"><font face="Verdana"><font size="3">alıntı</font></font></font><br />
<font face="Calibri"><b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5238</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Turkali: Özgürlükten yana tüm kesimler boykot etmeli</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5237&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 22:06:40 GMT</pubDate>
			<description>BDP Merkez...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>BDP Merkez yöneticilerinin Muğla'da yürüttükleri boykot toplantıları çerçevesinde hastanede bulunan Vedat Türkali'nin eşi Merih Pirhasan'ı ziyaret etti. Türkali, burada yaptığı konuşmada, Kürt sorunu Türkiye'nin en temel sorunu olduğunu belirterek, bu ülkenin gerçek komünistlerinin Kürt halkının yanında yer alması gerektiğini vurguladı. Türkali, özgürlükten yana olan herkesi boykota çağırdı. <br />
<br />
BDP Eşbaşkan yardımcılarından Tuncer Bakırhan, Alattin Erdoğan, BDP PM Üyesi Emir Ali Çelebi'nin de aralarında bulunduğu BDP Merkez yöneticileri ile Muğla il ve ilçe yöneticileri, Muğla'da boykot çalışmaları çerçevesinde halk toplantıları gerçekleştirdi. BDP yöneticileri, Muğla, Bodrum ve Bodrum'un bir çok beldesinde sürdürdüğü boykot toplantılarına yüzlerce kişi katıldı. BDP Eşbaşkan Yardımcısı Bakırhan'ın toplantılarda yaptığı konuşmada, AKP hükümetinin Kürt halkına uyguladığı asimilasyon politikalarının Nazi Almanya jenosit politikalarından farklı olmadığını belirterek, 12 Eylül'de gerçekleşecek olan referandumunun da Kürtlere bir şey getiremeyeceğini belirterek, bu yüzden Kürtlerin sandığa gitmeyip, referandumu boykot edeceklerini ifade etti.<br />
<br />
BDP'liler, toplantıların ardında, son romanını yazmak üzere Bodrum'da bulunan yazar Vedat Türkali'nin hastanede bulunan eşi Merih Pirhasan'ı ziyaret etti. Türkali, yapılan ziyaret dolayısıyla BDP'lilere teşekkür ederek, şunları dile getirdi:<b><i> &quot;Kürt sorunu 1925'ten beri bu ülkenin en temel sorunudur. AKP'nin 12 Eylül'de gerçekleştireceği anayasa değişikliği referandumda Kürtlere ilişkin hiç bir iyileşme yok. Bu ülkenin gerçek sosyalistleri, komünistleri ve demokrasiden yana olan tüm ezilen kesimler, Kürt halkının yanında yer almalıdır. Kürt sorunu çözülmeden bu ülkenin hiç bir sorunu çözülemez. O yüzden demokrasi ve özgürlükten yana tüm kesimler, 12 Eylül'de sandığa gitmeyip, referandumu boykot etmelidir&quot; </i></b><br />
<br />
günlük gazetesi<br />
<br />
<br />
saygı ve dostlukla</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>düşünsel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5237</guid>
		</item>
		<item>
			<title>AAA Logo 2010 3.0 Business Edition - Full - Crack</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5236&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 21:46:24 GMT</pubDate>
			<description>*Resim:...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center"><b><font face="Comic Sans MS"><b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
<br />
<b>AAA Logo 2010 3.0 Business Edition</b><br />
<br />
AAA Logo, 100'den fazla hazır şablonun ve 2000'den fazla özelleştirilebilir logonun bulunduğu, dakikalar içerisinde profesyonel logolar hazırlayacağınız, vektör tabanlı bir logo hazırlama yazılımıdır. Renklerle ve efektlerle logoları özelleştirebileceğin  iz gibi hazırladığınız bu logoları anında yazdırabilir veya internete aktarabilirsiniz. Ayrıca yüzlerce yazı tipi ve küçük logo resimleri bulunuyor. Oldukça kolay bir arayüz ve beraberinde gelen 100'den fazla hazır logoyla birlikte bu programı kullanan herhangi birinin iyi bir logo çıkarmaması içten bile değil. <br />
Serial - Keygen mevcuttur.</font><br />
<br />
<font face="Comic Sans MS">----İndirme Linki----<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b><br />
<br />
Rar Şifresi: <b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b>  </font></b></div></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=59"><![CDATA[Grafik & Tasarım]]></category>
			<dc:creator>Che Guevara</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5236</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["kardeşin" duymaz!! "el"oğlu duyar...]]></title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5235&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:30:30 GMT</pubDate>
			<description>*Susarlar Sesini...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Susarlar Sesini Boğmak isterler<br />
Yarımdir Kırıktır Sırça Yüreğim<br />
Çığlık Çığlığa Yar Geceler<br />
<font color="purple">Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar<br />
</font><br />
Çoğalır Engeller Yürür Gidersin<br />
Yüreğin Taşır Götürür Seni<br />
Nice Selden Sonra Kumdan Öteden<br />
Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar<br />
<br />
Yıkılma Bunları Gördüğün Zaman<br />
Umudu Kesipte incinme Sakın<br />
Aç Yüreğini Bir Merhabaya<br />
Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar</b><br />
<br />
bu türküyü hepimiz biliriz.. basındaki bir haberi görünce aklıma düştü..<br />
 <br />
1993-96 kirli savaş süreci bilinir..<br />
 <br />
binlerce köy yakılıyor.., binlerce faili meçhul de deil.., aleni insanlar katlediliyordu..<br />
 <br />
sesler çığlığa çığlıklar öfkeye karışmıştı..<br />
 <br />
sistem tüm dış-iç desteği ile.., kürdistanın çiğerine hançeri sokmuş ve bir eli de kürdün gırtlağındaydı..<br />
 <br />
kürde kalan..., ölmek ve direnmekti.. ölümüne direndi.. yanlışları da oldu.. <br />
 <br />
dedim ya.., sesler çığlıklara .., çığlıklar öfkelere karışmıştı....<br />
 <br />
yinede bu cehennemin içinden gür bir sesle bağırıyorlardı..<br />
<b>biji aşiti</b>.. <br />
 <br />
bazıları!!! ne barışı savaşa devam teslimiyetçiler derken.., arenada aslanlar önünde parçalanmamak için direnen hıristiyanları seyredenler gibiydi.. <br />
bazıları..!! biz &quot;hıristiyan&quot; değiliz.., bizi bağlamaz derken.., peynir gemisi ile aslanlara karşı rüzgar açmışlardı!!<br />
yada aslanlar ile hıristiyanları aynı kefeye koyuyorlardı..<br />
 <br />
<font color="purple">hepimiz kardeşiz... (m. kırmızıgül) <font color="black">... ya!!!!!</font></font><br />
<font color="purple"> <br />
</font>Susarlar Sesini Boğmak isterler<br />
Yarımdir Kırıktır Sırça Yüreğim<br />
Çığlık Çığlığa Yar Geceler<br />
<br />
<font color="purple">Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar   ..., </font><font color="black">gerçekten de çoğu duymadı..</font><br />
ama türküyü haklı çıkartan başka bir şey de oldu..<br />
 <br />
 <br />
<font color="blue"><font face="Tahoma">İnsan hakları ihlalleri nedeniyle Türkiye'de konser vermeyi sürekli reddeden dünyanın en ünlü rock müzik gruplarından U2, 3 Eylül'de Türkiye'ye geliyor. Hatırlanacağı üzere <b><font color="red">&quot;U2&quot; 3 Mart 1997'de çıkardığı &quot;Pop&quot; albümünün kapağına İngilizce olarak, &quot;Remember Fehmi Tosun 'disappeared' in Turkey October 1995&quot;(Türkiye'de gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'u hatırlayın) yazarak, gözaltında kaybedilenlerin yakınları ile (Cumartesi Anneleri) dayanışma göstermişti.</font></b> </font></font><br />
 <br />
<font color="blue"><font face="Tahoma">U2 Grubu'nun albüm kapağında ismi geçen Fehmi Tosun, Diyarbakır'ın Lice ilçesinden. Köyleri yakılıp boşaltılınca, eşi Hanım ve beş çocuğuyla Diyarbakır'a, oradan da İstanbul'a göç etti. 19 Ekim 1995 günü evden çıkan Fehmi Tosun, telsizli, sivil kişilerce kaçırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, eşinden bir daha haber alamayan Hanım Tosun'un yaptığı başvuruyu sonuçlandırmış ve Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etmişti.</font><br />
<br />
</font> <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=112">Güncel Haberler</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5235</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Aşmayanın aşılacağı  bir  tarihi  süreç yaşanıyor</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5234&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 10:43:05 GMT</pubDate>
			<description>AŞMAYANIN AŞILACAĞI...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>AŞMAYANIN AŞILACAĞI  BİR  TARİHİ  SÜREÇ YAŞANIYOR<br />
<br />
Kapitalizm, kendinden önceki toplumsal sistemlerden farklı olarak, kendini aşarak, bir üst düzeyde üreterek  varlığını idame ettirdi. Diyalektiğin aşmayan aşılır yasasını bizzat kendisi uyguladı. Rekabet döneminden, tekelci sermaye ihracı dönemine, sermaye ihracından, taşıma harekatı sürecine kendi öz dinamikleri ile geçti. Varmış olduğu globalizm  düzleminde bütün dünyayı kuşattı. Girdiği her yere kendi egemenliğini ve karakteristik özelliklerini de taşıdı. Globalizm, sermaye ihracının belirleyici konumunun yerine, taşıma harekatını koyarak, sermaye ihracı döneminden kalma bir çok faktörü aşıyor. Taşıdığı özellikleri, sermaye ihracı döneminden kalma ne varsa onların yerine ikame ediyor. O nedenle sadece kendini aşıp değişmiyor, girmiş olduğu ülkeyi de kendine denk bir şekilde değişime uğratıyor. Türkiye  bunun en somut örneği durumunda.   <br />
<br />
 İktisadın  üretim, tüketim, üleşim  gibi doğal yasaları ile, kapitalizmin, yapısal dokusunda var olan ante-gonistik  çelişki, henüz  kesin bir çatışmaya  girmedi. Başka bir anlatımla, üretim güçleri ile üretim ilişkileri bir kesişme noktasına varmadı. O nedenle kapitalizm bu yasaları da değerlendirerek, rekabet ve  sermaye ihracı  evrelerinden geçerek  globalizme büyüdü. Globalleşen kapitalizm, bir dünya sistemine dönüşürken, Türkiye&#8217;nin de bir iç dinamizmi haline geldi. Bu yapısallığı nedeniyle, Türkiye&#8217;yi iç  başkalaşım  amaçlı bir devinim içine soktu. Evrensel düzlemde, sistem içi  iç başkalaşımlar  yaşanırken, Türkiye&#8217;nin  politik coğrafyası ile  üniter devlet yapısı, o yapının  egemen ideolojisi köklü bir şekilde değişiyor.  Eski  üniter yapı ile Türkiye&#8217;nin yönetilmesi olanaksız hale geliyor. O nedenle, üniter devlet yapılanması, kesin değişmek zorunda kalıyor. Coğrafi olarak  bir değişiklik olmayacaksa bile  politik coğrafya da  alan farklılaşması kaçınılmaz  durumda.<br />
<br />
Türkiye, iki dinamizm tarafından değişime zorlanıyor. Bir yanda globalizm, Türkiye devlet yapısı, ideolojisi, ekonomi &#8211;politikasını kendi çıkarları doğrultusunda, yeniden dizayn ederken, Özgürlük hareketi de, Kürt halkının çıkarlarını sisteme dayatmış durumda. Devlet kabul etse de etmese de, yerel yönetimlerden, yasal partilere ve parlamentoya kadar artık bir Kürt politik coğrafyası oluşmuştur. Söz konusu politik coğrafya, çok dinamik olduğu gibi toplumsal ilerlemeye önemli bir ivme de katıyor. Genç, dinamik, aktif, atak karakteri ile toplumsal ilerleme sürecini ivmeleyen Kürt özgürlük hareketi, İdeolojisi,  yapısal bütün dokuları ile eskimiş, çürümüş olan devleti  temellerinden sarsıyor. Bu  yapısal  sarsılma, devleti bütün  iç dokuları  ile birlikte,  ekonomi-politiği, dış politikası, değerler bazındaki öncelikleri de değişime zorluyor. <br />
<br />
 Kendini aşamayanın aşılması  bir doğa kanunudur. Türkiye&#8217;yi onlarca yıldır, bir kalıp içine sokan, dondurarak donuklaştıran, değişimin bütün kapılarını kapatan ordu da, eski özelliğini kaybetmekte ve aşılmaktadır. Yakın bir gelecekte, ne Türk ordusu eski ordu olarak kalacak, eski fonksiyonunu koruyabilecek ve politikadaki eski rolünü oynayabilecektir, ne de Ordunun onlarca yıldır yapısal ve ideolojik olarak şekillendirdiği sistem eski sistem olacaktır. Ve ne de,  Onlarca yıldır ordu ve eski devlet yapısının , ideolojisi, politikası doğrultusunda şekillenmiş olan, sağ ve burjuva sol  partiler eski ideolojik, politik, ve örgütsel yapılanmaları ile kalabileceklerdir. Gelişmeleri göremeyen ona denk bir değişim yaşamayan bütün yapılar ya yok olacak ya da kendi karşıtlarına dönüşeceklerdir. Örneğin, kendini gelişmelere denk bir şekilde yenileyemeyen MHP, eski tas eski hamam devam ederse, ya karşıtı gibi gördüğü, AKP&#8217;ye, ve ya başka bir partiye dönüşmek, ya da marjinalleşerek yok  olmak  durumunda  kalacaktır. <br />
<br />
Türkiye&#8217;yi devindiren gücün global  olanı, CHP&#8217; den geçemedi. CHP&#8217;yi, Türkiye  devinimin ters istikametine doğru yönlendiren Diniz Baykal dan vaz geçti. Bir gecede bilinemeyen bir el Baykal&#8217;ı resimledi  aynı gecede söz konusu resimleri, sanal dünya sızdırdı ve Deniz Baykal&#8217;ın siyasi hayatını bitirdi. O çok kurnaz, ceberut, rakip tanımaz, her türlü ahlak değerlerinin ötesine geçerek, yıllarca koltuğunu koruyan Baykal, neye uğradığını şaşırarak, istifa edip, evine çekildi. Yerine; Baykal&#8217;ın ağzına bile almadığı, genel af, türban yasağını kaldırmayı isteyen,  Muğlalı kışlasının ismini değiştirmeyi öneren, Kürt sorununu çözmeye talip olan, Alevi sorununa çözüm önerileri üreten, Türkiye&#8217;yi AB üyesi yapmayı taahhüt eden  Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nu  oturttu. <br />
<br />
Başka bir anlatımla, Türkiye yi, globalizmin devindirdiği yönün ters  istikametine yönlendirmeye kalkan Baykal&#8217;ın yerine, Türkiye&#8217;nin yön tayınını, global devinimin  istikametine  doğru yapan Kılıçdaroğlunu getirdi. Dolaysıyla CHP önemli bir değişim yaşadı. Globalizm, CHP&#8217; de  sadece bir değişim yapmakla kalmadı, global sermayenin planlarını hayata geçirmede yetersiz  kalarak, patinaj etmeye başlayan  AKP&#8217; nin karşısına  bir alternatif   de çıkartmış oldu. Bir zamanlar, önemli bir basın kesimi, Baykal&#8217;ın  CHP başkanlığını bırakmayacağını, AKP&#8217; nin ise Alternatifinin henüz olmadığını, dolaysıyla da AKP iktidarının uzun bir süre daha devam edeceğini tartışıyordu. Ama bir gecede bütün bu yaklaşımlar değişime uğradı. AKP ise, artık alternatifsiz olmakla öğünme şansını kaybetti.<br />
 <br />
Globalizm kendi sistemini  oturturken, devrim ve karşı devrim güçleri arasındaki yapılanmayı da değişime uğratıyor. 20. y. yılda devrim güçleri ile karşı devrim güçleri arasındaki ayrım  net olarak burjuvazi ile proletarya idi. Ama bu gün bu ayrım daha karmaşa bir durum  arz ediyor. Artık sadece akla kara gibi, burjuva  sistemine karşı, işçi sınıfının  sisteminin kurulması için mücadele eden, işçi sınıfı ile sistemini korumaya çalışan  burjuva sınıfı yoktur. Sisteme karşı mücadele eden, ama işçi sınıfı gibi, kapitalizmin yerine sosyalizmi kurmak  gibi net bir amacı olmayan, sınıf yapısı itibarı ile de homojen değil heterojen olan: yeşiller, çevreciler, sol parti ya da örgütler, eş cinseller, sınır tanımayan doktor, hukukçular, Feministler vb. gibi  daha isimin sayamadığım  onlarca  yapılanmalar,  nitel ve nicel bakımdan çok önemli bir güç oluşturuyorlar. Sisteme karşı mücadele eden fakat sistem yerine sosyalizmi kurmayı net bir şekilde tasarlamamış olan, alabildiğine heterojen,  alabildiğine bir talepler çokluğu, alabildiğine karmaşa bir mücadele arenası, oluşmuş durumda.<br />
<br />
Bu nesnel nedenden dolayı, 20. y. yılın devrimcilerinin yüz yüze olduğu homojen sınıf ayrımı, homojen talep ve karşı sistem önerisi olgusu ile 21. y. yılın, son derece çeşitli yapılar, talepler, dengeler olgusu bir birinden önemli farklılıklar arz ediyor. Geçmişin homojenliği nesnel olarak aşıldı. Ama onu öznel ve ideolojik politik üretme yöntemiyle aşamayanlarda artık aşılmanın eşiğine gelmiş durumda. O nedenle 20. y. yılı sosyalist düşünce tarzı ve ideolojik, politik üretme yöntemine bağlanıp kalmış olanlar, 21. y. yılın karmaşa sorunlarına çözüm üretemez, geçmişte kalırlar. Yaşanmakta olan süreç, geçmişin aşılmakta olan nesnel koşullara çengel gibi takılı  duran bütün özneleri  yıkıma götürecektir. Değişen koşullar çengelin asılı olduğu nesneyi yok edince, eşyanın tabiatı gereği, ona bağlı özne de boşluğa düşmek durumunda kalacaklardır. <br />
<br />
Bu yasanın somut  işleyişini yaşayarak da görüyoruz. Kürt özgürlük hareketine ön gelen süreçte ki, toplumsal ilerlemeye öncülük eden dinamizm, Kürt dinamizmini de içinde taşıyan Türkiye sosyalist hareketi idi.  20. y. yılda, toplumsal ilerlemeye öncülük etmiş olan, Türkiye sol dinamizmi, 12 Eylül faşizmi tarafından ezildi ve  doku değişikliğine uğratıldı. Yaşamış olduğu, söz konusu yıkım ve daha başka nedenlerle  bu gün eski görevini yerine getiremiyor. Ama her konuda   olduğu gibi, bu konuda da doğa boşluk tanımadı. O nedenle, Türkiye&#8217;nin toplumsal ilerlemesine öncülük eden dinamizm değişti. Bu gün bütün somutluğu ile görüldüğü gibi  bu dinamizm Kürt özgürlük hareketidir. Türk solunun ve sosyalist hareketinin, Kürt özgürlük hareketine  eski ağabeylik taslaması günümüz gerçekliği ile asla bağdaşmaz. Türkiye sosyalist hareketi, kendisini aşamadı, yeniden ve bir üst düzeyde üretemedi. Kürt özgürlük hareketi bunu başarıyla yaptı. O nedenle de doğanın diyalektiği öncülük görevini ona devretti. Türkiye sosyalist hareketi ve Özgürlük hareketi,önce bu somut gerçekliği görüp ona dank politikalar geliştirip, karşılıklı katkı ve katılımlarla, gelecek için birbirlerini şekillendirmelidirle  r.<br />
 <br />
 Dünyada, bölgede ve Türkiye de yaşanmış ve yaşanmakta olan gelişmeler, Türkiye toplumsal ilerlemenin lokomotifinden önemli bir değişimin  oluşmasına neden oldu. Bu temel değişimi göremeyen, buna denk ideoloji, teori, politika ve siyasal yapılanma üretemeyen sol ve sosyalist güçler, eşyanın tabiatı gereği, tarihin gerisine düşerek sürecin dışında kalacaklardır. Aynı diyalektik yasa, Özgürlük hareketi için de işleyecektir. Yaşanmış ve yaşanmakta olan tarih, ekonomik, sosyal, siyasal gelişmeler, toplumsal ilerleme sürecinin oluşturmakta olduğu işlev ve doğal  görev; özgürlük hareketinin, Türkiyelileşen, Türkiye genelini kucaklayan, onun gerekli kıldığı, görevi üstlenen, toplumsal ilerlemesine öncülük eden bir boyuta çıkması ve kendini bu boyutta yeniden üretmesidir. Özgürlük Hareketi Kürt  boyutunu aşıp,Türkiye boyutuna büyüme yeteneği gösteremezse, diyalektik yasaların, onu da toplumlar tarihinde sararmış sayfalardaki yerine göndermesi kaçınılmaz olur.<br />
<br />
 Özet  olarak belirtmiş olduğum bu olgular, önü alınmaz bir doğa kanunu gibi,  toplumsal ilerleme  hareketi ve diyalektik yasanın muharrik gücü ile tarihteki yerine doğru ilerliyor. Doğanın diyalektiğine denk bir itimle, tarihi yerine doğru ilerleyen bu gelişmeleri, somut verilerle, hipotetik yöntemle irdelemeyen, geleceğe yönelik olarak sentez yapma yeteneği gösteremeyen, sağcı politikalar da, solcu politikalar da,  sosyalist geçinenlerde  tarihin, sarı sayfalarında kalmaya mahkum olacaklardır. Gelinmiş olunan bu kritik ortamda, Özgürlük ve Türkiye sosyalist hareketine, çok önemli görevler düşüyor. Kuşkusuz, hiç kimse ve hiçbir devrimci hareket, yanlış yapmama konusunda noter senetli değildir. Herkes ve her örgüt yanlış yapabilir.<br />
 Ama bu süreçte yanlış yapmamak ya da hiç olmazsa  az yanlış yapmak için büyük gayret göstermek gerekiyor. Bu bakımdan referandumda alınmış olunan  boykot tavrı  çok önemli bir kilometre taşı olarak görülüp, değerlendirilmelidir  . Boykot oranının çok ya da az olmasının hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, şoven devletin, global kapitalizmin zor ve zorbalığının  karşısına, halkların kendi kaderini tayın etme hakkı ilkesi, emeğin ve emeğe dayalı demokrasinin egemen olması doğrultusunda, kararlı bir tavırla durmuş olan,  Özgürlük hareketi ve  Türkiye sosyalist güçlerinin  kalıcı birliğinin  sağlanmasıdır. Türkiye&#8217;nin bütün sorunlarının çözülmesi, Türkiye&#8217;nin bu ülkede yaşayan herkesin ortak vatanı, mutlu yaşadığı, kardeşliğin, barışın  ülkesi haline gemlisi bu birliğin sağlanması ve  Türkiye politikası üzerinde etkin hale gelmesi ile mümkün olacaktır.<br />
<br />
Teslim TÖRE</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=8">Makaleler</category>
			<dc:creator>Teslim Töre</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5234</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[cuma'nın gelişi perşembeden.., neo-ergenekonun gelişi nerden? belli olur]]></title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5233&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 12:40:56 GMT</pubDate>
			<description>taraf...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>taraf gazetesinde.., orhan miroğlu kendi köşesinde bir yazı yazmış..<br />
yazı hanefi avcı kitabı ile ilgili..<br />
 <br />
<font color="magenta">Hanefi Avcı&#8217;nın <i>Haliç&#8217;te Yaşayan Simonlar</i> kitabına farklı tepkiler gelmeye devam ediyor. </font><br />
<font color="magenta">Çıkan yazılara ve haberlere bakıyorum. Fethullah Gülen cemaatiyle ilgili kitapta yer alan birtakım değerlendirme ve iddialar öne geçmiş görünüyor. Kitabı bu bakımdan da tartışmanın hiç zararı yok bence. <b>Ama bu iddialardan daha önemli şeyler var ki, bunlar tümüyle &#8216;<font color="blue">dünkü devletin&#8217;</font> icraatları hakkında.</b> Nedense medyamız ve köşe yazarlarımız kitabın bu sayfalarını görmezden geldiler. Dünkü devletin icraatları onları pek ilgilendirmiyor anlaşılan. </font><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">bu girişi ile önemli bir noktaya değinmiş..</font> &quot;devletin icratları&quot; .., </font><font color="black">devamında haklı!!!! olarak.., kitabın yarattıklarına yoğunlaşmakla beraber bu icraatlara değinilmediğini vurgulamış..</font><br />
<br />
<font color="black">bu &quot;haklı&quot;!! ve &quot;masum&quot;!! görünen itiraz beni de &quot;etkiledi&quot;!! çünkü arkasından bunlara değinerek beni &quot;yoğun&quot; manüple etti!!!!</font><br />
..., etti de.., etkisini çabucak silebildim.. <br />
herşeyi sorgulamayı ve ayrıntıda saklı şeytanı aramak gibi bir huyum olduğundan.. bende..., <br />
<b><font color="#ff00ff">Ama bu iddialardan daha önemli şeyler var ki, bunlar tümüyle &#8216;</font><font color="blue">dünkü devletin&#8217;</font><font color="#ff00ff"> icraatları hakkında.</font></b><font color="#ff00ff"> Nedense medyamız ve köşe yazarlarımız kitabın bu sayfalarını görmezden geldiler</font><br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">bölümündeki...,</font> <b>&#8216;<font color="blue">dünkü devletin&#8217;</font></b><font color="#ff00ff"> <font color="black">tanımına <b>taktım</b></font></font></font><font color="black">..</font><br />
 <br />
<font color="magenta">devletin icraatları</font> lafını anlarımda.., buna <font color="blue"><b>dünkü</b></font> takısını eklediğinde anlam ve amaç değişiveriyor.. <br />
bu vahşilikleri <font color="blue">&quot;<b>dünkü</b>&quot; devlet</font> yaptı ise..<font color="blue"><b> bugünkü</b> devlet</font> nedir..?? yani <font color="blue">dünkü devlet</font> devri bitti..,<font color="magenta"> bugünkü devlet</font> devri mi? başladı.. <br />
öncelikle bu netleşiyor..<br />
 <br />
yani artık dünkü &quot;ergenekoncu&quot; <b><font color="blue">dün</font><font color="blue">kü devlet</font></b>devri bitti.. ve h. avcının kitabında bunların yaptıkları vahşet zaten yazıyor.. buna dikkat edin..., edinki.., <font color="magenta"><b>bugünkü devlete</b></font> yeni gelinin sarılması gibi sarılın..<br />
.., da.. neye sarıldığınızı da bari ben uyarayım.. :D<br />
 <br />
uyarmadan önce .., orhan miroğlunun ne menem bir kişi olduğunu da kendi sözleri ile ispatlayayım..<br />
 <br />
<font color="magenta">Geçen hafta yazmıştım. Hanefi Avcı&#8217;nın <i>Haliçte Yaşayan Simonlar</i> kitabının alt başlığına itirazım var diye. </font><br />
<font color="black">başığa itirazını biliyoruz.. ve neresine olduğunu da.. ve bu anlamdaki taraf gibi liberal-faşist ve diğer neo-islami faişist ve miroğlu gibi tırşıkçıların da.., itirazlarını anlamayacak kadar kek değiliz.. </font><br />
<font color="magenta">Meramımı anlatabildiğimi sanıyorum.</font><br />
<font color="black">anladık..:D ve zaten bunu da anlatmaya çalışıyorum..</font><br />
 <br />
<font color="magenta"><b>Bu başlığın bir hayli aşina olduğumuz bir fikri ispat etmeyi amaçlamanın ötesinde bir gerçekliği yok.</b> Bu başlığın ortaya koyduğu fikre inanmak imkânsız bir şey.</font> <br />
bahsettiği şey.., devletin bir çete devleti olarak icrat eylediği anlamındadır.. <br />
ve zaten.., bunu da.., <font color="blue"><b>dünkü devlet</b></font> diye tanımlamış..<br />
 <br />
peki itirazı neyedir..?????<br />
<font color="magenta"><font color="blue">Dünün devletiyle</font>, <b>bugünün cemaatini</b> bir çırpıda eşitlemek çabası büyük bir haksızlıktır.</font><br />
<br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">eğer</font> dünün devleti <font color="black">diyor isen.., şimdi ortada</font> bugünün devleti <font color="black">var demektir.. ve yazında da..,</font> <b>bugünün cemaati</b> <font color="black">gibi bir tanım ortaya koyuyorsan..</font> <b>bugünün devletini <font color="darkgreen">cemaat</font></b> <font color="black">ile özdeşleştiriyorsun demektir..</font> </font><br />
<br />
<font color="#ff00ff"><font color="black">anlaşılacağı!! gibi..,</font> dünün devleti <font color="#000000">ergenekoncu idi..</font> <font color="black">onu tasfiye eden ve</font> bugünün devletini <font color="black">yaratan</font> bugünün cemati</font><font color="black"> aynı değildir.. diyor.. ve.., sanırım.. ikincisi de demokrasi!!! oluyor.. </font><br />
 <br />
şimdi sıra.. bu tescilli tırşıkçının sözlerini ispat ile höykürdüğü cümlelerin analizinde.. <br />
<font color="magenta">Binlerce faili meçhul cinayet dosyasından sorumlu olanlarla, Fethullah Gülen cemaatinin &#8211;hukuksuzluk barındırsa bile- faaliyetlerini eşitlemeye çalışmak vicdansızlıktan başka bir şey değildir. </font><br />
<font color="#ff00ff"><font color="magenta">Enseye sıkılan kurşunla, devlet kurumlarında kadrolaşmak nasıl bir olabilir?</font><br />
</font><font color="#ff00ff"><font color="black"><b>haklı!!!</b> birisi..,</font> dünkü devlet..</font><font color="black"> zamanında devlet kurumlarında kadrolaşmış .. </font><font color="#ff00ff"><font color="black">ve</font> enseye kurşun<font color="black"> sıkmaya başlamış..</font> </font><br />
<font color="#ff00ff">bugünkü cemat(devlet).., </font><font color="black">daha kadrolaşmadan bu işlere başlamış.., gözüne kestirdiği komutandan gazeteciye &quot;akademisyene&quot; bürokrata vs. kadar herkesi içeriye almayı yada aldıkları ile özel anlaşmalarla hastanede yatırmayı yada tutuksuz yargılanmayı vs. vs. düzenleyebiliyor.. </font><br />
ama kürdistanda çocukların tutuklanmasında bombalanmasında vs. vs. elini kıpırdatmıyor .. birde savunuyor.. <br />
 <br />
<b>cuma!nın gelişi perşembeden belli olur</b>.. sayın miroğlu.. neye sarıldığınıza bir bakın.. derim..<br />
 <br />
<br />
<font color="black">geleyim ikna!! gerekçesine..</font><br />
<font color="magenta">İkincisiyle hukuk kuralları içinde mücadele edersiniz, ama yitip giden hayatları bir daha asla geri getiremezsiniz.</font><br />
<font color="#ff00ff">yitip giden hayatları bir daha asla geri getiremeyeceğimizi</font><font color="black"> biliyoruz.. ukalalığın ve gaz vermenin anlamı yok.. </font><br />
ikinci diye savunduğun.. bugünkü cemat(devlet) sadece hukuksuzluk yapmıyor.. kürt olmana karşın son yaşananlarla ilgilenmiyorsan.. söylediğin tüm eleştiriel sözler aynen senin için de geçerlidir.. <br />
 <br />
<font color="magenta">İsim vererek bize şu insanlar canınıza kastetti diyor Hanefi Avcı, medya koro halinde &#8216;şu yoldan geçen adam devlet kurumlarında örgütleniyor, bir gün canınıza kastetme niyeti var&#8217; diye haykırıyor.</font><br />
<font color="#ff00ff">demekki orhan miroğluna göre ortada bir cana kasıt yok.. kürdistanda yaşanılanlar cana kasıt değil.. hukuksuzluk.. ceylan .., diren vs. vahşet değil.. gerilla ölülerine ve canlı kürt kızlarına yapılan tecavüzler vahşet değil.., sadece hukuka uygun yapılmamış.. </font><br />
<br />
<font color="magenta">İzin verin de önce canımıza kastedenlerle hesabımızı görelim,</font> <br />
verdik de ne yaptınız.. !!!<br />
<font color="magenta">sizin amacınız bu hesabı ebediyen kapatmaktır beyler!.. Anlamadığımızı sanmayın</font>.<br />
sanırım bu sözleri tüm neo-islam ve liberal faşist ve kendisi gibi tırşıkçılara söylüyor..:D<br />
 <br />
hanefi avcı kuyuya bir taş attı ama bu taş kimlerin kafasına geldi belli.. <br />
 <br />
aklıma cumhuriyetin kuruluşu geldi.. sonradan.., nutuk gibi resmi tarih de teşkilatı mahsusanın çeteci zihniyetlerin nasıl temizlendiği ve modern cumhuriyet kurulduğu anlatılır.. <br />
o dönemde topal osman bu &quot;halkın&quot; meclisini koruyan muhafız iken.. tetikçilik de yapıyordu.. <br />
m.suphilerin katlini sorgulayan.. ali şükrü yü &quot;hal&quot; etti.. sonra meclis kapısına asıldı.. şimdi de heykeli dikildi.. talat paşa gibi..<br />
 <br />
hoş bunlara alıştık.. menderes devlet içinde dikta kurdu ülkeyi abd ye sattı diye asıldı.. şimdi anıt mezarı var.. general muğlalı katliam yaptı diye yargılandı.. şimdi aynı yerde kışlaya ismi verildi.. <br />
yarın aynı &quot;haltı&quot; yemeyeceğinizin garantisi var mı?? <br />
 <br />
hepiniz osmanlı devşirme-dönmelerisiniz.. bazıları da yanında tırşıkçısı<br />
 <br />
 <br />
yazının bütünü<br />
<b><font color=red>[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. <a href="register.php">Üye Olmak için TIKLAYIN...</a>]</font></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=4">Politik Gündem</category>
			<dc:creator>suat</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5233</guid>
		</item>
		<item>
			<title>1 eylül-toplumsal barış</title>
			<link>http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5232&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 20:03:43 GMT</pubDate>
			<description>Bugün 1 Eylül Dünya...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bugün 1 Eylül Dünya Barış günü.1 Eylül 1939'da Hitler ordularının Polonya'ya saldırmasıyla başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihi Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Barış Günü ilan edilmiştir. Coşkuyla kutlanması gereken bu günü yine buruk bir acı ve endişe içerisinde kutluyoruz. Aradan geçen bunca yıla karşın ne dünyada ve ne de coğrafyamızda adalete dayanan kalıcı bir barış sağlanabilmiş değil.<br />
<br />
Savaşın faturası sadece yaşamlarını yitirenlerle sınırlı değil. Yine her yıl onbinlerce insan sakat kalıyor, milyonlarca insan yerini, yurdunu, köyünü terk etmek ve mülteci konumuna düşmek zorunda kalıyor. Kadın ve çocuklar tecavüze uğruyor. Dünya halklarına açlık ve sefalet dayatılıyor.<br />
<br />
Barış denilince, ilk akla gelen  iki devlet arasındaki savaşa son vermektir.  Geçmişte yaşanmış savaşlar sonrası yaratılan barışlar bu anlamdadır ama devletlerarası barış ile o devletlerin siyasi-coğrafi denetimi altındaki toplumların birbirleri ile barış yaptığı anlamına da gelmez. Bu durumlar genelde yeni bir savaşa zemin olsun diye de işletilir. Bu anlamda, gerçek barışı isteyenler, devletlerarası barıştan ziyade, toplumlar arası barışı önemserler bu alanda çaba harcarlar ve kalıcı barışın bu olduğunu bilirler. <br />
<br />
Toplumsal mutabakat ya da toplumsal barış kavramları, devletlerarası savaşlar yerine bölgesel çatışmalar hatta aynı devlet içersindeki topluluklar arası çatışmalar ve de devlet ile bu toplulukların çatışmaları şeklinde olagelen gelişmeleri barış temelinde, tanımlamak için ortaya atılmıştır. <br />
<br />
 <br />
Bir siyasi-coğrafi sınırlar içinde var olan yönetsel organizasyon devlet ise, bunun içinde yer alan  bir dizi toplumsal yapılarda kendi içinde bir çeşit aidiyetsel yönetim işleyişleri içerir. Etnik  , sosyal-kültürel vs. bir dizi toplumsal yapılar vardır. Yine bunların her biri içinde farklı sosyo-ekonomik katmanlarda vardır. Bu toplumsal yapılar  ; belirli mutabakatlarla bir tanım altında birlikte olurlar. Bu ortaklaşmaları içindeki mutabakatın ya da erksel dengelerin bozulması ile çatışmalar başlar. Çatışmaların şiddet temelli değil demokratik-siyasal temelli olup-olmamasını da bu topluluğun kendi içindeki toplumsal mutabakat yani toplumsal barış işleyişleri sağlar. <br />
<br />
 <br />
Aynı şekilde bu perspektif, farklı  toplumsal yapıların diğerleri ile ilişkilerindeki toplumsal mutabakat sorunlarının çatışmasız çözümlenmesine zemin yaratır.İşte burada devlet devreye girer. Eğer devlet  , bunlardan birine yada bir kaçına yaslanıp, öne çıkartıp başat yapıp diğerlerini ezdiriyor yada yok sayıyor ise , öncelikle bu yok sayılan ve ezilen toplumsal yapı ile devlet arasında bir çatışma kaçınılmazdır. Bu bazen hatta genelde , devlet ile çatışma adı altında , devletin dayandığı yada devlete dayanan toplumsal yapı yada yapılar ile çatışma şeklini de alır. Bu zeminden ne kadar kaçınmak istense de eğer devlet bunu işletiyor ise kaçınılmazdır. <br />
<br />
Bu anlamda, barış aktivistleri ya da barışı isteyenler, öncelikle bu topluluklar arası barışı öne çıkartmak zorundadırlar. Yani devletin rolünü teşhir etmek zorundadırlar. Bu teşhir tam yapılamaz ve devletin öne sürdüğü topluluk-lar ,  bu anlamda barışa yani toplumsal mutabakata evirilemez ise ,  barışın zeminleri de olamaz. <br />
<br />
Devletler , bu işleyişi bazı ilke- kural-hukuk vs. ile yani bir resmi paradıgma ile işletirler. Genelde buna tekil uluslu üniter ulus-devletler denir.Bu tür devletlerde sürekli etnik çatışmalar yaşanır. Çatışmalar her ne kadar etnik temelli görünse de aslında bir demokrasi sorunu olarak vardır.. Bir devletin içinde yer alan farklı toplulukların bir toplumsal mutabakat yani barış içinde yaşayabilmelerinin demokratik-siyasal zeminlerinin olmayışındandır. Bu olmayışın asli unsuru ise devletin karakterindendir.  Bu anlamda , toplumsal barışın olabilmesi için , devletin bu yapısının değişmesi zorunluluktur. Değişime direnen bir devlet işleyişi nedeniyle , bu değişime giden süreç çatışmalı süreçler altında olabilir ama her zaman barışın koşullarının yaratılması temel hedef olmalıdır. <br />
<br />
Dünya barış günü vesilesi ile, yaşadığımız coğrafyada var olan bir gerçeklik var ;<br />
<br />
Kimilerine göre &#8220;bölücü terör&#8221; kimilerine göre.., etnik temelli çatışma vs. ne denir ise densin;ortada resmi olarak da kabul edilmiş bir &#8220;düşük yoğunluklu&#8221; yada şiddetli bir savaş 30 yıldır sürmektedir.Türkiye'  de de iç barışın olduğu söylenemez. Kürt ''sorunu'' nedeniyle yaşanan silahlı çatışma ortamı, otuz binden fazla insanın yaşamını yitirmesine, dört binden fazla yerleşim yerinin boşaltılmasına ve ormanlık alanların tahrip edilmesine, yaklaşık üç milyon insanın kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmesine yol açmıştır.<br />
<br />
Kürt halk gerçekliği ile devlet arasında süren bu savaş henüz topluluklar arası çatışmalar şekline bürünmemiştir.Bu, hem barış avantajını  hem de olası ciddi bir toplumsal çatışma zemin varlığını gösterir. Bizler yani barıştan yana olanlar, burada bir taraf olarak duracak isek, barış ve toplumsal mutabakat yanında taraf olarak durmak zorundayız.. <br />
<br />
Ve.., Şu soruları sormak zorundayız;<br />
<br />
Barışı isteyenler ve bunun için çaba gösterenler?<br />
<br />
Barışın koşullarına yanaşmayanlar ve bunu toplumsal çatışmalara evirmek isteyenler?<br />
<br />
Bilindiği gibi kürt halkının demokratik-politik iradesinden barış için adımlar atılmıştır. Bu adımlara devlet ricalinden gelen yanıtlar vardır. Barış için atılan adımların samimiyeti ve olasılıkları kadar;bu adıma karşı duruşlardaki çözümsüzlük ve çatışmaları derinleştiren duruşlarda karşılaştırılmalıdır  .  Taraf olmaktan kastım bu idi. Eğer... devlet ricalinden bu anlamda somut bir adım atılıyor ise,barış yanlıları buna da sahip çıkar; atılmıyor ise, aynı şekilde buna da barıştan taraf olarak şiddetle karşı çıkar..<br />
<br />
Bu anlamda, zorunlu olarak toplumsal mutabakatın yani toplumsal barışın zeminlerine engel olan olgular nedir bunların doğru tespiti gereklidir..<br />
<br />
Tek ulusla tanımlanan ve farklı toplumsal yapıların varlığını yaşam hakkını tanımayan bir işleyiş toplumsal barışın önündeki en önemli engeldir.. Böylesi engellerde ısrar, çatışan diğer tarafa kendi yaşam alanını kendisinin sağlaması zorunluluğunu doğurur. <br />
<br />
Burada akla hemen tırnak içinde.., &#8220;bölücülük&#8221; , yani ayrılma hakkını kullanmak gelebilir.  Katı uluscu mantık ve işleyiş de ısrar kaçınılmaz olarak buraya evrilebilir. Ama bilindiği gibi kürt demokratik-politik halk hareketi bu noktada ayrılmaktan yana değil toplumsal mutabakattan yana duruş sergilemektedir.. <br />
<br />
Demokratik özerklik önermesi bu anlamda ele alınmalıdır. <br />
<br />
Bu önermenin devlet ile işleyen ve devlet dışı işleyen ikili yanı vardır.<br />
<br />
Devlet ile işleyen yanı; devletin demokratikleştirilme  si ve toplumsal mutabakatı yani toplumsal barışı sağlayacak zeminleri yaratan hukuksal-kurumsal vs. düzenlemeleri içerir.Kaldı ki, bu durum sadece Kürtlerle de ilgili değildir.. Aleviler soysa-kültürel inanç siyasi topluluklar vs. gibi yapılarında buna gereksinimi vardır.. <br />
<br />
Cumhuriyet ile birlikte laik bir devlet işleyişi bekleyen Aleviler cumhuriyete sahip çıkmıştır. Ama, süreç içinde görülmüştür ki, Osmanlıda var olan Hanefi merkezli işleyiş cumhuriyetde daha katı ve sistemli işletilmiştir.Bu durum, sadece Alevileri değil, Hanefi dışındaki diğer sunni mezhepleri de devlet ile çatışmalı hale sokmuştur.. <br />
<br />
Çatışmalar, her ne kadar devlet ile gibi görünse de sistem bunu toplumlararası çatışmalar biçiminde işletmiştir. <br />
<br />
Maraş-çorum Sivas olayları gibi..<br />
<br />
(Resmi İslam)Laik-  (resmi İslam dışı) şeriatçı çatışmaları gibi..<br />
<br />
Var olan bir halkın reddi de bunlarla aynıdır.. Gelinen aşamada bu sürecin yani işleyişin daha fazla gidemeyeceği anlaşılmıştır.. <br />
<br />
İçinde yer aldığımız toplumsal organizasyon olan devletin yapısal ciddi değişimler yaşaması zorunludur.  Bu değişimler ile birlikte, toplumsal yapıda tarihsel olarak sürekli var olan çatışmalar kalkacaktır bir toplumsal mutabakatın bir toplumsal barışın önü açılacaktır.. <br />
<br />
Günümüzde başat olarak var olan Kürt halk muhalefetinin bu noktada devletin varlığına değil bu işleyişine karşı olması ve bu anlamda da bir toplumsal mutabakat ile tarafların tümünü içerecek çözümsel yollara girilmesini istemesi barışın en önemli avantajı ve işleyişidir. <br />
<br />
Demokratik özerkliğin diğer yanı, yani devlet dışı işleyişi de doğru kavranılmalıdır. Buna gelmeden önce üniterlik ile ilgili bir noktaya daha değinmek isterim.<br />
<br />
Devletin üniter yapısındaki merkezi özelliği sadece ulus anlamında yada politik tekillikler anlamında sorun yaratmamaktadır.Türk  iye gibi farklı coğrafi yapılardan ve farklı sosya-ekonomik kültürel yapılardan oluşan bir devlet bu tarz dar katı üniter-merkezi idare ile yürütülememektedir..<br />
<br />
Uzun zamandır, kırsaldan yada merkeze uzak kentlerden-bölgelerden, batıdaki  belirli bölgelere göçler yada çatışmalar nedeniyle göçertmeler sonucu  bir yığılma oluşmuş ve bu durum mega kentlerde ciddi yaşamsal sorunlar yaratmaya başlamıştır.. <br />
<br />
Örneğin İstanbul bir mega kent olmaktan bile çıkmış ayrı bir devlet gibidir. İstanbulu Ankaradan yönetmek olası değildir.Artvin-rize-trabzonu da ankaradan yönetmek olası değildir.  Bu anlamda; federasyon da olmayabilir ama yerinden yerelde etkili yönetsel organların ve işleyişlerinin de devreye girmesi gerekir..<br />
<br />
Bu tarzların işleyişi Türkiyenin özgün koşulları ve bölgeleri arasındaki coğrafi sosyal-kültürel ekonomik yerel özellikleri dikkate alınarak ve tümüne bir arada yaşayacak biçimde işlerlik kazandırılabilinir.<br />
<br />
Toplumsal barış bu anlamda da önemlidir.Diğer bir yanı da, en küçük yerel birimdeki yaşamın orada yaşayanlar tarafından kendi iradeleri ile oluşturulmasının özgürlüğü de önemlidir. Bir mahalle kendi içinde sosyal yapılanışını oluşturabilir ve bunu diğer mahallelerle ortaklaştırabilir.Ve var olan resmi yönetsel işleyiş olan, örneğin belediye üzerinde sosyal-politik bir denetimsel güç olarak kullanabilir. Bu temellerde yasal olanaklar sunulabilinir. <br />
<br />
Diyarbekir deki oyların %70 ini alan bir politik parti bu oy oranında mecliste temsil hakkını kullanamıyor. Tersi olarak oyların %30 unu almış bir politik parti azınlık adına çoğunluk olarak temsil hakkı kazanıyor.Sistemde politik temsil hakkını kullanamayan toplum haliyle yerinde temsil hakkına önem verecektir.<br />
<br />
Bu yaşamsal bir haktır;toplumun kendini var etme hakkıdır.<br />
<br />
Kısaca,var olan tekil ve tekil dar merkeziyetçi devlet işleyişi artık yürütülememektedir.. buna toplumsal itirazlar olmaktadır.. <br />
<br />
Barıştan yana olanlar öncelikle bu noktalarda bir taraf olarak yerimizi almak zorundayız. Toplumsal mutabakatın ve barışın tesisi için çaba harcamalıyız. Bu demek değildir ki, devlet ve devlet ile çatışanlar arasında bir tercihe zorlanacağız...Olmas  ı gerekenler ne ise orada yerimizi aldığımızda bu zeminde kimler varmış buna bakılmaz; Olanlar desteklenir...<br />
<br />
1 Eylül Dünya Barış gününde barış temel argümanımız ve de barışı savunan ve bu anlamda adım atan her kesimlerin önermeleri de bizim önermelerimiz olmalıdır..<br />
<br />
Toplumsal barış, çatışan tarafların temsilcileri ile oluşur.Bu devlet de olabilir devletin yasadışı saydıkları da olabilir.Bunun ilişkilenme biçimleri farklı farklı koşullara göre de olabilir. İllaki bir yol-yordam bulunur.  Önemli olan barışı engelleyen zeminlerin kaldırılması ve barışı tesis edecek zeminlerin yerleştirilmesidir.K  i bu zeminlerin başlarında toplumun tüm kesimlerine hitap edecek bir anayasanın oluşturulması,toplum  sal mutabakat ve toplumsal barışında daha köklü bir şekilde var olmasına vesile olacak,öncelikli bir gerçekliktir.<br />
<br />
Burada dil çok önemlidir. Toplumsal mutabakat;  farklılıklar ve farklılıklara saygı ile başlar.. <br />
<br />
Dışlayan aşağılayan bir dil ile mutabakat sağlanmaz.Barıştan yana olanlar diline ve de tarzına barış temellerinde şekil vermelidir... <br />
<br />
1 Eylül,dünyada ve coğrafyamızda savaşların bitmesine,toplumları  n huzurlu yaşamasına miad olması dileğiyle...<br />
<br />
1 Eylül Dünya Barış Günü'nü selamlıyorum...<br />
<br />
<br />
saygı ve dostlukla</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.enternasyonalforum.org/forumdisplay.php?f=8">Makaleler</category>
			<dc:creator>düşünsel</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.enternasyonalforum.org/showthread.php?t=5232</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
