![]() |
|
|
#1 |
|
|
ANF21:53 / 26 Temmuz 2010 HATAY - Hatay Dörtyol’da polis aracına ve Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan saldırı ardından kalabalık bir grup BDP ilçe binasını ateşe verdi. Irkçı grubun kentte iş yerlerine de saldırdıkları belirtiliyor.
Hatay Dörtyol’da 4 polisin öldürüldüğü saldırı ardından kentte BDP ilçe teşkilatının bulunduğu binaya giren ırkçı bir grup, kattaki eşyaları dışarı atıp, 4’üncü katı ateşe verdi. Kürt karşıtı ırkçı sloganlar atan grup bir çok işyerine de saldırarak camlarını kırdı. ANF NEWS AGENCY ------------------------------ ANF 22:53 / 26 Temmuz 2010 HATAY - Hatay’ın Dörtyol ilçesinde polise yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırının ardından toplanan kalabalık grup bir BDP İlçe binası ve Kürtlere ait işyerlerine saldırdı. BDP İl binası yakılırken, Dörtyol’da bulunan Kürtler, can güvenliklerinden endişe duyuyorlar. İlçede durumla ilgili bilgi veren BDP Dörtyol İlçe Başkanı Halil Baybaris gerginliğin hadsafhada olduğunu belirterek, "Partimize yönelik bir saldırı oldu. Partimizi yaktılar. Ayrıca çarşı merkezinde Kürtlerin işlettiği kahvelere ise motolofkokteyli atılarak yakıldı. Şu an kaygılıyız. Bizi korumakla olan polis ise telefonlarımıza cevap vermiyor. Şu an burada bulunan hiç bir Kürdün can güvenliği yok. Hepimiz kaygılıyız" dedi. BDP Hatay İl Başkanı Mehmet İnsan ise, Dörtyol Emniyet Müdürü ile görüştüğünü belirterek, yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Emniyet Müdürü ile görüştüm. Parti binamızın yakıldığını ve söndürüldüğünü söyledi. Bazı kırathanelerin yakılmaya çalışıldığını ve bu müdahale ettiklerini belirtiyor Emniyet Müdürü. Ayrıca kendisine oraya gelmek istediğimi belirttim. BDP İl Başkanı’nın oraya gelmesinin güvenlik açısından sorun olduğu belirtti ve benden gelmemem konusunda ricada bulundu. Urfalı Kürt kökenli birinin öldürüldüğü söyleniyor, ama bu bilgiyi doğrulatamadım.” ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|
|
#2 |
|
|
Buna benzer bir girişim,dün İnegölde de oldu...
Belki fevri çıkışlar olarak göülse dahi,bu çıkışların birkaç yıldır sürekli vuku bulduğu ama çok geniş bir noktaya evrilmediği hususu,yarın evrilmeyeceğini garanti edemez.Gerçi bu evrilme doğal yollardan olmamakta ki sistemin erkinde bulunan siyasiler-medya bu noktada alttan alta doğru bir şeyler yapmaktadırlar... Aklıma ilk gelen şey ise 6/7 Eylül Olayları ve 1.Dünya Savaşının fitilini ateşleyen olay geldi...Yarın aynı durumun Kürtlerin başına gelmeyeceğinin garantisi olabilir mi? saygı ve dostlukla |
|
|
|
|
|
#3 |
|
|
dönem dönem ortaya çıkan bu olaylar ne yerel kısmi olaylardır.., ne de kendiliğinden başlamaktadır..
kürdistan dışında yaşayan kürt halkına yönelik.. bu girişimler..., rusyada..,kara yüzlüler ve pogrom.., italya da.., kara gömlekliler.., almanya da.., kahverengi gömlekliler.., ve abd de ku-klux-klan hareketleri ile aynıdır.. toplumsal faşizm ve şövenizm işletilmektedir.. sistemin işi mhp ye yüklemesi içeriğindeki amacı değiştirmez.. örgütlü kürt halkının karşısına "örgütlü" şöven bir güruh çıkartılıyor.. kürdistanın batısında yaşayan kürt halkı teslim alınmaya çalışılıyor.. nasıl ki..; çorum-maraş ve sonrasında madımak ile aleviler.., "laik-ulusalcı" faşist-şövenlere yöneltiydi ise.., bu yolla.., liberal-islami faşistlere teslim edilmeye çalışılıyor.. pkk saldırısı bahane edilerek.. orada yaşayan ve t.c vatandaşı "kabül edilen" kürtlere saldırarak.. ya pkk ye karşı olur bizden "taraf" olursunuz.., yada sizleri pkk olarak görüp.., bu şekilde "savaşırız" diyorlar.. yani.., pkk ye açılan ve barış taleplerine karşın sürdürülmekte olan savaşın kürt halkına karşı da sürdürüleceğini gösteriyorlar.. ölmüş gerillaya yapılan ile.. çocukların gençlerin katledilmesi ve iğrenç pogrom-linçler de aynı şeylerdir.. hiç bir farkı yoktur.. ve de politik olarak bir işlevselliği gösterir.. bir yandan.., kürtlerle sorun yok pkk ile sorun var diyeceksin.. .., diğer yandan da.., bilinçli olarak kürtlere yönelik linç girişimlerine kanal açacaksın.. bir yandan.., kürtler bu ülkede eşit "vatandaş" olarak yaşayabiliyor diyeceksin.. diğer yandan da.., kürtlerin yaşadıkları alanlarda onlara yaşamı eteşler içinde cehenneme çevirecek.., "ya sev ya terk et" diyeceksin.. bana kimse.., inegöldeki olayların.. kendiliğinden ve mhp ile başladığını anlatmasın.. başlatılan ön çatışmalar ve sonrasında toplanan güruha.. rağmen.. yani perşembenin gelişi çarşambadan hatta pazartesiden beri belli iken.., türk "filmlerindeki" gibi en son gelen ve "işi" "çözen" polis ayakları da yapmasınlar.. arkadaşlar.. ortada bir savaş vardır.. ve bu savaş.., ne kürtlerle türkler arasındadır ne sadece....; kürtlerle sistem arasındadır.. bu savaş.., tüm topluma ve dokularına açılmış bir savaştır.. sadece kürtler üzerinde yürütüldüğünü sanan.. 1- demokrasi gelecek ama pkk olmasa.. 2- bu ulusal sorundur biz sınıfsal bakarız bizim işimiz değildir 3- bu emperyalizmin bir kışkırtması ve "vatanımızın" teslim alınmasıdır 4- vs. vs. tüm bu argümanlar.. bu ülkede.., şövenizmin ve faşizmin ya seyircisi ya da şakşakcısıdır.. kürt halkı ile ortaklaşmak ve dayanışmak isteyenleri kuyrukçulukla suçlayanlar.. şövenizmin halis kuyruğudurlar.. izmir.. ege.. inegöl edirne-trakya.., geçmişte solun ve en azından demokratların liberallaerin etkin oldukları alanlardır.. bu işler burada bile "kotarılabiliniy or" ise.., bu şövenizm bataklığının sorumlusu kim olacaktır.. ?? sağcılar mı??? not..; bu olaylar gösteriyor ki.., kürt halkına yaşam olanakları sağlamayan.. kürt halkının da meşru savunma hattına ve ya bu hattın dışına taşan olaylarına bir kulp aramasın.. ateş düştüğü yeri yakar.. bunu görmeyen söndürmek için çabalamayanı da düştüğü yer ile kalmaz.. ve yakar.. ..kesinlikle yakar.. ben ciddiye alıyorum.. kendi varoşlarında yolu kesip kendini korumaya alan bir halk kolay teslim olmaz.. yanarken etrafını da yakar.. sonra.. "gerekçe" aramayın..
__________________
Ev de değil, ada ada! Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan, Karanlık Denizi'nin ortasında, Güneş batmayan bir ada. Ben ne şuralıyım, ne buralı Adalıyım, adalı, adın diren yaşın 10 yüreğime sığmayacak kadar büyümüşsün.. bu yüreği ben ne yapayım sensiz... |
|
|
|
| suat Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | düşünsel (27.07.2010) |
|
|
#4 |
|
|
12:33 / 27 Temmuz 2010
HATAY - Hatay’ın Dörtyol ilçesinde ülkücü-ırkçı grubun mahalleyi basacağı haberini alan Kürtler mahallede silahlanarak, barikatlar kurdu. Faşistlerin Kürtlere yönelik saldırılarına karşı Kürtler de silahlanarak barikatlar kurdu. Dünden beri kentte çatışmalar var. Bu sabahtan itibaren de Kürtler ve ırkçı gruplar arasında çatışmalar yaşandı. Çerkez Kızı mevkiinde Kürtlere yapılan silahlı saldırıda 2 kişi yaralandı. Kürtlerin yaşadığı mahalleye ülkücü grubun baskın yapacağı haberini alan Kürtlerin hepsi evlerinden çıkarak sokaklara indi. Silahlanan Kürtler barikatlar kurdu, gergin bekleyiş devam ediyor. Her an yeni çatışmaların yaşanabileceği belirtiliyor. 5 MAHALLEDE TOPLANDILAR BDP Hatay İl Başkanı Mehmet İnsan ise Dörtyol'da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı 5 mahalleye kitleyi topladıklarını ve sağduyu çağrısı yaparak kimsenin provakasyona gelmemesi konusunda uyarılarda bulunduğunu söyledi. POLİS KONTROLÜNDE TALAN Öte yandan ülkücü bir grubun Mezbane mahallesinde dün akşam yaktıkları dükkanları talan ettikleri yönünde bilgiler eliyor. Görgü tanıkları talanın olaylara müdahale etmeyen polis gözetiminde yapıldığını belirtiyor. Talancıların, dükkanların camlarını yeniden kırarak büyük çapta zarar verdikleri bildirildi. ANF NEWS AGENCY |
|
|
|
|
|
#5 |
|
|
Kürtlerin yaşadığı mahalleye ülkücü grubun baskın yapacağı haberini alan Kürtlerin hepsi evlerinden çıkarak sokaklara indi. Silahlanan Kürtler barikatlar kurdu, gergin bekleyiş devam ediyor. Her an yeni çatışmaların yaşanabileceği belirtiliyor.
hatırla sevgili!! !!!???!!!???!!!??? tv dizilerindeki.., burjuva.. goygoyculuğundan ve de şöven "ulusalcıların 68 i bayrak yapmasından değil.., alevi katliamı olan.., maraş dan hatırla.. ve maraş kadar yaşanmaması için yaratılan.., çorum milönündeki.., aleviler ile devrimci dayanışma ve kurulan.., barikatları hatırla... hatırlamıyorsan.. ve yapmıyorsan.. da.., kendine tükür.. ben şövenim de..,
__________________
Ev de değil, ada ada! Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan, Karanlık Denizi'nin ortasında, Güneş batmayan bir ada. Ben ne şuralıyım, ne buralı Adalıyım, adalı, adın diren yaşın 10 yüreğime sığmayacak kadar büyümüşsün.. bu yüreği ben ne yapayım sensiz... |
|
|
|
|
|
#6 |
|
|
Bu olaylar başladığında her nedense aklıma direk Maraş katliamı gelmişti.İşaretli olan evlere saldırılması burada kendini ´bayrak asılı olmayan´ evlere saldırı şeklinde gösterdi.İşin ilginç yanı bu faşist güruh,saldırının merkezindeki Kürtlere değil herkese saldırdı.Her zaman kendinden gördüğü polisin araçlarını yaktı.Burada şöyle bir mesaj veriliyor gibi geliyor bana;"benim gibi olmayan herkes düşmanımdır."
Şu soruların cevabı ise bulunması gerekir. Bu olaylar sistemin işi mi? Yoksa tasfiye sürecindeki yapının işi mi? Bilindiği üzere son yıllardaki değişim,sistem değişikliği değil sistem içi güç mekanizmasının değişimidir.Komünizm le mücadele kapsamında devletin içinde ve dışında oluşturulan ırkçı-faşist yapının yerine dinci(globalist)-faşist yapı geliyor.Bu iki yapının,Türk-islam sentezinden gelen ortak yönleri de çoktur... Bu olaylar bu değişimin sancısı mı? Yoksa yeni güç erkinin konsepti mi? Bu soruların kesin cevabı için henüz erken... Saygılarımla Engin Konu Engin tarafından (28.07.2010 Saat 16:51 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
|
bazen bir provakasyon.. müdahale ile.., bir eylem gibi sonuca dönüşebilir.., bazen de bir eylem denetin dışında sonuçları ile.., bir provakasyonun zemini olabilir..
öncelikle 1923 le başlayan bir kurulumun.. "zorunlu" nedenlerle.., işlevsel-argümansal içeriğinine temel olan.., olguları görmek ve bu anlamda oluşan paradıgmanın da değişken olan ile.., bu "zorunluluk"lardan dolayı da.., asla değişmeyecek temellerini ayırmak gerekir.. türkiye cumhuriyeti ulus-devleti.., üzerinde yükseldiği ulusal bir toplumsal yapı temelinde ve içeriğinde şekillenmemiştir. sahte ve patent hakkı olarak bir ulus temelinde şekillendirilmiştir. bu ayrım ve özellik çok önemlidir.. bu topraklarda.., sadece ve sadece türk ulus temeline dayalı bir paradıgma işletilemezdi.., 1900 lara gelindiğinde.., anadolu nüfusu tahmini 8 milyondu.. 1914 de 14 milton müslüman. 1. 200 ermeni nüfus belirtiliyor(kaynak. .; tsk arşivleri) kısaca.. tsk arşivi! ermeni nüfus rakamları ve zorunlu mübadeleki rum sürgünü rakamları dikkate alındığında.. ortaya 3.000.000 gibi bir rakam çıkar. buna .., karadeniz.., laz-gürcü-hemşin ve dönmeler eklenirse.. 4.000.000'a çıkar. kafkas halkları ve balkan türk olmayan müslimanları mesela pomakları eklenirse.., hadi en azı sayalım.. 5.000.000'a çıkar.. o tarihteki arapları katarsak.. oldu 6.000.000 14 milyon şimdilerde oldu ise 70 milyon.. yani 5 misli artış.. kürtlerin doğum oranını da dikkate alırsak gerise dönük 5/1 anlamında 1914 de 4 milyona tekabül eder.. yani oldu.., 10 milyon.. geriye ise.., osmanlı ilk döneminde var olan tekfurlarla dönüp türkleşenleri(evreno s-mihail-mürsel-konuralp vs.) de sayarsak.., kalan 4 milyondaki en hakiki!! türk sayısının ne olabileceğini varın siz hesaplayın.. birinci dünya ve 1918-23 arasındaki telef olan nüfus içindeki türkleri de katarsak.. 1923 de en hakiki türk milleti nüfusu.., zorlansa zorlansa.., 3.000.000 yonu geçmez.. boşuna türk ve kürt halkını temsilen lozandayız demiyorlardı.. bir ulus-devlet kurulacak ise.., en uygun olan etnik toplum dikkate alınarak kurulur ve bu etnik toplum da tüm dokuları ve kişileri ile.., sosyal-sınıfsal işlevsel hale gelir.. orta anadolu türkmenleri ve toroslar, tekeli yaylasında ve karadenizin. ordu giresun trabzon da bir kısım rizede ve artvinde az olarak var olan.., çepnileri ile ege ve trakyadakileri ele alalım.. ve de yörükleri-tahtacıları ... bunlardan hangi aileler veya aşiretler yada etkin kişileri osmanlıda aristokrasi ve ekonomik yaşam içinde etkin ve var mı?? idiler. yoktu.., 1923 le birlikte ortaya çıkanlar içinde varmıydılar ..? yoktu.. koçlara çıkan varlık vergisini ve sonradan değiştirilmesini anımsayın.. anadolu sermayesi diye yutturulmaya çalışılanlar.. kayseri-malatya-niğde-antep kökenlidir. bu "eskiler"de buralardan gelmedir.. sanırım bir akrabalıkları varki böyle oluyor.. adı pek geçmez.. akseki-ibrada diye bir yerden(antalya) çıkan iyi sermayedarlar ve etkin bürokratlar vardır.. antalyalılara sorun.. ibrada'lılar ne kökenlidir..?? yörük mü? türkmen mi? bolu-geredelileri sorun.. 1913 de adapazarında kurulan.., islam ticaret bankası.., 1624 de adapazı islam ticaret bankası olurken bildiri yayınladı ve iş bankasının milli olmadığını vurguladı.. haliyle bunu da "burdu"lar.. "islam" kalktı yerine "türk" geldi.. neden ilk başında türk değildi.. i.t. ciler etkindi.. ama islam denildi.. çünkü kurucuları türk değil "islam" idi.. birileri siyasi-ekonomik erkte kalmak koşulu ile türk halkının ulusal varlığını patent hakkı olarak kullanmıştır.. "ne mutlu türk olana" değil.., "ne mutlu "türküm" diyene" işletilmiştir.. bu işleri ciddiye alan "türkçüleş"mek isteyenleri de(nihal atsızlar-şamanistler) tasfiye etmişlerdir. işte bu anlamda.., bu gerçekliğe dokunacak bir "yeniden" düzenleme çok zordur hatta olanaksız gibidir. çünkü.., sol içinde de ciddi bir zemin yaratmışlardır.. islamda da öyle.. bakın milli-görüşe.., türk islamdır.., saidi-kürdi haliyle saidi nursi olacaktır.. ülkücülerde aynıdır.. ötükenli nihal!! hacı türkeş olmuştur.. anti-kapitalist olmadan.., "anti-emperyalist".., "ulusal kurtuluş bağımsızlık".. savaşı denilmiş.., yiyenler yemiş üstelik yedirmek içinde sol içinde elli takla atmış.., hala atmaktadır.. bu paradıgma açığa çıkartılmadan.. bu garabet işleyişteki ulus-devlet çözümlenemez.. ancak eklemlenirsin.. bu anlamda.., bazı değişimler olacak ise de.., daima.., türkçü-islamcı bir zemin "zinde" tutulur.. trabzon-izmir-tekirdağ-ege-inegöl vs. gibi hatlar anlamlıdır.. buralarda yaşayanların "türk"lüğü bilinir.., bu anlamda da.., türk olanlar değil.., "ne mutlu "türk"üm diyen"ler elde tutulur.. bir zeminde konuşlandırılır.. karşılarında blok halinde duran politik ve sürekli netleşen bir kürt halk gerçekliği var.. bu gerçeklik.., sürekli halkarın özgür bir arada yaşaması için gerekli değişimler diye bağırıyor.. türkün varlığı ile sorunları yok.., "türk"lük paradıgması ve tanımlama ile sorunları var.. kürtler bu topraklarda.., kürdistan ve batısı da dahil.. kimseye ait olmayan kimse ile "tapulandırılmay an" bir yaşam biçimi öneriyor ve "zor"luyorlar.. hal böyle ise.., osmanlıdan beri sarkan ve ermeni-rum toplumunu ve de sosyal-ekonmik-siyasal varlığını tasfiye ederek bu erke oturanları da silkeleyecektir. işin temel sorunu budur.. yoksa.., ne türk'lerle ne bayrak ile ne de.. bir tanım ile sorun yaşanıyor.. sorun 80 yıldır sadece kürtleri değil diğer halkları ve de toplumsal katmanları ezen bir paradıgma ve bunu yürüten sosyal-ekonomik-siyasal bir oligarşik yapı ile yaşanıyor.. çatışmalar etnik temelli değildir.. itiraz edenler etnik bir gruptur.. başka sosyal-siyasal gruplarda itiraz etse aynı şeyler yaşanacaktır.. "türk-iye ulusalcıığı temelinde solcu olun itiraz eden olmaz.. deniz.., önünde bayrak ve m.kemal ile samsundan ankaraya yürüdü ama işe kürdistan dağlarında yada sınırlarında diyeyim başlayınca sorun oldu.. ve asıl sorun ise.. idam sehpasında söyledikleridir.. "yaşasın kürt ve türk halklarının bağımsızlık mücadelesi" bu bile eksik söylemdir ama ciddi bir anti-şöven çıkıştır.. son yaşananları etnik çatışmalar olarak gören sisteme çalışır.. barikatlar.., kürt ve türk ve de diğer halkların kardeşliği özgürlüğü temelinde kurulmalı işletilmelidir. karşımıza da.., bu garabet sahte ulus-devlet olgarşik yapısını almalı ve deşifre etmeliyiz.. gerisi ise "teferruattır" ama elbette.., bugünden.., yarının devrim yolunu döşeyecek önemli olmaz ise olmaz..., teferruatlardır.. anadolu daki ateş kürdistanı.., kürdistandaki ateş anadoludaki ateşi körükler.. hangi aşamada hangisi harlanmış bu ayrıdır.. ikisi de bölgeyi ateşler.. sürekli biri ile diğerini söndürmeyi beceren sisteme itfayeci olmayınız..
__________________
Ev de değil, ada ada! Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan, Karanlık Denizi'nin ortasında, Güneş batmayan bir ada. Ben ne şuralıyım, ne buralı Adalıyım, adalı, adın diren yaşın 10 yüreğime sığmayacak kadar büyümüşsün.. bu yüreği ben ne yapayım sensiz... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
|
Sevgili Suat
Son zamanlarda okuduğum en güzel ve bilgili yazı desem yeridir. Demografik ibareler,başlı başına bir realite ki bunun ''meşru''luk zeminide bir yönüyle ''ne mutlu türkü diyen'' nede ortaya çıkar...Neden ''ne mutlu türk olana'' değil de diğer ibare hep söylenegelmiş ve devam etmekte! Trajikomik bir durum arz eder Tc deki durum.Yüzlerce Makedon-Trakya göçmeni insanla tartıştığımda genel olarak söyledikleri söz şudur;''Bizim aslımız Konyadır,sonra Trakyaya geçmişiz,sonra yine Anadoluya gelmişiz''dir olarak belirtilmektedir.Ger çi benim izlenimlerim genelleme olarak görülmeyebilir ama bir tek teğet geçen sözün-önermenin olmaması da benim açımdan ilginç (aslında ilginç değil) olmakta... Tarih...Sen nelere gebesin! saygı ve dostlukla |
|
|
|
|
|
#9 |
|
|
Merhaba
Konu bşlığı her ne kadar hatay konusu isede ben inegölden bahsetmek istiyorum. Elbette İnegöl'de olanlar hatay olayından biçim olarak faklı olsa da öz olarak aynı muhteviyata sahip. Şimdiye kadar internete giremedim bu olanağım yoktu.Ancak bugün fırsat bulabildim. Tesdüfen inagölde idim ve olaya yakın tanık oldum. Olaylar sabaha kadar sürdü.Olayın gelişimini ince detaylarına kadar sunmak yerine kaba taslak sunmak isterim. Olay küçük kasabala özgü delikanlılık,mahalle şövenizmi çerçevesinde biçim niteliğinde çıkmışsa da giderek kürt şövenizmine yönelmiş ve şöven duygular kitlelerin toplanmasını sağlamıştır.Daha sonra tekrar mahale,çete,arkadaşl ık duygudaşlığı egemen hale gelmiştir. Ancak bu son söz ettiğim kesim özellikle polise karşı tutumu ilk olaylar başlarken sürdürdüğü tutumu devam ettirmiştir. Buna neden olanda olay sırasında polis in gözaltına alma girişimi bu gençleri basit küçük görmesinden kaynaklanmıştır. Milliyetçi duygular olayın başlangıcında yokken ve ifade edilmezken. Sadece arkadaşlarının bıçaklanması ve bıçaklayanların karakoldan bırakılması olasalığına karşı emniyet önünde toplanma ile başlamışsa da giderek miliyetçi duygular Miliyetçiler tarafından (ulusalcılar dahil mhp,ler)ön plana çıkmış ve kitlelerin milliyetçi duyguları körüklenerek (türkiyede zaten bunun objektif koşulları mevcut) kitleler yoğun biçimde bir araya gelmesi süreci yaşanmıştır. Bu arada yaşanan polisle biri bir kavgalarda gözaltına almış olanların serbest bırakılma telabi giderek milliyetçi duyguları bastırmaya başlamış ve polis araçlarını yakmaya varan sonuçlara doğru olaylar gelişim göstermiştir. Şu durumda bu şöven duyguları körükleyenlerinda hesap edemediği ve olaylara egemen olamadığı durum meydana gelimiş ve bu olan biten (araçların yakılması) olayından kendilerini sıyırmak için sanki olaylarla hiç alakaları yokmuş gibi kenarıya çekilmişlerdir. Bu arada bu şöven duygularları pohpohlayanlar ile mahale delikanlısı ve polise karşı sert olan taraflar arasında taşlı çatışmada ufak çapta yaşanmış ve ben buna tanığım. Bir mhp'li ulsulalcı şöven polis araçlarının ters yüz edilmesinden sonra şöyle bağırıyordu bunlara '' ulan anamızı ...... iniz'' Ben buna inegölö özgü olabilecek melez bir hareket diyorum. Ne tam şöven kürtlere yönelik bir hareket nede sisteme yönelik bir hareket. Çünkü o kitle içinde görebilidğim kadarıyla izleyenler ve orada bulunanlar arasında kürt kökenli insanlarda vardı ve bunla yönelik bir tavırda yoktu. Şimdi bu inegöldeki olan kürtlere tam karşı bir şöven hareket değildir diyebiliriz ama bunun yanında kürtlere karşı da bir hareket değilidi diye diyemeyiz. Daha çok ben bu olan bitene beşiktaşlı taraftarların eğilimlerini taşıyan ''karşıyım herşeye karşı, icabında kendime de karşıyım '' gibi anarşist,düzenden yaşamdan memnun olmayan ve isyan duygularını içinde barındıran ama neden niçin isyan etmesini de bilmeyen sadece isyan eden insanların ortaya çıkmasından başka bişey değil. Elbette bu isyanı kullanmak isteyenler olmuştur. Ama egemen olmamışlardır. Çünkü bu isyan eden gençlerin sorunu kürtler den öte yaşam bunaltılarından ve denetimlerden bıkan isyan eden,bunun bilincinde olmayan sadece isyan edenler olmaktadır. Zaten araçların yakılması devrilmesi bilmiyorum ama bir kasaba da 12 aracın tahrip edilmesi ve bunların devlet kurumlarına ait olması ilginç olmaktadır. Ben hatay olayı ile inegöl olayını öz olarak aynı muhtevaya yönlendirmeye çalışılmışsa da biçim olarak faklıdır. Elbette biçimi faklı olanın özünde de değişikliklar vardır. Yani inegöl olayının özünde şöven öz tek başına hatay gibi egemen değilidir. Ki bu baya dirençli ki ulusalcılar ve milliyetçi şövenler her ne kadar olaya hakk,m olup ''şehitler ölmez vatan bölünmez'' PKK kahrolsun gibi sloganlar hatta islamcılar sloganları ortalığı giderek kapladıysa da daha sonra bunalrın denetiminde gelişmeler çıkmıştır. Bu durumu da düşünmek lağzım, neden böyle diye... Elbette inegölde şöven duygular egemendir. Her ne kadar bedava biçimde kürt insanlarından yaralanan sanai kürtlerden memnunsada iş adam yerine olmaya gelince şöven olmaktadır. Bu gerçklik tek bu kasabaya özgü değilidir. Aynen çalışan insan ile yöneten insan arasında ki, ilişki gibi sermaye sahibiyle işini yaptırdığı insanı adam yerine konulmaması şeklindeki paralelik burada da kendini göstermekte. Tabii,bu arada kürtlere karşı şöven duygularda bu baskı ve adam yerine konulmamsı iki katına çıkmaktadır. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
|
Osmanlının son döneminde eriyip gitmek üzere olan "Türk" unsuru TC ile
"koruma" altına alınmış,dönemin konsepti mevcut koşullara uydurulmuştur.Onun içindir ki M.Kemal "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Milleti denir" demiştir.Böylece,sın ırlar dahilindeki tüm unsurlar "Türk" e dahil edilerek,orta asyadan gelen Türk'ün erimesi önlenmiş olacaktı.Bunu başarabilmenin en iyi yolu da islamı kullanmaktı.O yüzden müslüman olmayan tüm unsurlar pey der pey "dışlanmış"tır.Karşı lıklı mübadele,6-7 eylül olayları,varlık vergisi vs ... 60 ların sonlarına doğru N.Atsız'ın ırkçı gençlerine din empoze edilerek A.Türkeş'in ülkücüleri yaratılmış,12eylülle de Türk-islam sentezi tüm topluma empoze edilerek bugünkü nesil oluşturulmuştur. Burada sistemin paradigmasını formüle edersek; "merkez"den sapmamak...diyebiliriz.Kim ki merkezden saparsa bedeli ödetilmektedir.Buna elbette Kürtler de dahildir... Saygılarımla Engin |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| atese, bdp, binasini, grup, hatayda, irkci, verdi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
