![]() |
|
|
#1 |
|
|
'Tecavüz kültürüne' karşı ortak ses
Kürt kadınlarına yönelik cinsel şiddetin tekrar gündeme gelmesinden rahatsızlık duyan kadın kurumları, erkek egemen kültürün bir ürünü olan savaş ve çatışmalara 'dur' demek için seslerini daha güçlü çıkarmaları gerektiğini kaydederek, bu dönemde DÖKH'ün 'Demokratik özgür toplumu yaratalım tecavüz kültürünü aşalım' kampanyasına destek verdi. KADER Başkanı Çiğdem Aydın, tekrar savaş ve çatışmaların gündeme gelmesinden rahatsızlık duyduklarını belirterek, 'Demokratik açılım' vaadinin hayal kırıklığı yarattığını söyledi. KANA DUR DEMELİYİZ 'Erkeklerin kadınların bedenine, varlığına, kültürüne, sosyal hayattaki duruşlarına, kararlarına, yapmak istedikleri her şeye müdahale edilebilir sanmaları çok rahatsız vericidir' diyen Aydın, bunun sorgulanması ve değiştirilmesi gereken bir olgu olduğunu belirtti. Erkeklerin her dönem kadınlara yönelik tacizkar davranışlarını sürdürdüklerini söyleyen Aydın, 'Erkeklerin bakış açılarına göre, kadın taciz edilebilir ve tecavüz edilebilir. Onlara göre kadınlar yönetilmesi gereken ikinci sınıf insanlardır' diye belirtti. Çatışmalarla birlikte artan şiddete artık 'dur' denilmesi gerektiğini belirten Aydın, özellikle bu tür süreçlerde seslerin daha yüksek çıkartılması gerektiğinin altını çizdi. Aydın, böyle dönemlerde yaşanan kayıpların herkesin kaybı olduğunu belirterek, hep birlikte yüksek sesle bağırılması gerektiğini kaydetti. ORTAK MÜCADELE Amargi çalışanlarından Begüm Acar ise, DÖKH'lü kadınların cinsiyetçiliğe karşı yıllardır sürdürdükleri mücadeleyi önemli bulduklarını belirterek, 'Özellikle ortak çalıştığımız kadın platformlarında birbirimizi çok önemli ölçüde dönüştürüyor, birbirimizden öğreniyoruz. DÖKH'ün son kampanyası da çeşitli yerlerde yürütülmeye devam ediliyor. Erkek egemenliğinin işlemiş olduğu toplumlarda kadınlar her gün taciz ve tecavüz tehdidiyle yaşıyor. Buna dikkat çekmek ayrıca önemli. Cinsel şiddet ve tecavüzün diğer şiddet türleri gibi erkek şiddetin bir sonucudur. Özellikle savaşın yarattığı şiddet ortamıyla silaha dönüşen erkek cinselliği ya da 'erkek' devletin şiddet araçları kadınlara yöneliyor. Bütün bunlara karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz' şeklinde belirtti. DAYANIŞMALIYIZ Mor Çatı Kadın Sığınma Evi çalışanı Gökçe Kartaler, erkek şiddetin kadınlar üzerindeki baskısını sürdürebilmek için farklı biçimlerde kendini gösterdiğini ifade ederek, savaşlar sırasında kadınlara yönelik sistematik olarak tecavüz politikasının stratejik bir plan olarak uygulandığını hatırlattı. Kartaler, 'Devlet kadının şiddete uğramasına bazen seyirci kalıyor. Böylece erkekleri cesaretlendiriyor. Bazen de militarist güçleri aracılığıyla bizzat cinsel şiddet uyguluyor. Her durumda da cinsel şiddet, erkeklerin, onların örgütlü güçlerinin kadınlar üzerinde iktidar kurmalarının bir aracıdır. Tüm bunlarla mücadelede kadın örgütlerinin ve kadınların dayanışmasını çok önemli buluyoruz. Bu süreç kadınların bir güç oluşturmasını daha da önemli kılıyor' diye konuştu. SESİMİZ BİR OLMALI Sosyalist Feminist Kolektifi'nden Hülya Osmanağaoğlu, AKP'li Rize Belediye Başkanı'nın Kürt kadınlarını aşağılayan açıklamalarının milliyetçilik ve cinsiyetçiliğin yan yana gelişinin bir sonucu olduğunu belirterek, 'Savaşın yeniden gündeme gelmesiyle Kürt kadın hareketini sindirmek amacıyla yürütülen kirli savaşın bir yöntemidir. Erkek egemen sistemin Kürt kadınlarını Türkleştirme yöntemidir. Diğer kadın kurumlarının da Kürt kadın hareketiyle birleşmesi gerekiyor' dedi. Pınar URAL İSTANBUL - DİHA-Günlük Gazetesinden |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| amargi, barış, dokh, egemen, erk-ek, kadın, kürt, mor çatı, savaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
